Etiket: Tahkik

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İnsan, sınır konulamayacak özelliklerle donatılmış. Bu özellikleri değerlendirebilmesi için insana sorgulama kabiliyeti verilmiş. İnsan, muhatap olduğu her şeye “Nasıl” “Niçin” gibi sorularını yönelterek sanki kâinatın ve kendinin sırrını çözmeye namzet kılınmış. Sorgulama istidadımızı kullanıp kullanmama özgürlüğüne de sahip kılınmışız. İnsan kendisine dikkat edince şunu anlayabiliyor: Sorgulama kabiliyetini kullanmamayı tercih eden bir kişi, insaniyetinin sırrını çözemez. […]

Risale-i Nur: Bir İmanî Usûl Rehberi

Risale-i Nur: Bir İmanî Usûl Rehberi

Risale-i Nur’un yaklaşımının farkı ve önemi nedir? Risale-i Nur’un farklı bir tefsir olduğu birçok ortamda dile getiriliyor. Bediüzzaman sanki kendi iman yolculuğunu, Kuran’dan kendi kovasına doldurduklarını bizimle paylaşıyor. Eserlerinde imanı tahkik etmenin örnekliğini yapıyor. İmanın hak olduğunu çok çeşitli delillerle gündemimize taşıyor. Bununla beraber bu eserleri, tüm tahkik vurgularına rağmen, “biz zaten Müslümanız, biz zaten […]

Usûl Ya Hu

Usûl Ya Hu

1. Vahyi asla tarihe hapsetmeyeceksin! Vahiy daima burada ve şimdiden bahseder; asla orada ve geçmişten değil. 2. Vahyi, dogrudan sana konuşuyor diye okuyacaksın! Vahiy, daima senden bahseder; tarihteki insanlardan değil. 3. Daima şahit olmakla işe başlayacaksın; hükmünü gözleminin üzerine inşa edeceksin! Delil önce, sonuç sonra gelir. 4. Semavî Söz’den asla dünyevi mana çıkarmayacaksın! Mesele, “iyi” insan olmak değil; iyiliğin […]

Muhammed’in Allah’ın Rasulü Olduğuna Şehadet Etmek

Muhammed’in Allah’ın Rasulü Olduğuna Şehadet Etmek

Abdullah Berâ – “Üçüncü Medrese-i Yusufiyenin tek bir dersinin üçüncü kısmı: Mukaddime” isimli kısmı okurken kelime-i şehadetin ikinci kısmını genellikle göz ardı ettiğimi farkettim. Birinci kısımda “şehadet ederim ki ilah yoktur Allah’tan başka” derken, kainatı tefekkür ederek hiç bir şeyin ilah ve ilaha ait özelliklere sahip olmayacağı sonucuna ulaşarak, yani Lailahe diyerek “Allah’tan başka” sonucuna ulaşmamız gerektiği […]

“Ahir zamanda ihtiyar kadınların dinine tabi olun” ifadesini nasıl anlamalıyız?

“Ahir zamanda ihtiyar kadınların dinine tabi olun” ifadesini nasıl anlamalıyız?

  ≈ 6 Dakika

İman, Salih Amel İlişkisi – II

İman, Salih Amel İlişkisi – II

Mustafa – İman-Amel mevzuunda bir kaç sorum olacak. 1. Ali Abi’nin “Amel, imanı netice vermez!!!” önermesine aklım takıldı. Bunu söylerken müsbet amelin imanı takviye etme imkânını ayrı bir kategoride mi değerlendiriyoruz acaba…  Aklın imandan bir hissesi olduğu gibi kalbin, ruhun ve sair hassalarımızın, latifelerimizin de birer hissesi olsa gerek.  Namaz, oruç, hac, zikir ve sair […]

İman, Salih Amel İlişkisi – I

İman, Salih Amel İlişkisi – I

Şeyma – 25. Lem’a’yı (Hastalar Risalesi) okurken aşağıdaki bölümde aklıma bazı sorular takıldı. Yirmi Beşinci Devâ Ey hasta kardeşler! Siz gayet nâfi ve her derde devâ ve hakikî lezzetli kudsî bir tiryak isterseniz, imanınızı inkişaf ettiriniz. Yani, tevbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsî olan imanı ve imandan gelen ilâcı istimal […]

Bu Evin Rabbine İbadet Etsinler

Bu Evin Rabbine İbadet Etsinler

Ali – Bismillah, Kendime verdiğim ve epey bir süre de cevaplamak için çalıştığım bir ödevi paylaşalım: Kureyş, 106:3 – “Fel ye’budu rabbe hazel beyt.” “Bu evin rabbine ibadet etsinler.” Usul: Lügat, ansiklopedi, diğer tercümeler veya tefsir kitaplarına bakmadan, önceki bildiklerinizi de kopyalayarak kullanmadan, yalnızca kendi insanlığınızı kullanarak düşünün. Dikkat, daha önce şu veya bu “otorite” […]

Düşünme Düsturları – Düstur 5

Düşünme Düsturları – Düstur 5

“Evrendeki yaratılışa dikkat ettiğimizde, her bir varlığın bütün varlıklarla tam bir ahenk içinde var olmaları, onların tesadüfen varlık alemine gelmiş olma ihtimalini insan aklı için imkansız kılar.” Her bir varlık, kendi varlığındaki özelliklerle şunu ilan ediyor: “Ben ancak bütün evreni geçmiş ve geleceği ile bilip tasarrufu altında bulunduran bir kaynağın ürünü olabilirim. Beni ancak böyle […]

Düşünme Düsturları – Düstur 4

Düşünme Düsturları – Düstur 4

“Neden spekülasyon diyoruz? Bilimsel çalışmalara karsı mıyız?” Her insan kendisine dikkat ederse anlar ki, kendi iradesi ile yapıyor gibi görünen işlerin bile yaratıcısı olamaz. Öyleyse, insanın bir parçası olan mesela midesi ve beyni, yaptıkları işlerin yaratıcıları hiç olamazlar. Midenin veya beynin bir parçası olan hücrenin en küçük bir parçası ise kendisi yapıyor gibi görünen bir […]

Düşünme Düsturları – Düstur 3

Düşünme Düsturları – Düstur 3

“Zaman var oluşun devamından ibarettir. Eğer mekan yaratılmaya devam etmezse zaman diye bir kavramdan bahsetmek mantıken mümkün değildir.” Pratik hayatımızda, “Her şey değişiyor” dediğimiz zaman, “Her bir şey, yeni bir şekil ve özellikle var ediliyor” demek istediğimizi anlamamız gerekir. Bir şeyin değiştiğini söylediğimizde şunlardan biri doğru olmalı: 1) Ya, “O şey kendi kendine vardı, yani […]

Düşünme Düsturları – Düstur 2

Düşünme Düsturları – Düstur 2

“Kul fiilinin halıkı değildir.” İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bu tesbiti dikkatli bir şekilde incelememiz gerekiyor. Her zaman olduğu gibi, doğru metotla yaklaşabilmemiz için, bu cümlenin doğruluğunu esas alarak ise başlamayacağız. Onun yerine, “İnsanlar, kendilerinden çıkan fiillerin yaratıcıları mıdır?” sorusu ile tahkik yöntemini seçeceğiz. İster irademizi kullanarak yapmış olduğumuz fiiller olsun, isterse de irademiz dışı […]

Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düstur 1: Bir şeyin varlık nedenleri üzerinde düşünürken Allah katından olaylara yaklaşmamak.  İnsan aklı, her şeyin varlık nedenini sorar. Ancak bu soruya yaklaşırken doğru metodu kullanmamız lazım. Mesela, bir şeyi var olarak kabul ettikten sonra incelemenin bir dogma oluşturmak olduğunun farkına varmamız lazım. Varlığı bu şekilde dogmatik olarak sabit kabul ettikten sonra, varlıklardaki değişimin kendilerinden […]

Yaratıcının İspatı

Yaratıcının İspatı

Şeyma – “Siz bir iki cümle ile Allah’ı isbat edebilir misiniz?” Bugünkü risale sohbetinden sonra Azerbeycanlı bir kardeş bana özelden bu soruyu sordu. Siz ne cevap verirdiniz bu soruya karşı? Ali – Önce, Allah “ispat” edilmez. Allah’ın varlığının “ayetleri”, delilleri olur. Bu ayetlerden insanlar sonuç çıkarır ve bu sonuç varlığının “Şahidi” olur o kişi için. Sonra o kişi bu […]

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Her yönüyle tahkik örneği olan ve metot dersi veren şu hadise bakar mısınız? “Allah’ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet.” (Tirmizi, Daavat, 12) Allah’ım beni affet demiyor tanımadığı bir Allah’a. Önce Allah’ın affedici olduğundan emin oluyor. Şüphesiz kelimesi bunu gösteriyor. Daha sonra Allah’ın ikram sahibi olduğunu kainattan delillerle ve enfüsi bir şekilde tasdik ediyor. […]

En Büyük Küfran-ı Nimet

En Büyük Küfran-ı Nimet

Said Nursi Mesnevi-i Nuriye’de şöyle söylüyor: “En büyük küfran-ı nimet ve Allah’ın lütuf ve ihsanlarına karşı en büyük tekzib, kulak ve göz gibi herkeste olan, nur ve nar gibi her zaman devam eden, hava ve su gibi kaplayan ve ihata eden umumi nimetlere şükürsüzlüktür. İnsan, başkalarında olmayıp da sadece kendisine has bulunan, yahut kendi üzerinde […]