Sala

Sala’yı çok severim. Ne zaman okunduğunu duysam, “yine bir insan Allah’a döndü” der, dünyanın faniliğini hatırlarım. Hüzünlü bir andır bu. Kısa bir an için gerçekliğimizle yüz yüze kalmaktır. Üstad diyor ya 17. Lem’a da:

DÖRDÜNCÜ REMİZ: Ey dünyaperest insan! Çok geniş tasavvur ettiğin senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat o dar kabir gibi menzilin duvarları şişeden olduğu için, birbiri içinde in’ikâs edip, göz görünceye kadar genişliyor. Kabir gibi darken, bir şehir kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi mâdum ve gayr-ı mevcut oldukları halde, birbiri içinde in’ikâs edip gayet kısa ve dar olan hazır zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır; mâdum bir dünyayı mevcut zannedersin.

Nasıl bir hat, sürat-i hareketle bir satıh gibi geniş görünürken, hakikat-i vücudu ince bir hat olduğu gibi, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet ve vehim ve hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını, çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki, o geniş dünyan kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz. Senin zamanın ve ömrün, berkten daha çabuk geçer; hayatın, çaydan daha süratli akar. 17. Lem’a

Evet, sala kısa bir süre için başımı çok uzak zannettiğim duvara çarptırır. Başımdaki hayali uçurur, uykumu kaçırır.

Geçen, ne vesile ile hatırlamıyorum, salayı düşünürken birden neden ölümlerden sonra sala getirildiğinin hikmeti ihtar edildi.

28. Lem’a’dan:

Hem o getirdiği nur ve hediye ile benim bu dünyamı tenvir ettiği gibi, herkesin bu dünyadaki dünyalarını tenvir ediyor, nimetlendiriyor diye o hediyesine şâkirâne bir mukabele nev’inden, “Binler salâvat sana insin” dedim. Yani, “Senin bu iyiliğine karşı biz mukabele edemiyoruz. Belki Hâlıkımızın hazine-i rahmetinden gelen ve semâvat ehlinin adedince rahmetler sana gelmesini niyaz ile şükranımızı izhar ediyoruz” mânâsını hayalen hissettim.

Evet, ölümlerden sonra getirilen sala, bu ölümün yokluk olmadığı, vefat eden bu kişinin hiçliğe gitmediği, ebedi hayatı verecek olan bir Baki’nin yanına gittiği haberini bize getiren Allah’ın Rasulüne (s.) minnettarane bir teşekkür.

SalaEvet, sala, şu haberi getiren bu kainatın yaratıcısının Yaveri Ekremine (s.)  bütün zerrelerimizle yaptığımız teşekkürün bütün dünyaya ilanı.

“Mevt, ehl-i hidâyet ve ehl-i Kur’ân için, öteki âleme gitmiş eski dost ve ahbablarına kavuşmaya vesîledir. Hem, hakiki vatanlarına ve ebedî makam-ı saadetlerine girmeye vâsıtadır. Hem, zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna bir dâvettir. Hem, Rahmân-ı Rahîmin fazlından, kendi hizmetine mukabil, ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir. Hem, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Hem, ubûdiyet ve imtihanın tâlim ve tâlimâtından bir paydostur.” 8. Söz

“Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil, belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir; bir tebdil-i mekândır. Saadet-i Ebediye tarafına vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır.” 20. Mektup

Velhasılı kelam, sala, hüzünlü değil çok mutlu bir olayın habercisi. Bir şenlik. Hayat külfetinden terhisin bütün insanlara ilanı.

Sala

 

 

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Abdullah Berâ

Yazar Hakkında:

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir. Yazar e-posta: abdullahbera@gmail.com Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın