Abdullah Berâ

Yazar Arşivi: Abdullah Berâ

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir.

Yazar e-posta: abdullahbera@gmail.com

rss kaynağı

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Her yönüyle tahkik örneği olan ve metot dersi veren şu hadise bakar mısınız? “Allah’ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet.” (Tirmizi, Daavat, 12) Allah’ım beni affet demiyor tanımadığı bir Allah’a. Önce Allah’ın affedici olduğundan emin oluyor. Şüphesiz kelimesi bunu gösteriyor. Daha sonra Allah’ın ikram sahibi olduğunu kainattan delillerle ve enfüsi bir şekilde tasdik ediyor. […]

En Büyük Küfran-ı Nimet

En Büyük Küfran-ı Nimet

Said Nursi Mesnevi-i Nuriye’de şöyle söylüyor: “En büyük küfran-ı nimet ve Allah’ın lütuf ve ihsanlarına karşı en büyük tekzib, kulak ve göz gibi herkeste olan, nur ve nar gibi her zaman devam eden, hava ve su gibi kaplayan ve ihata eden umumi nimetlere şükürsüzlüktür. İnsan, başkalarında olmayıp da sadece kendisine has bulunan, yahut kendi üzerinde […]

Sarp Yokuşu Aşmak

Sarp Yokuşu Aşmak

Beled Suresinde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. Beled, 90: 8-16 8. Biz ona iki göz vermedik mi? 9. Bir dil ile iki dudak vermedik mi? 10. Biz ona iki yolu da gösterdik. 11. Fakat o sarp yokuşu aşamadı. 12. Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin? 13. O, köle azad etmektir. 14. Yahut kıtlık gününde yemek yedirmektir: […]

Bir Vahid-i Kıyasi Örneği

Bir Vahid-i Kıyasi Örneği

Vahid-i kıyasi meselesinden 30. Söz’de bahsediyor Said Nursi. Üstadın ayrıntılı izah ettiği bu meselenin bir örneği üzerinde düşünmek istiyorum bu yazıda. İnsana bir adalet duygusu verilmiş. Bunu Cenab-ı hakkın Adil ve belki de Hadi isimlerini anlamada kullanmamız gerekiyor. Ama herhalde bu adalet hissini tam hissetmeye çalışmak gerekiyor. Mesela şöyle bir sahne ile karşılaşsak: zalim adamlar bir yetim […]

“İyiliği Emretmek, Kötülükten Sakındırmak” Ne Demektir?

“İyiliği Emretmek, Kötülükten Sakındırmak” Ne Demektir?

“Ya’murune bilma’rufi wa yanhawna ‘an’il-munker” (3:104; 3:110; 3: 114; 9: 71) olarak Kur’an’da geçen ve “Emri bi’l-maruf nehyi ani’l-münker” şeklinde kullanılan ifadeyi hep “iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” şeklinde çeviriyor bildiğim kadarıyla mealler. Ama “ma’ruf” kelimesi “iyilik” anlamının yanı sıra “bilinen” anlamına da geliyor. “Marufu emret” derken “insanlara namaz kılmalarını emret/tavsiye et” ‘den ziyade namazı insanlar için “bilinen” […]

Saf Bağlayarak Savaşanlar

Saf Bağlayarak Savaşanlar

Cenab-ı Hak Saff Suresi, 4. Ayette şöyle buyuruyor: Saff, 61:4 “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” Ayetin şöyle bir işari manası olabilir: Buradaki çoğul ekini insanın her bir andaki kendisine (self) hitap eder gibi anlayabiliriz. Said Nursi bir yerde anlık yaratılıştan bahsederken zaman ipine dizilmiş kainatlardan bahsediyor (inci kolye gibi). “Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir duvar gibi […]

İnsanlar Uykudadırlar, Ölünce Uyanırlar

İnsanlar Uykudadırlar, Ölünce Uyanırlar

“İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar” hadisi de genelde fiziki ölümden sonra insanın gözünün hakikate açılacağı ve hakikati net olarak göreceği şeklinde yorumlanır. Ama bu hadis de diğer birçok hadis gibi dünya-ahiret dualizmi dışında bu dünyadaki hayatımızı da kapsayacak şekilde anlaşılabilir. Kısaca hadis diyor ki: “ne zaman kendinizi sıfırlar ve göz, kulak, his, şuur, ruh, maddi anlamda […]

Kasten Bir Mü’mini Öldürmek

Kasten Bir Mü’mini Öldürmek

Nisâ, 4: 93’te Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Kim bir mü’mini kasten öldürürse -onun cezası-, içinde sürekli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabetmiş, la’net etmiş ve onun için büyük bir azab hazırlamıştır!” Bu ayet yaşayan bir mü’minin (insanın) fiziki hayatına son vermek olarak anlaşılmasının yanı sıra işari olarak şöyle bir konuya da parmak basıyor olabilir: Her insan […]

Tevhid Eğitimini Neden Günlük Hayatıma Yansıtamıyorum?

Tevhid Eğitimini Neden Günlük Hayatıma Yansıtamıyorum?

17. Söz’de Said Nursi şöyle diyor: Evet, masnuâtta hiçbir eser yok ki, çok mânâlı bir lâfz-ı mücessem olmasın, Sâni-i Zülcelâlin çok esmâsını okutturmasın. Mâdem şu masnuât elfâzdır, kelimât-ı kudrettir; mânâlarını oku, kalbine koy. Mânâsız kalan elfâzı, bilâpervâ zevâlin havasına at, arkalarından alâkadarâne bakıp meşgul olma. Peki biz neden bu asrın ihtiyaçlarına, sorularına cevap veren, marifetullah […]

İman Perspektifinden Alternatif Haber

İman Perspektifinden Alternatif Haber

Ankara’da 8 Mart 2011’de yağan karla ilgili bir gazetede çıkan haber: Ankara’da akşam saatlerinde etkisini arttıran yoğun tipi ve kar yağışı sonrasında başkentte yaşam felç oldu. Yoğun kar yağışı nedeniyle birçok araç ve vatandaşlar yollarda mahsur kaldı. Yolda kalan sürücülerin yardımına vatandaşlar koştu. Vatandaşlar yolda mahsur kalan sürücülerin araçlarını iterek yardımcı olmaya çalıştılar. Birçok araç […]

İbrahim (as) ve Ölülerin Dirilmesi

İbrahim (as) ve Ölülerin Dirilmesi

Bakara 260. ayet diyanet vakfı mealine göre aşağıdaki gibi: Bakara, 2:260 – İbrahim Rabbine: Ey Rabbim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rabbi ona: Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim: Hayır! İnandım, fakat kalbimin mutmain olması için (görmek istedim), dedi. Bunun üzerine Allah: Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan […]

Cevşen’in Hakikati

Cevşen’in Hakikati

Cevşen, Hz. Peygamber’e (sav) Hz. Cebrail’in (as) vahiyle getirdiği ve “zırhı çıkar, bunu oku” dediği, gayet yüksek ve çok kıymetdar bir münacaat-ı Peygamberidir. Buradaki Hz. Cebrail’in “zırhı çıkar bunu oku” demesinden sebeplere riayet etmenin gereksiz olması gibi bir anlam çıkarmak doğru olmasa gerek. “Devemi serbest bırakıp Allah’a tevekkül etsem olur mu?” diye soran bir sahabiye […]

Dünyadan Nasibimizi Unutmamak Ne Demek?

Dünyadan Nasibimizi Unutmamak Ne Demek?

Önemli olan hayatı bölmemek. “Hem fani hayatıma, hem ahiretime çalışacağım.” düşüncesi doğru değil. Hayatımız ya insan gibi yaşarız, ya da sadece cismaniyetini yaşayan hayvan gibi… İnsan ubudiyet için (yaratıcısını tanımak, tesbih ve hamd etmek) için bu dünyada yaşamalıdır. Şu ayet konuyla ilgili ve dünya ahiret ayrımı yapıyor gibi görünüyor: Kasas (28) : 77 “Allah’ın sana […]

Viraneye Dönüşen İki Bahçe

Viraneye Dönüşen İki Bahçe

Sebe, 34:15 SEBE’ halkı, [çekici güzellikler içindeki] yurtlarında [Allah’ın rahmetinin] bir işaretine sahiptiler; sağa ve sola doğru uzanan iki [geniş] bahçe, [onlara sanki şu çağrıyı yapıyordu:] “Rabbinizin size bahşettiği rızıktan yiyin ve O’na şükredin: ne güzel topraklar ve ne bağışlayıcı bir Rab!” Buradaki mesken kelimesi bana ruhumuzun meskenini, yani bedenimizi hatırlattı. Bu meskendeki işaret vicdanımız, […]

Yakin Gelinceye Kadar Rabbine İbadet Et!

Yakin Gelinceye Kadar Rabbine İbadet Et!

Hicr, 15:99 “Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” Bu ayetteki yakin (kesin bilgi) kelimesini genelde mealler ölüm diye çevirmiş. Yani ölene kadar Rabbine ibadet et anlamı çıkıyor dolayısıyla. İnsanın ancak öldükten sonra yakine ulaşacağını düşünüyor anlaşıldığı kadarıya meal sahipleri. Ancak bu yorum mesela Hz. Ali’nin “perde-i gayb açılsaydı yakinim ziyadeleşmezdi” anlamındaki sözüne pek […]

Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Bakara, 2:154. Allah yolunda öldürülenler için “ölü” demeyin. Onlar diridirler; lâkin siz farkında değilsiniz. Yani yaratıcısı adına kullanılan her şey (can, ömür saniyeleri, bir elmayı yemek, bir tebessümde Allah’ın merhametini görmek) diridir. Güzel bir sesle, bize gösterilen bir tebessümle ya da yediğimiz bir meyve ile ilişkimizi Allah adına, yani Onun isimlerinin tecellisini okuyacak şekilde kurarsak, Baki isimleri tanımamız itibariyle öldürdüğümüz bu […]