Kur’an’ın Belağatındaki Mana Katmanları

“İrade-i cüz’iyeyi ve tasavvur-u basiti âciz bırakan kelâmın yüksek tabakası şudur ki: Mütedâhilen müteselsil olan makasıdın taaddüdü ve mütenasilen murtabıt olan metalibin teselsülü ve netice-i vahideyi tevlid eden asılların ictimâı ve herbiri ayrı ayrı semere veren füru-u kesirenin istinbatına istidad veya tazammunu iledir.” Muhakemat, 2. Makale, 9. Mesele

Ayetlerin açıklanmasında, batınilik kadar zahirilik tehlikesi

İnsan iradesini ve yüzeysel (sathi) düşünceyi aciz bırakan, bir sözün birden fazla maksada ulaşmak için bir çok anlam katmanlarını içerecek bir belağata sahip olmasıdır. Kur’an’ı her bir ayetinde bu tür belağat vardır diye okumak lazım.

İnsanın Yaratıcısının Kur’an ile insana konuşmasındaki maksatları özetle şöyle sıralayabiliriz:

  1. İnsana Yaratıcısını tanıtmak (tevhid),
  2. Bu dünyanın fani olduğunu, bir başka ebedi olan dünyanın var olduğunu öğretmek (mead, ahiret hayatı),
  3. Elçileri vasıtasıyla insanlara konuşmak üzere mesajını gönderdiğini bildirmek (nübüvvet),
  4. İnsanı bu dünyada yaratmasından maksadın onu ebedi aleme hazırlanmak için bir eğitime tabi tutmak (ubudiyet),
  5. Bu dünya hayatınde zulme girmeden takip etmesi gereken adaletli davranışların programlarını göstermek (adalet) .

Kur’an’ın her bir ayetinde açık veya gizli bir şekilde bu maksatları ifade eden bir belağat tarzı uygulanmıştır.

Kur’an belağatının bu özelliğini istismar ederek sınırsız, kayıtsız, nedensiz, ilk akla gelen her türlü çağrışımı sanki ayetin manasının kapsamındaymış gibi algılayan yorumlara batıni tefsirler denir. Batıni tefsir yapan müfessirleri, mutlaka yanlış yapmıştır, şeklinde suçlamamak gerekir. Güzel açılımlara vesile olan görüş ve kanaatleri de vardır. Ama bu tür müfessirlerin, sınır ve kural tanımadıkları için Kur’an’ın maksadına girmeyen konulara dalan yönleri de vardır.

Batıni anlayışa kaymamak için ifrattan tefrite kayan anlayışlar da günümüzde çok hakimdir. Son zamanlarda, ısrarla zahiri manada kalarak “Ayetin zahiri kelime anlamı ne diyorsa onunla yetineceğiz” diyen zahiri müfessirler, batıni müfessirlerden çok daha artmış durumdadır. Batıni müfessirler uzun süre eleştirildikleri için kendilerini savunacak mesnetleri kalmadı, mağlup düştüler ve toplumun gözündeki değerlerini genellikle kaybettiler, dolayısıyla tehlikeli olmaktan tamamen olmasa da büyük oranda çıktılar.

Bu kez de zahiri tefsirciler ortalığı istila ettiler. Günümüzde özellikle dini meselelerde yüzeysel kalmayı tercih edenler, ayet-i kerimenin ilk zahiri manasına dikkate alarak yani Arapçasından anladığı kadarıyla yahut Arapça bilmiyorsa Türkçe ve başka dillerdeki tercümelerine bakıp “Bu ayet böyle söylüyor, lamı cimi yok, açıkça bunu söylüyor” diyerek kestirip atıyorlar. Kur’an’ın eğitimini ve belağatını basite alma hastalığı bu devirde çok hakim olmaya başladı. Bu nedenle Said Nursi’nin Muhakemat adlı eserinin okunmasının ihtiyacı ortadadır. Kur’an’ın belağatı basite alınacak bir konu değildir. Çünkü hem hakikate aykırıdır hem de Kur’an’ın belağatıyla taşınan mesajlara. Her bir ayet-i kerimede, birçok mana taşıyan tebliğler vardır ve zaman değiştikçe Kur’an’ın manaları katman katman, katmer katmer açılır. Muhataplarının kendi şartlarına göre ve her türlü ihtiyaçlarına her an cevap verecek özellikte rehberlik yapar.

Tek maksattaki mana katmanları

“Mütedâhilen müteselsil olan makasıdın taaddüdü ve mütenasilen murtabıt olan metalibin teselsülü ve netice-i vahideyi tevlid eden asılların ictimâı ve herbiri ayrı ayrı semere veren füru-u kesirenin istinbatına istidad veya tazammunu iledir.”

Dokuzuncu Meselenin üzerinde durduğu en önemli nokta, mütedahilen müteselsil yani birbiri içerisine girmiş, iç içe daireler şeklinde olan maksatların taaddüt ediliyor olmasıdır. Bu konunun anlaşılması, Kur’an’daki önemli bir belagat unsurunun netleşmesine vesile olacaktır.

Küçük bir şekille maksattaki birliği anlamaya çalışalım: Büyük bir daire çizelim, onun için biraz daha küçük bir daire, onun da içine daha küçük bir daire, onun içine daha da küçük daireler şeklinde sonsuza açılan daireleri hayal edelim. Burada maksat birdir fakat her bir düzeyde o maksat değişir. Bir kimse Kur’an’ı okur, kainatın bir Yaratıcısının olması gerektiği sonucuna ulaşır ve bu doğru bir maksattır. İkinci defa Kur’an’ı tekrar okur, genel bilgisiyle birlikte bu kez “Sadece kainatın bir Yaratıcısı olması gerektiği sonucuna ulaştırmak için benimle muhatap olmuyor aynı zamanda O Yaratıcının tek ve eşsiz olması gerektiğini de anlatıyor” maksadına ulaşır. Üçüncü okuyuşunda tek olan Yaratıcının mutlak olması gerektiğine, dördüncü okuyuşunda Mutlak Yaratıcının özelliklerinin de mutlak olması gerektiğine, beşinci okuyuşunda mutlak olduğunu algılayacak özelliklerle insanı donatarak yarattığına, altıncı okuyuşunda ise insanın donatıldığı ölçücüklerle Yaratıcıyı tanımak üzere eğitime tabi tutulduğu, maksadına ulaşır.

Son maksat, ilk maksat olan “kainatın bir Yaratıcısının olması mutlak zorunluluktur” sonucundan başka bir şey midir? Hayır, değildir. Son maksat birinci maksada aykırı mıdır? Kesinlikle değildir. Sonuncu maksatla birinci maksat aynı mıdır? Asla değildir. Maksat içindeki maksat katmanları bu şeklide anlaşılabilir. İnsan, bu şekilde kendisini nasıl kullanması gerektiğini öğreten bir konuşma olarak Kur’an’ı okur ve algılamış olur. Mütedahilen müteselsil olan maksadın teaddüdü, birbirinin içerisinde çok değişik maksat katmanlarının olduğunu bilerek Kur’an’a muhatap olmak anlamına gelir.

“Mütenasilen murtabıt olan metalibin teselsülü” cümlesine göre hem değişik katmanlar var hem de o katmanlar birbiri ardı sıra geliyor, silsile halinde birbirini takip ediyor. Ama bu takip etmenin önemli bir özelliği mütenasilen olması yani aralarında organik bir bağın bulunmasıdır. Birinci kademe gerçekleşmeden ikinci katman olan maksada, ikinci kademe gerçekleşmeden üçüncü katman olan maksada ulaşmak mümkün değildir. Bu nedenle Kur’an tekrar tekrar okunmalıdır ama ezbere okuma anlamında değil. Kur’an anlamak ve muhatap olmak için okunmalıdır. “Arapça bilmiyorum, gramer bilmiyorum, Arapça öğrenmeye ne vaktim, ne takatim var, o nedenle benim bundan faydalanmam mümkün değil” şeklindeki mazeretlere sığınılmaz. Kur’an’dan faydalanmamız mümkün ama sabırla Kur’an’ın bu maksatlarını katmerli bir şekilde açıklayan tefsirleri tekrar tekrar inceleyerek, anlama maksadıyla okuduğumuzda vukufiyetimizin arttığını görürüz.

Pages12345
Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Ali Mermer

Yazar Hakkında:

Dr. Ali Mermer, İngiltere Durham Üniversitesi'nde İslam Araştırmaları alanında doktorasını tamamladı. Kendisi şu anda New York Şehir Üniversitesi, Queens'te Din Görevlisi olarak çalışıyor. Ayrıca, çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

1 Yorum - "Kur’an’ın Belağatındaki Mana Katmanları"

Geri izleme | RSS (Yorumlar)

  1. Yusuf dedi ki:

    Allah Razı olsun Çok iyi özetlemişsiniz.Bu usule çok ciddi ihtiyaç var.Aytıntılarda insanlar birşeyler söyleyebiliyorlar ama bütünün krokisini çizmek kolay değil Allah size ihsan etmiş. Said Nursiyi ciddiyetle okumuşsunuz. Bize de anlatıyorsunuz.  Allah razı olsun.

Fikrinizi Paylaşın