”Allah’a İman” ile ”Meleklere İman” Arasındaki İlişki ve Fark

“Allah’a iman”ın “meleklere iman” ile ilişkisi var ve fakat “bağımsız” boyutları da var.

Neredeyse klasikleşmiş örnek, kitap:

Sayfaların biraraya getirilmesinden oluşan bir şeyin genel tanzimine bakıp, içerisindeki yazılanları okuyup, onların anlamlı olduklarını farkedip, ”Bu kağıt yığını bir kitaptır ve dolayısıyla bir yazarı ve bu yazarın şöyle şöyle özellikleri olması gerekir,” sonucuna ulaşmak doğrudur. İnsan bu sonucu onaylar.

Bir de bu kitabın cümlelerini okuyarak, yazarının ne gibi bir mesaj ilettiğini anlayarak, sanki yazarıyla “yakinen” tanışmak ve onu tanımak, onunla mana ilişkisine geçmek başka bir konudur. (Yazdılarımı ikinci okuyuşumda, “mana ilişkisi” ne demek diye bir soru geldi aklıma. Aşağıda bahsi geçen örnekler bu sorunun cevabını içeriyor, diye hissettim.)

Kitabın anlamlı cümlelerden oluştuğunu farketmek bir aşamadır ama o anlamlarla doğrudan ilişkiye geçmek çok daha başka bir aşamadır. Yalnızca derece farkı değil, mahiyet farkı vardır. Kainat kitabının cümlelerinin manaları, bilinçlidirler. Kendileriyle bilinçli ilişki kuran insanlarla bilinçli iletişime geçerler. Bu iletişim, insanın, onlardaki mananın bizzat kendisine konuşuyor olduğunu farketmesi ile tezahür eder. O takdirde, kitap yalnızca anlamlı cümlelerden oluşan bir kağıt yığını olmaz, bilinçli bir şekilde anlamlarını bilinçli insanlara ileten bir iletişim aracı, sanki bir konuşma unsuru olurlar. Kitabın bir yazarı olması gerektiği sonucuna ulaştıran anlamlı “görünüş” bir aşamadır, fakat bu anlamlar ile doğrudan bilinçli ilişkiye geçmek, melaikenin ve özellikle kainat ile gönderilen anlamları bize ileten “Cebrail”in (Ruh’un) bize “inmesi” (Tenezzelu’l-melaiketi ve’r-Ruhu,) meleklere imanın konusudur.

Örneği bir çiçeğe uygulayalım. Çiçeğin güzel, sevimli, alımlı yaratılmış olduğunu anlayıp, Yaratıcısının, Güzel Yaratıcı olduğu sonucuna ulaşmak bir imandır: Allah’a imanı gösterir.

Çiçeğin üzerindeki güzellik ile sevecen bir ilişkiye geçmek, onlarla konuşmak, insanda bıraktığı izlenimi bizzat müşahedeye dayalı olarak değerlendirecek bir iletişime geçmek ayrıdır. Çiçekteki güzelliğin bilinçli temsilcileri olan meleklerin, “Güzel Yaratıcının bilinçli temsilcileri” olarak iletişime geçmeleri, yani meleklerin o kişiye “inmesi” (tenezzül etmesi,) meleklere imanın meyvesi, neticesi anlamını taşır. Bu takdirde meleklere imanın tesiri, onlarla bilinçli ilişkiye geçen insanda tezahür eder.

Örneği biraz daha canlandıralım: Çok sevdiğiniz annenizden size ulaşan bir telefon konuşmasını ele alalım. Telefon numarasını ekranda görüp sesini işitince, sesi tanıyıp vs aracılığı ile telefon eden kişinin sizin anneniz olduğunuzdan emin olmanız ayrıdır. O ses aracılığı ile size ulaşan annenizin sevgisini, şefkatini bizzat o sesin aracılığı ile iletişime geçerek anlamanız, hissetmeniz, yaşamanız vs ise ayrıdır. Farkında mıyız, o ses, yalnızca ses değildir, doğrudan bir iletişimdir. Bu iletişimdeki sesin kendisinin bir de bilinçli olduğunu düşününüz. Melekler irade serbestisine sahip olmasalar da bilinçli yaratıklardır. Kainatı böyle bir bilinçli varlıkların ilanat yaptıkları yer olarak algılamak ve bu algılama doğrultusunda kainat ile iletişime geçmek gerekir. Bilinçli bir temsilciler ile temsil edilmeyen manaların insan için çok bir değeri olmaz.

Vefat etmiş olan annenin teybe kaydedilmiş sesini duyarak, “Ha, bu benim annemin sesidir” diye tanımak ayrıdır. Canlı bir annenin size yaptığı konuşmanın içerisindeki şefkat ile sizinle yapılan iletişimi bizzat hissetmek ayrıdır.

Kainatın düzenli, anlamlı bir şekilde var olduğunu anlayıp, bunun bir Mutlak İradeye sahip yaratıcısı olduğunu tasdik etmek, Allah’a imanın temellerini oluşturur. Kainatta muşahede ettiğimiz bu anlamlı yaratılışa bakarak, bu anlamları sanki kendi dünyamıza taşıyan bir ilişime girmeden, hariçte tezahür eden özellikler olarak algılayarak, bu anlamlardan Yaratıcıya ait özellikler (Esma veya Sıfat-ı İlahiyi) çıkarmak ve dolayısıyla Yaratıcıyı Esmasıyla tanımak, “Allah’a iman”ın konusudur. Meleklere iman ise, bu tanıma ile bağlantılıdır, ama ayrı bir işlemler zincirini içerir.

Kainattaki şahitlerin bilinçli şehadetine muhatap olacak şekilde değerlendirilmesi, meleklere imanın bir meyvesidir. Yani, mahlukatı bilinçli ilancılar olarak görmek, onlarla iletişime geçmek, onlarla sevişip kaynaşmak, duygularımızı onlara açmak ve onların bize sunduğu manaları duygularımızla tanıştırmak, meleklere iman etmenin temellerini oluşturur.

Allah’a iman ve Meleklerle iman, imanın iki ilişkili ve fakat ayrı unsurlarıdır. Bir binanın temel kolonları gibi, birbirleriyle ilişkisi kesinlikle vardır ve fakat herbir kolon ayrı bir unsurdur.

İmanın altı rüknü birbirine bağlıdır, fakat herbiri ayrı bir “rükün”dur. Bu ayrılığı farketmekten bahsedildiği anlaşılmıştır, inşaAllah.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Kainat ve İnsan
Ali Mermer

Yazar Hakkında:

Dr. Ali Mermer, halen New York Şehir Üniversitesi, Queens'te Din Görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın