Feryat ne için edilir?

Nursi, 1911 yılında kaleme aldığı ”Muhakemat” adlı eserinin Giriş kısmında şöyle der:

”Şu fakir, garîb Nursî ki, “Bid’atüz-zaman” lâkabıyla müsemmâ olmaya layık iken, haberi olmadan “Bediüzzaman” ile meşhur olan biçare, tedennî-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad ü figan ederek, “Ah, ah, ah! Vâ esefâ!” der ki:

İslâmiyetin mağz ve lübbünü terk ederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve su-i fehim ve su-i edeple İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti ifa edemedik. Tâ, o da bizden nefret ederek evham ve hayalâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi.

Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyâtı usûlüne ve hikâyâtı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada tedip için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak, yine onun merhametidir.”

Link: http://erisale.com/#content.tr.13.17

Bu uzun iktibastan anladığımı şöyle özetleyebilirim:

– Nursi, kitabı kaleme aldığı 1911 yıllarında alem-i İslamın durumu için çok üzülüyor ve esefle feryat ediyor. Neden?

– İslamiyetin özü, esası terkedilmiş yalnızca dış kabuğu ile ilgileniliyor.

– Böylece Müslümalar İslamiyetin hakkaniyetine karşı terbiyesizlik edip layık olduğu ilgiyi göstermediler.

– İslamiyet de Müslümalardan nefret etti ve kendini onlardan sakladı. Geriye Müslümanların İslamiyetle olan ilgileri ancak vehimler ve hayallerle kaldı. Yani kendilerini Müslüman olarak vehmettiler ve hayal ettiler.

– Neden böyle bir sonuç çıktı?

– Müslümanlar İslamiyetin esaslarını, İsrailiyata karıştırdılar. Yani, Kur’an’ı literal okuyup alınması gereken mesaj yerine kelime anlamlarına bakıldı ve zahir manalarıyla yetinildi. (Yahudi alimlerinin Tevrat’ın mesajını literal olarak alıp, Tevrat’ı masal kitabına dönüştürme davranışının sonucunda oluşan bilgilere ”İsrailiyat” denir.)

– Kur’an’da anlatılan tarihî olayları veya Peygamber menkıbelerini yalnızca birer ”hikâye” gibi telakki edip, o menkıblerdeki akaide bakan yönlerinin, yani imanın esaslarının eğitimine dikkat edilmedi.

– Kur’an’da sıklıkla kullanılan mecaz ifadeler, içerdikleri hakikatlarıyla karıştırıldı. Teşbih ve mecaz içeren ifadelerin hakikatlerinin anlaşılması için Kur’an okunmadı.

– Kur’an da, Müslümaları cezalandırıp, sanki, ”Ne haliniz varsa görün, madem benden faydalanmıyorsunuz, ben de sizi nefsinizle başbaşa bırakıyorum. Nefsiniz de sizi ancak zillet ve sefalete götürür. İste haliniz ortada!” diyerek Müslümaları terketti.

– Eğer bu yürekler acısı durumdan kurtulmak istiyorsanız, dönün, tövbe edin, Kur’an’ı layık olduğu şekilde çalışın ve kendinize onun hakikatlarını rehber edinin, masallaştırmayın, hikayelestirmeyin, mecazlardaki hakikatleri, bulunduğunuz çağın aletleri veya imkanları ile anlamaya çalısin. Bu takdirde Kur’an’ın merhameti, yani Kur’an’ın bize takdim ettiği hakikatlardaki rahmet bize ulaşacak.

– Kendi şahsî hayatında karşılaştığı problemlerden dolayı şikayetçi olanlar veya Müslümanların içine düştüğü hallerden dolayı üzüldüğünü zannedenler, ”Müslümanların derdiyle ilgilendiği” zehabına kapılarak hergün televizyon karşısında veya gazete, internet haberleriyle saatlerini harcayanlar veya kendi aralarında hep bunları konuşanlar için çok önemli bir hatırlatma var burada.

– Dersimizi aldık inşaAllah.

Ne için feryat edecek mişiz? Kur’an’ı anlamak için, ona hakkıyla muhatap olmak için değil de, başka kaygular taşıyan ”zamanlarımız” için feryat edecekmişiz.

İnşaAllah, istiğfar etmemize vesile olur.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Ali Mermer

Yazar Hakkında:

Ali Mermer, halen New York Şehir Üniversitesi, Queens'te Din Görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

1 Yorum - "Feryat ne için edilir?"

Geri izleme | RSS (Yorumlar)

  1. suleyman dedi ki:

    zaman akıyor. hayat israf ediliyor. yiyin için ama hayatınızı israf etmeyin zira ecel gelip çattıktan sonra yalvarmalar yakarmalar ve pişmanlıklar boşunadır artık. Allah dünyayı Şeytan ise düzeni kurdu…iyi kötü 1910 lu yıllara kadar din düzeni ıslah için uğraştı durdu. sonraki süreçte ise din düzen üzerindeki etkinliğini iyice kaybetmeye başladı. Üstadın da zikrettiği üzere ambalaj dindarları içeriği iyiden iyiye unutarak simgesel kavgaların içerisine girdiler düzen içinde…Belli bir tarih verememekle birlikte uzunca bir dönemdir din düzeni ıslah etmek yerine düzenin bir parçası ve destekçisi haline getirildi. düzen artık tek din tek dil tek millet tek para tek ilah noktasını dayatmaya başladı…teklik Allah’a mahsus iken düzenin dayattığı tekliğin Allah olmadığı çok sarihtir. Biz Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’i okumadan hafız vaiz olur eski ve yeni ahitteki yazılanları okumadan alim menkıbeci olur çıkarız…Allah hidayet versin 

Fikrinizi Paylaşın