Paha biçilemez maden: Sadaka

“Malımızı mı temizlememiz gerekiyormuş, kötülükten falan mı koruyormuş, tam da ne olduğunu içselleştiremedik ama verilmesi gerekiyor diye biliyoruz” diye başladı sadakayı anlamlandırma muhhabettimiz. “Allah rızası için yapıyoruz ama Allah’a inanmadığı halde bu işi bizden iyi yapanlar da var, fark nerede?” diye ard arda sorular birikti masamızda. Duygularımızın duyduklarımız karşısında tatmin olmayışını haykırmasıydi bizi bu masaya oturttan. Yani akil tatmin olmuyor, kalb huzura eremiyordu. Baskasindan transfer ettiğimiz Allah için değil, varolması gerekliliğinden emin olduğumuz Allah adına bir düşünce fırtınası başlattık. Gerçeğini arayan bir kaç yolcu neyin karşılığında neyi satın aldıklarını merak etti ve eğer sende merak ediyorsan muhabbete hoş geldin.

Konunun anlamlandırılması ve tartışmanın verimliliği açısından öncelikle gel sadaka terimini tanımlayalım. Sadaka köken olarak doğruluk ve dürüstlük anlamına gelen sıdk kelimesinden türemiştir. Doğruluğumuzu yansıtacağımız fiillerin neler olduğuna gelmeden önce doğruluk ile neyin kastedildiği üzerine konuşacağız. Sadaka köken olarak doğruluk ve dürüstlük anlamına gelen sıdk kelimesinden türemiştir

Hatırlamakta yarar var ki; bizler, yaratıcı ve yaratılmış olanla ilgili acizane bir tahkik ve tasdik  yolculuğu sonucu şu an ki seviyemiz ölçüsünde kelime-i şehadet ile bir duruş sergileyip sonrasında burda bir anlamlandırma çalışması yapmaya niyetlendik. Malum, daha dünyanın şekli gibi temel bir konuda hemfikir olmayan bizlerin dünyadaki coğrafik olayları anlamlandırmada çokda başarılı olamayacağı aşikardır.

Gel şimdi bir misal ile doğruyu anlamlandırmaya başlıyalım. Diyelim ki ben senden gelip bir sandalye ödünç alsam ama sonra bilinçli olarak o sandalyeyi kırsam, ne olur? Sen bana sandalyeyi neden vermiştin, ben ne yaptım? Doğru olan sandalyeyi veriliş amacına göre kullanmamdi değil mi? Mesela eve gelen misafirime oturması için verebilirim ama sandalyeyi parcalayip onu atese odun edemem. Hatta ihtiyacı olan başka birine senden habersizce hediye edemem. Yani özünde yaptigim iş iyi bir şey olsa dahi elimdeki nesneyi veriliş amacı dışında kullanamam. Eğer kullanırsam doğruyu yapmak demek yaratılmış olanı yaratılış gayesine göre kullanmaktıryanlış yapmış olurum. Demek ki doğruyu yapmak, yani iktisatli olmak, demek yaratılmış olanı yaratılış gayesine göre kullanmaktır. Iyi niyetli olsam dahi yaratılmış olanda yaratıcıyı görmediğim her an (yani sandalyeyi veriliş amacı dışında kullaniyor olmam) yanlış yapmış yani israf etmiş oluyorum. Sandalyenin sahibine karşı mahçup olmakla kalmiyor ayni zamanda da benim gibi aciz olanlardan ya minnet bekliyorum ya da onlarin minneti altina giriyorum. Bedenen büyüyor olsamda ruhen kücülüyor, tabiri caizse boguluyorum.

Demek ki sadaka günlük hayatın koşuşturmasına kapılan biz insanlara tasdik ettiğini söylediği gerçekliği hatırlatma için önemli bi uyarı, belkide bulunması zor bir yardımcıdır. Özellikle kendi malından, ilminden ve vaktinden verilmesi önemlidir. Çünkü insan yaratılmış özelliği gereği kendi dünyasına değmeyen şeyleri derinlemesine hissedemez ve gerçek düşüncesini ortaya koyamaz. Bu yüzdendir ki günlük hayatta çoğu zaman “bekara karı boşamak kolaydır” cümlesini çokça duyarız. Kendinden gitmedikçe gidenin köklü bi değişikliğe neden olamaycağı aşikardır.

İşte kelime-i şehadet ile “benim olan hiç bi şey yok, her şey senin” deyişimin günlük hayat koşuşturması ile perdelenmesine engel olan şey sadakadir. Para ve yemek yardımı sadakanın sosyal hayattaki düzeni sağlama yönünden dolayı öne çıkmış olabilir ama açıkça gördük ki madem sadaka doğru olanı yapmak yani her şeyde Rabb ile sohbet etmektir, o zaman biz her an yaptığımız her sey  ile sadaka verebilme potansiyeline sahibiz. Arabanın arkasına babam sağolsun yazmaktan milyonlarca kat öte Rabbim sağolsun dercesine güven ve ehemmiyet duygumuzu doyuruyoruz. Rizik biter, yanlız kalırız diye korkmamamız gerektiğinian yok ki olmasin sadaka, hic mümkün müdür ki sadik olan yükselmesin arşa öğreniyoruz. Sadaka ile yüreğimizde ve aklımızda bu dünya ya ait olanları temizliyor ve sadaka vasıtası ile inceliyor yani elifleşiyoruz. Bu anlam dünyası olmaz ise görünürde yardım ediyor olsak da ihtimaldir ki israf edelim, Hakk’i tanımak dururken, içten içe isyan edelim. Ve ihtimaldir ki sonlu olan için sonsuzdan vazgeçelim. Ey aciz ve fakir olan ben, verdiklerin ve aldıklarında, her an nefes alış ve verişinde, hakkı görmek ile sadaka ilacini dogru kullanmis, kendini anlamsız korkulardan ve gereksiz yüklerden kurtarıp bir semazen misali halka halka hakka yürüyor olarak bulabilirsin. Yeter ki uyunik ol. Rabbim sadakası bol, kazası az olanlardan eylesin.

 

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Kainat ve İnsan
Çetin Kürşat Bilir

Yazar Hakkında:

Çetin Kürşat Bilir, Atatürk Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu olup Amerika’da Indiana Üniversitesinde aynı alanda master yapmıştır. Şu an Purdue Üniversitesinde Matematik Eğitimi dalında doktora çalışmasını yürütmektedir. Bir matematik eğitimcisi adayı olarak hiç bir şeyin din denen kümenin dışında olmadığı ve bu din kümesi içindeki her şeyin anlamlandırılmasının sonsuz huzur için olmazsa olmaz olduğu kanısındadır. "soru sormanın namusu cevabı aramaktır" sözü ile yolculuğunu şekillendirmeye devam etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

2 Yorum - "Paha biçilemez maden: Sadaka"

Geri izleme | RSS (Yorumlar)

  1. özlem dedi ki:

    Sohbet havasında çoook güzel bir konuya değinmişsiniz Allah razı olsun ….

    • Çetin Kürşat Bilir Çetin Kürşat Bilir dedi ki:

      Rabbimin nasip ettiklerinden seviyemiz olcusunde paylasmaya calistik. Hakkinizi helal edin. insaAllah cumlemiz Rabb’in razi olduklarindan oluruz. Dua ve selam ile…

Fikrinizi Paylaşın