Cevabin Sadeliği mi? Biz Kurban Etmedik mi?

Zamanla barışamayız genelde…onca şeyi elde etmek için çabalarız daha huzurlu ve mutlu olma adına ama hiç bir şey ana kucağında olma veya annenin dizlerinde uzanma sadeliğinde huzur vermez bizlere. Kalblerin sıkıştığı, duyguların kabardığı ve hatta gözyaşlarının ayyuka çıktığı anlar karmaşıklığın olduğu değil, sadeliğin kol gezdiği vakitlerdir. Aslında huzur ve mutluluk anahtarı bu sadelikde gizlidir. Lakin ne yazık ki özellikle modern diye adlandırılan bu dönemde bir çeşit pazarlama metodu da olan “karmaşık görünen daha kalitelidir” anlayışı sadelikte gizli olan huzurun anahtarını milyonlarca kapılar ardına kapatmamıza neden oluyor. Halbuki, bilginin ukalalığından sıyrılıp yaşadıklarını düşünse bu garip insanoğlu, sade bir kırmızı gülün nice manalar ifa ettiğine kendisinin bile şaşırmaması elde değil. Yareni mutlu eden sadece bir gül müdür yoksa gülün taşıdığı eşsiz mana mı?

İnsanın gerçekliğini sorgulama yolculuğu sadeliğin gücünden uzaklaştırılıp karmaşık ilişkilere mahkum edilmiş. Her ne kadar bunun sebebleri ana konumuz olmasada farkındalık oluşturma adına bir kaç noktaya değinmek gerek zannimça. Entellektüel olma veya edebi bir ifade de bulunma ancak karmaşık görünen cümleler ile mümkünmüş gibi bir algı oluşturuluyor. Veya içi boş bir çok kavram bilimsel görünme adına ana dili ingilizce olanların bile algılayamadığı ilginç karmaşık kelimeler ile sunuluyor. Güçlü görünme adına din alimlerden öğrenilir, birey kim ki düşünsün düstürüda ne yazık ki yok değil etrafımızda. İşte bundan dolayıdır ki hakikate açılan kapının sadeliğinden bahseden birilerini görünce şaşırıyor ve hatta bu basitliğin altında ezilip tepki gösteriyoruz. Ve belki üniversitede okuma, yüksek lisans veya doktora yapmanın bu sadeliği okumada ilk okulu mezunu anneme karşı bana pozitif bir katkı vermeme ihtimalini kaldıramıyor, okuma yazma bilmeyen dedemin domatesin sadeliğinde benden daha kaliteli bir şekilde huzurun şifrelerini okuyabileceği şokunu atlatamıyorum. Aslında bu hakikatler açıkça gösteriyor ki sade ve basit görüneni küçümseme yerine, onlar ile muhammet edilse, kesinlikle çok uzaklarda aranan cevaplar yanıbaşımızda bulunacak.

Bu farkındalık bir yaratıcının konuşması gerekliliğini tespit etmiş olana o konuşmanın ne ölçüde olacağınıda göstermiyor mu? Veya şöyle de sorulabilir, madem sade ve basit görünen bu kadar güçlü, o zaman Rabb benimle muhabbetini bu sadelik ve basitlikte kurmamalı mı? Kurmazsa yarattıyor olduğu bu düzen ile çelişki içerisine girmez mi? Ben daha kuran-ı okumadan kendi seviyemde basit ve sade anlatımlar bulabileceğim çıkarımını yapıyorum. Ve gördüm ki yanılmamışım. Bunca sorunun ışığında okuduğumuz Kuran, güçlü ve yüksek sesle bu sade ve basitliğe vurgu yapıyor. Mesela, Enam süresindeki (6/76) “Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:”Rabb’im budur” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem” dedi” ayetinde olduğu gibi bir çok yerde gözle görünen ve bizim gündelik hayatta alışa geldiğimiz nesne ve olaylara vurgu yapılmıyor mu? Güneş, ay, hayvan, bitki, ve insanlara bakıp sorgulama sadeliğinden kaçıp karmaşıklığın arkasına gizlenme acaba bir entellektüellik veya zekilik göstergesi midir? Yoksa aptallığımızın açıkça beyanı mı?

Ey derdi olan değerli kardeşim, kime veya neye küsüp kimden veya neden vazgeçtiğini farketme ve kendine itiraf etme vakti gelmedi mi? Herhangi bir meslekte başarısız olan bireyin çarpık ilişkilerine odaklanıp o mesleğe karşı tavır mı alırsın; yoksa o kişinin karmaşıklığını bir kenera bırakıp kendine o meslekte bir yol mu açarsın. Gerçekliğini aradığını iddia edenin karmaşık tutumuna odaklanıp kendi gerçeklik yürüyüşünün sadeliğini kirletme. Cevabın basitliğini sorunun karmaşıklığında kaybetmenin aksine sorunun karmaşıklığını cevabın basitliğine kurban etmen ve birilerinin tarafına geçme adına değil kendi gerçekliğine taraf olman duası ile kal sağlıcakla.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Kainat ve İnsan
Çetin Kürşat Bilir

Yazar Hakkında:

Çetin Kürşat Bilir, Atatürk Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu olup Amerika’da Indiana Üniversitesinde aynı alanda master yapmıştır. Şu an Purdue Üniversitesinde Matematik Eğitimi dalında doktora çalışmasını yürütmektedir. Bir matematik eğitimcisi adayı olarak hiç bir şeyin din denen kümenin dışında olmadığı ve bu din kümesi içindeki her şeyin anlamlandırılmasının sonsuz huzur için olmazsa olmaz olduğu kanısındadır. "soru sormanın namusu cevabı aramaktır" sözü ile yolculuğunu şekillendirmeye devam etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

1 Yorum - "Cevabin Sadeliği mi? Biz Kurban Etmedik mi?"

Geri izleme | RSS (Yorumlar)

  1. Yusuf dedi ki:

    Çok güzel söylemişsin kardeş Allah razı olsun.

Fikrinizi Paylaşın