Usûle Dair

Dünyadan Nasibimizi Unutmamak Ne Demek?

Dünyadan Nasibimizi Unutmamak Ne Demek?

Önemli olan hayatı bölmemek. “Hem fani hayatıma, hem ahiretime çalışacağım.” düşüncesi doğru değil. Hayatımız ya insan gibi yaşarız, ya da sadece cismaniyetini yaşayan hayvan gibi… İnsan ubudiyet için (yaratıcısını tanımak, tesbih ve hamd etmek) için bu dünyada yaşamalıdır. Şu ayet konuyla ilgili ve dünya ahiret ayrımı yapıyor gibi görünüyor: Kasas (28) : 77 “Allah’ın sana […]

Hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef’âlimizle izhar etmek

Hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef’âlimizle izhar etmek

Said Nursi’ye ait olan bu çok kıymetli teklifin analizine girmeden önce, bugünkü kullanılan Türkçe yapısı ile bir daha ifade etsem daha iyi olacak: İmanın hakikatlerinin kemalatını fiillerimizle sergilemek. Fazla bir şey açıklanmadığını hissediyorum. Her bir kelime ayrı ayrı açıklama bekliyor. Oldum olası, Risale-i Nurlara bulaştığımdan beri benim ana meselem şu oldu: İmanı yaşamak. Ne demek […]

Viraneye Dönüşen İki Bahçe

Viraneye Dönüşen İki Bahçe

Sebe, 34:15 SEBE’ halkı, [çekici güzellikler içindeki] yurtlarında [Allah’ın rahmetinin] bir işaretine sahiptiler; sağa ve sola doğru uzanan iki [geniş] bahçe, [onlara sanki şu çağrıyı yapıyordu:] “Rabbinizin size bahşettiği rızıktan yiyin ve O’na şükredin: ne güzel topraklar ve ne bağışlayıcı bir Rab!” Buradaki mesken kelimesi bana ruhumuzun meskenini, yani bedenimizi hatırlattı. Bu meskendeki işaret vicdanımız, […]

Destinin Kapağını Açmak

Destinin Kapağını Açmak

Her ne zaman Yunus Emre’den bir parça okusam, “Bu zat müceddid olmalı” diyesim gelir. İşte bir hakikat incisi daha Yunus Emre’den: “Bir pınarın yanına Kapalı desti kona Kırk yıl orda dura Kendi dolası değil.” Yunus Emre Kur’an’ın bütün mucizeliğine rağmen bazıları o “pınar”ın yanında, hatta içinde iken neden dolmadıklarını güzelce ifade ediyor: “Destinin kapağı kapalı!” […]

Yakin Gelinceye Kadar Rabbine İbadet Et!

Yakin Gelinceye Kadar Rabbine İbadet Et!

Hicr, 15:99 “Ve sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” Bu ayetteki yakin (kesin bilgi) kelimesini genelde mealler ölüm diye çevirmiş. Yani ölene kadar Rabbine ibadet et anlamı çıkıyor dolayısıyla. İnsanın ancak öldükten sonra yakine ulaşacağını düşünüyor anlaşıldığı kadarıya meal sahipleri. Ancak bu yorum mesela Hz. Ali’nin “perde-i gayb açılsaydı yakinim ziyadeleşmezdi” anlamındaki sözüne pek […]

Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Allah Yolunda Öldürülenler İçin Ölü Demeyin

Bakara, 2:154. Allah yolunda öldürülenler için “ölü” demeyin. Onlar diridirler; lâkin siz farkında değilsiniz. Yani yaratıcısı adına kullanılan her şey (can, ömür saniyeleri, bir elmayı yemek, bir tebessümde Allah’ın merhametini görmek) diridir. Güzel bir sesle, bize gösterilen bir tebessümle ya da yediğimiz bir meyve ile ilişkimizi Allah adına, yani Onun isimlerinin tecellisini okuyacak şekilde kurarsak, Baki isimleri tanımamız itibariyle öldürdüğümüz bu […]

İlim ve Âlim

İlim ve Âlim

Fatır, 35:28 ve [nasıl ki] insanlar, sürüngenler ve hayvanlar türlü türlü renkler taşıyor! Kulları arasından yalnız anlama ve kavrama yeteneğine sahip olanlar Allah’tan [hakkıyla] korkarlar: [çünkü yalnız onlar bilir ki] Allah kudret Sahibidir, çok bağışlayıcıdır. (Muhammed Esed Meali) ya da İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan yine böyle türlü renklerde olanlar vardır. Kulları içinde ancak âlimler, Allah’ı […]

Ramazanla İlgili İki Hadis

Ramazanla İlgili İki Hadis

Hadisleri zahiri anlamıyla anlamak problem olabiliyor bildiğimiz gibi. Gerçek manasına ya da hadisteki mecazi anlama vakıf olmayınca, “sevap nedir, günah nedir” anlamayınca sapla saman birbirine karışıyor. Hadisler, sevap toplamak için kullanılan sözlere dönüşüyor ve terbiyesinden mahrum kalınıyor. Mesela aşağıdaki hadisler. 1) Yine Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ramazan ayı girdiği […]

Kur’an’a Nasıl Muhatap Olunur?

Kur’an’a Nasıl Muhatap Olunur?

İnsanlar bir kişiyi dinlerken o kişi hakkında sahip oldukları bilgi veya kanaat, o kişinin söylediklerinin değerini dinleyenin gözünde değiştirir. Mesela, bir kişi benim hastalığım hakkında bana bir konuşma yapıyor. Ben o kişinin doktor olmadığı, tıp bilgisi dalında hiçbir şey bilmediği kanatiyle o kişiyi dinliyorum. O kişiyi dinlerken, o kişinin söylediği sözü, “Tıp hakkında hiçbir bilgisi […]

Rasulullah savs’i Kendimize Nasıl Örnek Edinebiliriz? ”Hadis” ile ”Sünnet” Arasındaki Fark

Rasulullah savs’i Kendimize Nasıl Örnek Edinebiliriz? ”Hadis” ile ”Sünnet” Arasındaki Fark

Risale-i Nur müellifi Said Nursi, kendi kitaplarının okuyucaları için bir teklifte bulunur: “Risale-i Nurları kendi mali gibi bilmek.” Bu teklif üzerine konuşurken, aklıma, ayrı bir başlıkta çalışılmasını hissettiğim önemli bir konu geldi. İşte huzurlarınızdayım. Arkadaşlarımız, Nursi’nin “kendi mali gibi bilmek” ifadesinin, “Risale-i Nurları kendine mal etmek” olarak anlaşılması gerektiğini söylediler. Gayet yerinde bir teklifti. Şimdi, […]

Göklerin ve Yerin İlahı

Göklerin ve Yerin İlahı

Bir müzakere esnasında aşağıdaki ayeti göndermişti Ali Abi. Yani ozetle, Allah’i goklerden birazda yere indirmek lazim galiba… وَهُوَ الَّذِي فِي السَّمَاء إِلَهٌ وَفِي الْأَرْضِ إِلَهٌ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ “Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O’dur Hakîm, O’dur Alîm.” Zuhruf (43): 84 Allah’ı dünyamıza taşımamızın gerekmesini bu ayet zahiri anlamıyla bize ders veriyor. […]

”Şüphe” İnsanîdir

”Şüphe” İnsanîdir

”Şüphe yiğidin kamçısıdır.” Bunu da ben uydurdum. “Şüphe”den arındığımızı iddia etmek, insaniyetimizi inkar etmek gibidir. ”Sorusu olmayanın cevabı yoktur.” ”Şüphe” soruları getirir, sorular ise cevabın aranmasına ve bulunmasına vesile olur. ”İman,” şüphelerin ikna edici cevaplara ulaşması için yapılan araştırmaların, yani ”dua”ların kabuludur. Şüphesi olmadığını iddia etmenin, daha doğrusu zannetmenin, sonucu “radikalleşme”dir.  Şüpheden arındığını zannetmek, insanı […]

Agnostisizm (Bilinemezcilik): ”İnanç”ın ”Ümit”e Dönüşmesi

Agnostisizm (Bilinemezcilik): ”İnanç”ın ”Ümit”e Dönüşmesi

İnsanın “Keşke olsaydı” dedikleri ümitlerinin “faith” (inanç) olarak tanımlanması yaygın bir uygulama. “Ümit”i, “inanç” olarak tanımlama, insanları “agnostisizm” (bilinemezcilik) denen sonuca ulaştırıyor. Mutlaka kötü niyetli olduklarını söylemiyorum. Niyetleri beni ilgilendirmez. Kanaatim şu: Evet, insanın “keşke şöyle şöyle olsaydı” diye “ümit”leri vardır. “Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.” diyen şair gibi. Ya da, “Bir gün olur elbette doğar […]

Mızrağın Ucuna Mushaf Takmak

Mızrağın Ucuna Mushaf Takmak

“7- Şahsi kanaatlerimize, Kur’an’dan, hadislerden veya Risaleden kaynak göstermek, mızrağın ucuna mushaf takmak demektir: “Bana saldırma, yoksa Kur’an’a saldırmış olursun.” Bu tavır, Kur’an’ı kendi kanaatine alet etmektir…” Cümleyi dikkatli bir şekilde okuduğumuzda “Şahsi kanaatlerimize, Kur’an’dan, hadislerden veya Risaleden kaynak göstermek…” demek, Kur’an’dan veya diğer kaynaklardan faydalanmamak anlamına gelmez, gelmemeli. Bir misal ile anlamaya çalışalım: Benim […]

Varlığım Kimin Varlığına Armağan Olsun?

Varlığım Kimin Varlığına Armağan Olsun?

En küçük masum yaşlarımızda bizim beynimize bir slogan zerkedildi. Hala ediliyor mu, bilmiyorum. Yazıklar olsun bu felsefeye inanacak kadar basit düzeyde insanlığını kullananlara! Acıyorum onlara. “Keşke bir düşenseler.” (Leallehum yetefekkerun.) بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ (Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara […]

Mahrum Kalınmayacak Dualar

Mahrum Kalınmayacak Dualar

Meryem Suresi- 19:4 1. Kâf hâ yâ ayn sâd. 2. Rabbinin, kulu Zekeriya’ya rahmetinin yâdıdır. 3. Hani o Rabbine içinden yalvararak seslenmişti. 4. “Rabbim,” demişti. “Artık benim kemiklerim yıprandı; başım ihtiyarlık aleviyle tutuştu. Sana dualarımda da, ey Rabbim, mahrum kaldığım hiç olmadı. “Sana dualarımda da, ey Rabbim, mahrum kaldığım hiç olmadı.” diyor Zekeriya (as).  Sizin […]