Mirac ve Namaz

Bugün Cuma hutbesinde imam miracdan bahsetti. Rasulullah’ın (s.) miracdan bize hediye olarak namazı getirdiğini anlattı. “Hakkıyla kılınan namaz mü’min’in miracıdır” dedi ila ahir…

Namaz bir insanın gittiği bir yerden dönerken tanıdıklarına hediye getirmesi gibi anlaşılmamalı kanaatimce.

Namaz bir sonuçtur.

Rasullah’ı miraca götüren ve o mirac sonunda namaza ulaştıran bir süreç var ve benzer bir süreçten biz de geçmeliyiz.

Hüzün senesi olarak adlandırılan yılda müşriklerin boykotu, Rasulullah’ın (s.) iki oğlunun, Ebu Talib’in, eşi Hatice’nin vefatları, Taif’te yaşadıkları… Artık Hz. Yunus’ta olduğu gibi esbab bilkülliye sükut ediyor ve Rasulullah’ın (s.) marifetullah yolculuğunun zirvesine ulaşma zamanı geliyor. Bu yolculuğun zirve noktasıdır Mirac. Ve bu yolculuk sonucunda kendisine namaz verilmiştir. Mirac seviyesinde Yaratıcısını tanıyan ve bu tanımışlığı karşısında muhabbetini, haşyetini ifade etmek isteyen Rasulullah’a (s.) bedenen de kendisini ifade edebileceği namaz hediye edilmiştir.

Evet,

İbadetin mânâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rahmet-i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir.” 9. Söz’den

Günlük hayatımızda yaşadığımız miracların bir sonucu olmalıdır namaz. Öğleye kadar marifetullah yolunda ilerleyen, esbabın bil külliye sükut ettiğinin idrakine varan (çünkü kolunu bile kendi kaldırmıyor), kendi miracını yaşayan bir insanın, minnet duygusuyla dolması ve bunu nasıl ifade edeceğini merak etmesi karşısında vahiy ve sünnet gelir ve der ki “namaz kıl”. Peygamberin mü’min’lere namazı getirmesinin hakikati ortaya çıkar. Mirac sonunda gelir namaz. Namaz miracın sonunda kulun kendisini ifade etmesidir.

Kul öğleye kadar mevcut kapasitesini tam kullanarak miracını tamamlar ve bu mirac kadar bir kulluk ifadesi olarak namazını kılar.

Öğle namazını kılınca miracdan döner insan. Ve sonra öğleden önce ulaştığı noktadan daha da yükseğe çıkmak üzere yeniden miracı yaşamaya başlar. Bu ikinci mirac sonunda bir öncekinden daha ileri bir seviyede minnetini ifade etme duygusu dayanılmaz hale gelince ikindi namazı ile hislerini ifade eder. Ve bu yolculuk devam eder gider.

Aynen bir merdivenle göğe yükselmek gibi. Namazlar, bu yükselişte dinlenme yerleridir. İnsanın soluklandığı ama bu esnada yükselişine devam ettiği… Aktif dinlenme yani…

“âbid namazında der: “Eşhedü en lâ ilâhe illâllah.” Yani, “Hâlık ve Rezzak Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz; hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur” diye itikad (idrak) ettiğinden, herşeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar.” 3. Söz’den

“Kulun Rabbine en yakın olduğu yer secde halidir.” Kulun öğleye kadar yaptığı tefekkürün kendisini ulaştırdığı en son noktadır öğle namazındaki secdesi.

Miracı idrak etmek, miracın, yani yaratıcıyı tanıma yolunda ilerleme sürecinin nümunelerini kendi dünyamızda yaşamak demek olsa gerek.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Abdullah Berâ

Yazar Hakkında:

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir.

Yazar e-posta: [email protected]

Diğer yazıları için tıklayın.

1 Yorum - "Mirac ve Namaz"

Geri izleme | RSS (Yorumlar)

  1. tuna dedi ki:

    Allah razı olsun. Her vakit her namaz bu bakış açısıyla başlamak ne güzel olsa gerekir. Rabbim her daim bu bilinç üzere eylesin hepimizi. Siteniz ve yazılarınız dar çevre ve küçük bir yerde yaşayıp sohbet imkanı bulamayan kendim için bir nefes oluyor.

Fikrinizi Paylaşın