“Musibet zamanı uzundur” derler – I

Ancak avamın anladığı gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil uzun bir ömrü netice verdiği için uzundur. Demek, musibeti uzun bir ömrün anahtarı ve şifresi gibi kullanabilmek gerek.

Zira, 2:156  الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ  Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. 
ayeti gereği bir musibet gelince, varlığımızdaki her bir hissiyatın Ona döndürülmesi gerektiğini bilenlerden olmaktır iman etmek. Bendekini, Ondandır diye bilmek ve Ona dönecek şekilde okumak. Dolayısı ile, ölenlerin arkalarından değil canlıların hayatlarına okunmalı bu ayet — ve de uygulanmalı. Hayatın hayatı ancak böyle bir rücu ile mümkündür. Veya böyle bir rücuyu yapalım diye hayattayız.

Ve de كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ (Her şey helâk olup gidicidir, Ona bakan yüzü müstesnâ.) sırrınca, olup biten herşeyin ancak Ona bakan vechesi bize uzun bir ömrü verebilir; veya o vecheyi görebildiğimizde, ebedi bir hayata mazhar olacak bir anlayışı kendi dünyamızda yaşayabildik anlamındadır.

Demek, bütün mesele “oku”makta. Kainat, büyük bir kitap, insan ise küçük bir kainat. Kainatta yazılanı insan kendisi ile okur veya okumalı.

Kainat, kun emrine uymuş varların hepsi. Varlık, mutlak hayr; adem/yokluk ise, mutlak şer. Demek ki, kainatta şer yok. Şer nerede? Şer insanın kisbinde. Çünkü halk-ı şer şer değil, kisb-i şer şerdir. Kisb, insanın tutumudur veya varlık yorumudur.

İnsanın varlık karşısında takındığı tutumdan ya hayr çıkar ya da şer. Kainatın vechesini, varlığa “rücu” ettirirse onda hayrı görür, yök ademe yorarsa onda kendisi için şer olur. Binaenaleyh, aynanın hangi yüzüne bakarsan o yüzdeki tecelli ile karşılaşırsın; kendin için ya cenneti ya da cehennemi seçersin. İşbu sebeple ahiret, insanın seçtiklerinden bina edilir ve de sırat, burada geçilir.

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!) diyerek var edilmiş olan her hal karşısında Onun o şeyden muradının ne olduğunu keşfetmemiz gerek. O ne ki murad etti onda bir rahmet vardır; çünkü O Rahman olan Rabbul alemindir.

Her yaratılışta benden Ona geçebilirsek eğer, orada bir Rahmetin şahitliğini yaparız ve onun şehidi oluruz. Şehitler asla ölmediği için de, musibetten uzun bir ömür çıkar vesselam.

Yazının Devamı: 

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Mehmet Ali Akgün

Yazar Hakkında:

Dini, insanın kendi gerçeği olarak tanımlamayı doğru buluyorum; dolayısıyla din ve getirmiş olduğu her türlü tanım, hayatın üzerine ekstradan konulan aksesuarlar değil, aksine, olmazsa olmaz kavramlardır demek çok insani bir tavır ve bana çok tatmin edici geliyor. Hal böyle iken, İslamiyet'i de insanın kendi gerçeğini teslim etmesi olarak tarif etmek mümkün. Böylece dinin neden fıtrat dini olduğu ortaya çıkıyor. Bu bağlamda yapılan "dini" sohbetlerden hoşlanan birisi olarak katıldığım ortamlarda dikkatimi çeken bazı noktaları bu sitede ilgilenenlerin dikkatine sunmaya çalışacağım. İnşallah yararlı olur. Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın