Usûle Dair

Şefaat Rahman ile Yapılan Antlaşmada Gerçekleşir

Şefaat Rahman ile Yapılan Antlaşmada Gerçekleşir

Hz. İsa’nın insanların günahlarına keffaret olmak üzere çarmıha gerildiğini iddia eden anlayış ile Müslümanlar alay ederler. Müfessirler de, böyle bir anlayışın, Allah’ın Adaleti ile bağdaşmayacağını rahatlıkla ifade ederler. Fakat… Mesele Müslümanların “şefaat” anlayışına gelince durum tersine döner. Birilerini “şefaatçi” tayin etmek için yapılan yorumların sonu gelmez. Kur’an’ı belli bir dönemden (geçmişte olan hadiselerin naklinden veya […]

Kur’an Okumaya Başlamadan Önce

Kur’an Okumaya Başlamadan Önce

Kâinatın bir Yaratıcısı olması gerektiği sonucunu çıkarmak, insanın Allah ile kişisel bir irtibata geçmesinin yolu değildir. Kâinatın düzeni ile ilgili olsa bile, ulaşılan akli sonuçlar, mecburiyet hissetmediğimiz sürece hayatımıza etki etmez. Mesela bir ülkenin vatandaşıysanız, oranın yönetimi tarafından belirlenmiş bir dizi kanuna uyma durumunuz vardır. Bunun dışındaki hayatınızda özgürsünüz. Hükümeti görmüyor olsanız da, varlığından eminsinizdir. […]

Kur’an Anlama Atölyesi

Kur’an Anlama Atölyesi

1. Kur’an Atölyesi Çalışmaları, mealleri eleştirel bir yöntemle okuyarak, mealin çağrışımından Kur’ân’ın ana sesine intikal ederek, Arapçanın canlı ve doğurgan akışına doğrudan katılarak Kur’ân’ı anlayabileceğimiz bir kapı aralamayı hedefliyor. 2. Mealler sorgulanamaz şeyler değildir. Çoğu mealde, Kur’ân’ı tarihsel bağlamda okuyan, vahye ölü metin muamelesi yapan, önceki meallerdeki şablonları tekrarlayan, kelimeleri canlı köklerinden koparıp öldüren özensizlikler […]

Dua Anlayışımız Nasıl Olmalı?

Dua Anlayışımız Nasıl Olmalı?

Habibe – Bugün 32. Sözün 5. dersinin kaydında Ali abinin dua ile ilgili sözlerini dinlerken ”dua” anlayışımda bir problem olduğunu fark ettim. Nasıl mı? Risale-i Nurda dua ile ilgili birçok kısmı ezbere söylemek kolay. Mesela “Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler”, “dua bir ubudiyettir, kulluktur” diye başlayan cümleler, duanın kabul […]

Güç Yetiremeyeceğimiz Yük

Güç Yetiremeyeceğimiz Yük

Abdullah Berâ – Bakara, 2:286 “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez: kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme!* Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla […]

Sabır ve Dünya Hayatı

Sabır ve Dünya Hayatı

Dini istilahtaki sabır nedir? Zorluklar karşısında dişini sıkmak olmamalı sadece. Zira bu, sabrın dünyevi ve seküler tanımı olabilir. Ancak, iman merkezli sabrın ne demeye geldiğini çözmek ve ona göre yaşamak durumundayız — eğer biz kendimize mü’min diyor isek. İmana dayanan sabrı bir misal çerçevesinde anlamaya çalışalım. Monopoly (Borsa) oyununu bilirsiniz belki. Oyunun içinde, farz-ı muhal bir […]

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İnsan, sınır konulamayacak özelliklerle donatılmış. Bu özellikleri değerlendirebilmesi için insana sorgulama kabiliyeti verilmiş. İnsan, muhatap olduğu her şeye “Nasıl” “Niçin” gibi sorularını yönelterek sanki kâinatın ve kendinin sırrını çözmeye namzet kılınmış. Sorgulama istidadımızı kullanıp kullanmama özgürlüğüne de sahip kılınmışız. İnsan kendisine dikkat edince şunu anlayabiliyor: Sorgulama kabiliyetini kullanmamayı tercih eden bir kişi, insaniyetinin sırrını çözemez. […]

İlham-İrade İlişkisi ve Risale-i Nur’un Yazılmasında İlhamın Rolü

İlham-İrade İlişkisi ve Risale-i Nur’un Yazılmasında İlhamın Rolü

Arkadaş! Katre nâmındaki eserimde Kur’ân’dan ilhamen takip ettiğim yol ile ehl-i nazar ve felsefenin takip ettikleri yol arasındaki fark şudur… (Mesnevi-i Nuriye, Katre’nin Zeyli) “Kuran’dan ilhamen takip ettiğim” yol diyor. Bu ne demektir? Risale-i Nur okuyanların belki tavırlarının yanlışlığından, belki kendilerini ifade edememelerinden, belki kendilerinin genellikle yanlış anlamalarından kaynaklanan bir kelimedir “ilham”. Öncelikle bir gerçek var ki risale okuyanlar, […]

Peygamber Aramızda mı?

Peygamber Aramızda mı?

Ali – Şu ayet üzerinde biraz tefekkür edebiir miyiz? Bizim için şu anda çok önemli bir ayet gibi görünüyor. Peygamberin içimizde olması ve bizim mağfiret dilememiz arasında da bir bağlantı olmalı. وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ (8:33) 8:33 “Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – V

“Musibet zamanı uzundur” derler – V

Şu hakikat ki, peygamber (sav) ile elçiliğinde bizler vahye muhatap edildik ve bizlere ahirete dair bilgiler verildi. Geniş insanlık dairesindeki elçi/rasul Peygamber asm ise, insanın kendi nefis dairesindeki elçi de onun aklının ve kalbinin beslediği vicdanıdır. Yani her dairede bir elçi var. Yaratıcıyı tanımada insanın önünde üç kaynak var; kainat, Kur’an, ve rasul. Kainatsız Kur’an […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – IV

“Musibet zamanı uzundur” derler – IV

Yaratılış her seferinde bize bir teklifle gelir ve göğsümüzün üstüne oturur. Bizi sıkar da sıkar; daralırız, nefes alamayacak gibi oluruz. Teklifini yapar: beni oku. Sonra o gitse bile bir başkası gelir ve bizi sarıp sarmalar, etrafımızı çevreler; aynı teklif ile karşılaşırız: beni oku. Nietzsche diyor ki, “What truly enrages people about suffering is not the […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – III

“Musibet zamanı uzundur” derler – III

Rabbime müracaat ettim. Bekliyorum, O’dur gönlüme inşirah verecek olan, O’dur derdime icabet edecek olan. Belki de benim asıl derdim, günlerdir düşündüğüm değildir; belki de Rabbim yolun sonun asıl derdimi görmeyi nasip edecek. Ama nasıl? Bunun için ben ne yapmalıyım? Nasıl düşünmeliyim? İncil’de bir ayet var. Diyor ki, “and these signs will accompany those who believe: […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – II

“Musibet zamanı uzundur” derler – II

….onu anlamak için bana dua edin. İnsanın kafasındaki yük bedenine çok ağır geliyormuş, inşaAllah yükümün hayırla hafiflemesi için de …. Kavli dua ile birlikte fiili dua da lazım. Birlikte yapmaya çalışalım. 2:286 لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۜ (Allah kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz ) sırrınca kaldıramayacağımız yük yok ise eğer kaldıramadıklarımızı nasıl açıklayacağız? […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – I

“Musibet zamanı uzundur” derler – I

Ancak avamın anladığı gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil uzun bir ömrü netice verdiği için uzundur. Demek, musibeti uzun bir ömrün anahtarı ve şifresi gibi kullanabilmek gerek. Zira, 2:156  الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ  Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.  ayeti […]

Subhanallah Derken Ne Kastediyoruz?

Subhanallah Derken Ne Kastediyoruz?

Bilindiği üzere tevhid iki kısımdır; Birincisi: Amiyane zahiri tevhid ki taklidi olarak tarif edilir. İkincisi: Tevhid-i hakikidir ki tasdiki olarak nitelendirilir. Bu çerçeveden bakıldığında her sözün amiyane, taklidi karşılığı olabildiği gibi tahkike dayalı tasdik edilmiş anlamı da vardır. Bunu örneklemek açısından “Subhanallah” kelimesini ele alalım. Toplumda bunun anlamı olarak “Allah kusurdan beridir, münezzehtir.” tarzında bir […]

Aranması Gereken Meçhuller

Aranması Gereken Meçhuller

Leyletu’l-Kadr gibi hep “aranması” gereken meçhuller, bilinemezler (veli kişiler, Cuma günü dua kabul vakti, deccal, mehdi, ecelimiz, kıyamet vs) tarif gereği bilinemezler. Yani onların bilenemez oluşudur, onları kıymetli yapan. Bilindiği zaman onların kıymeti kalmaz! O gece Kadir Gecesi olmaz! Aranmayan bir gece Kadir Gecesi olabilir mi? Tarif gereği kendini inkar eder. Şu noktaya dikkat etmemiz […]