Göklerin ve Yerin İlahı

Bir müzakere esnasında aşağıdaki ayeti göndermişti Ali Abi.

Yani ozetle, Allah’i goklerden birazda yere indirmek lazim galiba…

وَهُوَ الَّذِي فِي السَّمَاء إِلَهٌ وَفِي الْأَرْضِ إِلَهٌ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ

“Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O’dur Hakîm, O’dur Alîm.” Zuhruf (43): 84

Allah’ı dünyamıza taşımamızın gerekmesini bu ayet zahiri anlamıyla bize ders veriyor.

Bir de ayette işari bir ders daha var sanki. Ama bu dersi dile getirmeden önce kısa iki nokta:

İlk olarak M. Ali abinin eski sohbetlerden birinde yaptığı bana mantıklı gelen şu mealde bir yorumunu hatırlıyorum.

Biz mesela “Portakal” yazısını gördüğümüz zaman hiç bir zaman aklımıza “Portakal” yazısınındaki mürekkeplerin durumu, netliği, vs gelmez. Bu yazıyı gördüğümüz zaman ilk aklımıza gelen tadıyla, kokusuyla, güzelliğiyle portakal meyvesidir. Yani önce mürekkeplerden oluşan yazıyı gördüğümüz bir birinci aşama, sonrada meyveyi düşündüğümüz ikinci bir aşama yoktur. Aynen öyle de, bir çiçeğe baktığımız zaman doğrudan aklımıza o çiçekteki rahmet, hikmet, cemal vs gibi yaratıcısını tanıtan özellikler gelmelidir. Yani ben önce kendi varlığıyla bir çiçek göreceğim, sonra o çiçekteki tecelli eden yaratıcısının özelliklerini tefekkür edeceğim değil.

Verdiğimiz örnekte “Portakal” yazısını görünce önce mürekkeplerin belli şekilde bir araya gelmesini görür, daha sonra meyveyi düşünürsek, “Portakal” yazısına önce manay-ı ismiyle (yani kendisini gösterecek şekilde) bakmış, daha sonra ise o mürekkep dizisinin ifade ettiği manayı görmüş oluruz (manay-ı harfiyle bakmış oluruz). Bir çiçeğe bakarken de önce çiçeğin varlığını görür, sonra çiçeğin Sanatkarının çiçek aynasında yansıyan özellikleri görürsek, çiçeğe önce manay-ı ismiyle, sonra manay-ı harfiyle bakmış oluruz.

İkinci olarak sema kelimesine bir şeye manay-ı harfi ile bakmak gibi bir anlam vermiştik. Yani mesela çiçeğe manay-ı harfiyle bakarak o çiçekte tecelli eden merhameti, cemali… gördüğümüz zaman, o çiçeğin semasına çıkmış oluyoruz. Meleklerin göklerde (semada) bulunduğuna dair ayetler (Nahl, 16:49Necm, 53:26 gibi) bu yorumla uyumlu görünüyor. Eşyanın seması, o eşyanın melekutiyeti çünkü. Yani manay-ı harfi ile baktığımız zaman eşyaya, eşyanın semasına ulaşmış, o semada yaşayan meleklerle (mana ile) görüşmüş oluyoruz. Daha doğrusu, zannediyorum bu kelime semavat (çoğul kelime) olarak geçiyor Kur’an’da. Çünkü eşyada yaratıcısının tek bir özelliği değil, farklı boyut ve birleşimlerde bir çok ismi tecelli ediyor. Yer ise tek. O da eşyanın manay-ı ismi ile görünen, kendisine bakan yönü.

Zuhruf (43): 84 ‘e geçecek olursak… “Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O’dur Hakîm, O’dur Alîm.”

Ayet diyor ki, eşyaya baktığınız zaman portakal örneğinde bahsi geçtiği gibi doğrudan o eşyada tecelli eden esma-ı ilahiyeyi okuyun. Çünkü Allah göklerin (eşyanın semasının) ve yerin (eşyanın yanlış bir şekilde birinci aşama olarak muhatap olduğunuz manay-ı ismi dediğiniz ve kendisine bakan yönünün de) Rabbidir. Araya bir birinci aşama koymayın. “Önce portakalı görüyorum” dediğiniz portakalın Rabbi de odur. Yani size yer gibi gelen yönünün.

Şimdi bu hata o kadar vahim bir hata olmalı ki Kur’anda yüzlerce farklı ayette insan bu hatayı yapmaması konusunda uyarılmış.

Mesela

“Eğer inkar ederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlar Allah’ındır.”

“Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini…”

“O, göklerde de, yerde de (tek) Allah’tır.”

Bu ayetlere toplu olarak şuradan ulaşabilirsiniz. Bu linke göre insan 181 kez bu şekilde uyarılıyor.

Yukarıdaki 181 ayette ilginç olan ve bahsettiğim vurguyu daha da kuvvetli bir şekilde yapan bir ayet de şu:

Hicr, 15: 85 – “Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa’at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.”

Yani eşyanın semasına ulaşmadan önce araya hiç bir basamak koymayın diyor ayet. Arada boşluk kesinlikle yok.

Allah’u A’lem.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Abdullah Berâ

Yazar Hakkında:

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir.

Yazar e-posta: [email protected]

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın