Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Bakara, 2:154. Allah yolunda öldürülenler için “ölü” demeyin. Onlar diridirler; lâkin siz farkında değilsiniz.

Yani yaratıcısı adına kullanılan her şey (can, ömür saniyeleri, bir elmayı yemek, bir tebessümde Allah’ın merhametini görmek) diridir. Güzel bir sesle, bize gösterilen bir tebessümle ya da yediğimiz bir meyve ile ilişkimizi Allah adına, yani Onun isimlerinin tecellisini okuyacak şekilde kurarsak, Baki isimleri tanımamız itibariyle öldürdüğümüz bu an ebediyet kazanmış olacaktır. Ayet ikinci kısımda bu anların, seslerin, meyvenin vs diri olduğu eğitimini veriyor bize. “Siz farkında değilsiniz” derken de farkına varamazsınız mesajını veriyor değil, onların diri olduğunun farkına varacak şekilde bir hayat yaşayınız, o tarz bir eğitime giriniz diyor. “Allah yolunda öldürülenlerin diri olduğunun farkında olmadığınız bu durumdan çıkın” diyor. Evet, “burada bir elhamdülillah dersin, orada bir elhamdülillah yersin”.

Bakara, 2:155. Biz sizi biraz korku ve açlıkla, biraz mal, can ve ürün eksikliğiyle sınayacağız. Müjdele o sabredenleri!

Bu ayet bizim hayatımızı büyük oranda normal yaşayacağımız ama işte bazen de musibete düçar olacağımız anlamında anlaşılmamalı. Böyle anlaşılırsa hayatımızın her anı itibariyle bir imtihan olduğu, her saniye Rububiyetin terbiyesinde geçtiğimiz hakikatine uygun olmaz. Şu şekilde anlaşılmalı:” biz sizin gençliğinizi, hayat saniyelerinizi fenaya götürerek (eksilterek) sizi sınayacağız.” Ölüme gitme korkusu, firak acısı, aç, işsiz kalma korkusu vs. Buradaki sınama “habi seni imtihan ediyorum bakalım başaracak mısın” değil, bize hakikatimizi anlatma yöntemi. Aç kalma korkusu mu çekiyorsun, Rezzakını bul, ölüm, firak korkusu mu çekiyorsun, mutlak rahmete, hikmete, kudrete sahip yaratıcını bul. “müjdele o sabredenleri”. buradaki sabretme musibete karşı dişini sıkma değil. Sabredenler başına gelen şeyleri bu eğitimin bir parçası olarak görüp bu eğitime girenleri ifade ediyor. Müjdesi de bu eğitim sonucunda elde edilecek marifetullah ve iki cihan saadeti.

Önemli bir nokta: Hani hep deriz,Kuranı tarihselleştirmemek lazım. “Bu ayet bugün bana ne diyor” şeklinde yaklaşmamız lazım. Eğer Kuranı bizim belli bir halimize hitap edecek şekilde okursak aynı şekilde tarihselleştirmiş oluruz. Yani bu ayeti dün kaybettiğimiz bir eşyamız, ya da geçen hafta maruz kaldığımız bir hastalığa hitap edecek şekilde okursak yine tarihselleştirmiş oluruz. Tarihselleştirmemek demek her bir andaki bana hitap edecek şekilde okumam demektir.

Bakara, 2:156. Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “Biz zaten Allah’ınız, yine Ona döneceğiz” derler.

Buradaki musibet kelimesini bazı mealler bela şeklinde çevirmiş ki doğru değil. Daha doğrusu Türkçedeki günlük kullanımda böyle bir anlam kazanmış ama bildiğim kadarıyla musibet “isabet eden” demek. Yani musibet kelimesi klasik anlamda anlaşıldığı gibi insan nefsinin istemediği bir şey değil, hayatın her anını kapsayan bir şey. Şöyle desek yanlış olmaz gibi: Onlar, başlarına bir musibet (bir hastalık ya da insanın içini açan bir bahar manzarası) geldiğinde, “Biz zaten Allah’ınız, yine Ona döneceğiz” derler. Yani o hastalıkta ya da o manzarada Rububiyetin tecellilerini okurlar.

Bakara, 2:157. İşte onlar için Rablerinden bağışlanmalar ve bir rahmet vardır. Ve onlar, doğru yola ermiş olanların tâ kendileridir.

Önceki ayetlerde anlatıldığı gibi yaşayan insanların bulunduğu durumu anlatan bir sonuç cümlesi.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Abdullah Berâ

Yazar Hakkında:

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir.

Yazar e-posta: [email protected]

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın