Ruhuna Fatiha

Hz. Âişe’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir: “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımda gecelediği her gecenin sonunda (Medine kabristanı) Baki’ye çıkar ve şöyle dua ederdi:
“Ey mü’minler yurdunun (kabristanın) sâkinleri! Allah’ın selâmı üzerinize olsun.Yarın meydana gelecek diye vadolunduğunuz şey (ölüm) size gelmiştir. Sizler, ölüm ile yeniden dirilme arası müddette bekletiliyorsunuz.İnşaallah bizler de sizlere kavuşacağız (sizler gibi öleceğiz). Allahım! Baki el-Ğarkad halkına mağfiret eyle!”

عن عائشَةَ رضي اللَّهُ عنها قالت : كان رسُولُ اللَّهِ ، صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم ، كُلَّما كان لَيْلَتها منْ رسول اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَخْرُجُ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ إِلى البَقِيعِ ، فَيَقُولُ : « السَّلامُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤمِنينَ ، وأَتَاكُمْ ما تُوعَدُونَ ، غَداً مُؤَجَّلُونَ ، وإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاحِقُونَ ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لأَهْلِ بَقِيعِ الغَرْقَدِ » رواهُ مسلم .

“Esselamu aleykum dara kavm-ı mu’minin.Ve etakum ma tu’adun ğaden mueccelun. Ve inna inşaAllahu bikum lahikun. Allahumme’ğfir li ehl-i Bak’i el-Ğarkad.” (Muslim rivayet etmiştir.)

Dikkat edilirse hadiste iki boyut var:

1- Kabri ziyaret eden kişinin kendi anlayışını kabir ziyareti vesilesiyle dile getirmesi: Kendi hakikatını idrakine vesile olması. Bu idrakin canlı bir şekilde hayatımızdaki etkisini görmeye çok muhatacız. Kabir benim için gayet hakikatli bir misaldir ki ben de bir gün bunlar gibi olacağım. Hadis açık bir şekilde ifade ediyor: ”İnşaallah bizler de sizlere kavuşacağız.”

Ayrıca benim kabristana gitmem ile dile getirme ihtiyacı hissettiğim bir vakıayı da apaçık orada gözlemliyor ve kendime hatırlatmak üzere dile getiriyorum: ”Yarın meydana gelecek diye vadolunduğunuz şey (ölüm) size gelmiştir. Sizler, ölüm ile yeniden dirilme arası müddette bekletiliyorsunuz.” Bu ifadeler açıkça benim kendi kanaatimi veya itikadımı dile getiriyor.

2- Kabri ziyaret edilen kişiler için Allah’tan mağfiret dilenmesi: ”Allahumme’ğfir li ehl-i…(hangi kabristanda iseniz oranın adı bahsediliyor (hayali değil, gerçek bir tecrübe!)”

Biz vazifemizi yapalım, vefat eden kişilerin mağfirete mazhar olup olmayacağına da Allah karar versin. Onların mağfiret edilmesi için Allah’tan niyaz etmem benim görevimdir. Ben görevimi yapıyım, sonucu Allah’a bırakıyım. Bu hadisten böyle bir görevin yapılması gerektiğini anlıyoruz ki, bana bakan yönüyle ben o kabirdeki kişinin mağfiret edilmesine muhtacım. Talebimi Gaffar olan Rabbime arzediyorum.

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Genel
Ali Mermer

Yazar Hakkında:

Dr. Ali Mermer, halen New York Şehir Üniversitesi, Queens'te Din Görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir. Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın