Bir asâ-yı Mûsa’dır oruç

Bir asâ-yı Mûsa’dır oruç. Dokunur dokunmaz, sihirleri bozdu, büyüleri yutuverdi.

Sanırdın ki ekmek doyurur seni; doyuramazmış meğer; oruçla gördün işte. Çaresiz kaldı lokmaların cümlesi. Sanırdın ki su kandırır seni. Kandıramazmış meğer; sular yetişemezmiş dudağına. Oruçla işin aslını gördün şimdi. Su vazgeçti iddiasından. Sanırdın ki, dostlar giderebilir açlığını ve susuzluğunu; onlar da çaresiz şimdi. Ne etseler, ne yapsalar, ne kadar çırpınsalar, sana yardımcı olamıyorlar. “Kimsenin kimseye faydası yok; O izin vermedikçe.” Elleri kolları bağlandı dostların, anne babanın, evladın. Sanırdın ki parasını verince hak ediyorsun sahip olmayı. Hayır; hiç de öyle değilmiş; oruç gösterdi sana. Elinin altındakiler senin değilmiş. Mutfağına koyduklarının, buzdolabında beklettiklerinin sahibi sen değilmişsin. O izin verdiği için sana indirilmiş her nimet. Sanırdın ki dudağın senin, dilin senin, damağın senin, gırtlağın senin, elin senin. Bak dokununca oruç, tıpkı asâ-yı Mûsa gibi, dağıldı sihir, bozuldu büyülü görüntü. Dudağına izinsiz dokunamıyor bir damla su bile. Sen sana ait değilmişsin. Sen değilmişsin bedeninin sahibi. Bıraktı Mûsa asâsını ve sona erdi gözbağlayıcılıkların hepsi.

Gördün mü gerçeği? Ne mutlu sana ki oruç gözlüsün şimdi.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Yansımalar
Senai Demirci

Yazar Hakkında:

Bugün doğdu, ömrünü bugün biliyor. İlk taze nefesini bugün aldı. Sonunu sonsuzluğa göre hazırlamaya çalışıyor. Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın