Usûle Dair

Düşünme Düsturları – Düstur 5

Düşünme Düsturları – Düstur 5

“Evrendeki yaratılışa dikkat ettiğimizde, her bir varlığın bütün varlıklarla tam bir ahenk içinde var olmaları, onların tesadüfen varlık alemine gelmiş olma ihtimalini insan aklı için imkansız kılar.” Her bir varlık, kendi varlığındaki özelliklerle şunu ilan ediyor: “Ben ancak bütün evreni geçmiş ve geleceği ile bilip tasarrufu altında bulunduran bir kaynağın ürünü olabilirim. Beni ancak böyle […]

Düşünme Düsturları – Düstur 4

Düşünme Düsturları – Düstur 4

“Neden spekülasyon diyoruz? Bilimsel çalışmalara karsı mıyız?” Her insan kendisine dikkat ederse anlar ki, kendi iradesi ile yapıyor gibi görünen işlerin bile yaratıcısı olamaz. Öyleyse, insanın bir parçası olan mesela midesi ve beyni, yaptıkları işlerin yaratıcıları hiç olamazlar. Midenin veya beynin bir parçası olan hücrenin en küçük bir parçası ise kendisi yapıyor gibi görünen bir […]

Düşünme Düsturları – Düstur 3

Düşünme Düsturları – Düstur 3

“Zaman var oluşun devamından ibarettir. Eğer mekan yaratılmaya devam etmezse zaman diye bir kavramdan bahsetmek mantıken mümkün değildir.” Pratik hayatımızda, “Her şey değişiyor” dediğimiz zaman, “Her bir şey, yeni bir şekil ve özellikle var ediliyor” demek istediğimizi anlamamız gerekir. Bir şeyin değiştiğini söylediğimizde şunlardan biri doğru olmalı: 1) Ya, “O şey kendi kendine vardı, yani […]

Düşünme Düsturları – Düstur 2

Düşünme Düsturları – Düstur 2

“Kul fiilinin halıkı değildir.” İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bu tesbiti dikkatli bir şekilde incelememiz gerekiyor. Her zaman olduğu gibi, doğru metotla yaklaşabilmemiz için, bu cümlenin doğruluğunu esas alarak ise başlamayacağız. Onun yerine, “İnsanlar, kendilerinden çıkan fiillerin yaratıcıları mıdır?” sorusu ile tahkik yöntemini seçeceğiz. İster irademizi kullanarak yapmış olduğumuz fiiller olsun, isterse de irademiz dışı […]

Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düstur 1: Bir şeyin varlık nedenleri üzerinde düşünürken Allah katından olaylara yaklaşmamak.  İnsan aklı, her şeyin varlık nedenini sorar. Ancak bu soruya yaklaşırken doğru metodu kullanmamız lazım. Mesela, bir şeyi var olarak kabul ettikten sonra incelemenin bir dogma oluşturmak olduğunun farkına varmamız lazım. Varlığı bu şekilde dogmatik olarak sabit kabul ettikten sonra, varlıklardaki değişimin kendilerinden […]

Risale Eğitiminde Metot

Risale Eğitiminde Metot

Risaledeki imanî/teorik bakış açısını pratik alanlarda uygulamak gerekiyor. Bir hoca derslerde olayın teorik boyutunu anlattıktan sonra bol bol öğrencilere uygulama verir, çünkü bu, konunun anlaşılmasını kolaylaştırır. Risaledeki temsillerdeki mantık da bu değil mi? Öğrencilere ödev veririz, neden? Üzerinde düşünüp teori kısmını tam anlayabilmeleri için. Hatırlıyorum, bir derste hoca 4-5 soruluk bir ödev vermişti. Bir cumartesi […]

Amelin Sürekli Olanı Makbuldur veya Ritüellerin Gerekçesi

Amelin Sürekli Olanı Makbuldur veya Ritüellerin Gerekçesi

Hepimizin bildiği veya duyduğu bir hadis mealidir başlıkta geçen cümlecik. Genellikle şu ifadelerle nakledilir: “Allah katında amellerin en makbulu az da olsa devam üzere yapılanıdır.” (Buhârî, İman 32; Müslim, Müsafirîn 215-218, Münafıkın, 78) Ben şahsen ibadetlerin belli bir ritüel şeklinde yapılmasının gerekçesi üzerinde düşünüyorum. Bir hakikati var ama tam çözebilmiş değilim. Yani, kendimi de ikna […]

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Tahkik Dersi Veren Bir Hadis

Her yönüyle tahkik örneği olan ve metot dersi veren şu hadise bakar mısınız? “Allah’ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet.” (Tirmizi, Daavat, 12) Allah’ım beni affet demiyor tanımadığı bir Allah’a. Önce Allah’ın affedici olduğundan emin oluyor. Şüphesiz kelimesi bunu gösteriyor. Daha sonra Allah’ın ikram sahibi olduğunu kainattan delillerle ve enfüsi bir şekilde tasdik ediyor. […]

Daire-i İtikat ile Daire-i Esbab’ı Karıştırmak

Daire-i İtikat ile Daire-i Esbab’ı Karıştırmak

Aşağı yukarı bütün fikir karışıklıkları, yaratık olarak konuyu düşünürken, birden bire hemen Allah katına atlayıverip, olayın içine Allah’ı katıverme alışkanlığından kaynaklanıyor. Veya bir meselede Allah’ın tasarrufunu konuşurken, meselenin esbab dairesindeki tecellisine bakıp, Allah katındaki edindiğimiz anlayışı, esbab dairesine uygulayıveriyoruz. Neredeyse bütün kafa karıştıran soruların kaynağı, “daireleri karıştırmak” diye ifade edilen sorundan kaynaklanır. Neredeyse bütün kafa […]

Cemaat Nasıl Olur?

Cemaat Nasıl Olur?

Soru: Cemaat, bir amaç için toplanan insanların oluşturduğu gruba denir. Ancak, buna, “-cilik” eklenirse eğer, o zaman cemaatin asıl gayesinden uzaklaşma başlanmıştır diye anlıyorum ben. O yüzden, bu “-cilik”tan uzak bir cemaatin tarifi nedir sizce? Risale-i Nur’da da ehemmiyetle bahsedilen bir konu bu aynı zamanda. Bir kaç hadis ve ayet de paylaşmak istiyorum cemaat olma […]

En Büyük Küfran-ı Nimet

En Büyük Küfran-ı Nimet

Said Nursi Mesnevi-i Nuriye’de şöyle söylüyor: “En büyük küfran-ı nimet ve Allah’ın lütuf ve ihsanlarına karşı en büyük tekzib, kulak ve göz gibi herkeste olan, nur ve nar gibi her zaman devam eden, hava ve su gibi kaplayan ve ihata eden umumi nimetlere şükürsüzlüktür. İnsan, başkalarında olmayıp da sadece kendisine has bulunan, yahut kendi üzerinde […]

Sarp Yokuşu Aşmak

Sarp Yokuşu Aşmak

Beled Suresinde Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor. Beled, 90: 8-16 8. Biz ona iki göz vermedik mi? 9. Bir dil ile iki dudak vermedik mi? 10. Biz ona iki yolu da gösterdik. 11. Fakat o sarp yokuşu aşamadı. 12. Sarp yokuşun ne olduğunu bilir misin? 13. O, köle azad etmektir. 14. Yahut kıtlık gününde yemek yedirmektir: […]

İlim maluma tabidir

İlim maluma tabidir

Kader’e iman ile ilgili bir soru: ”İlim maluma tabidir, derken tam olarak ne demek istiyoruz? Bu cümleyi insan için anlayabiliyorum. Vücudu olan bir şeye bakar ondan bir malumat çıkarırız. Ama bunu bütün mevcudatın kaynağı O dediğimiz Mutlak Yaratıcıya nasıl uyguluyoruz?” Yaratıcıya uygulamıyoruz. Kanaatimce, uyguladığımızı düşündüğümüzde yanılıyoruz. Kendimiz, yani yaratık açısından bir izah getiriyoruz. Ben, benim […]

Ahiret ve Daru’l-Ahiret

Ahiret ve Daru’l-Ahiret

Son yazışmalarda geçen bir kavram olan ”ahiret”in ayrı bir başlık altında çalışılması gerekir diye hissettim. Kur’an’ın insanlara takdim ettiği  esas kavramlarının biricisi Tevhid ve ikincisi ahiret, yani öldükten sonra diriltilme haberidir. Konuya özet olarak girmek istiyorum: Ahiret, Sebep-sonuç ilişkisi (düzen, nizam) içerisinde var edilen bir olay karşısında, bilinçli bir insanın ulaştığı sonuç, yani o olayı […]

Bir Vahid-i Kıyasi Örneği

Bir Vahid-i Kıyasi Örneği

Vahid-i kıyasi meselesinden 30. Söz’de bahsediyor Said Nursi. Üstadın ayrıntılı izah ettiği bu meselenin bir örneği üzerinde düşünmek istiyorum bu yazıda. İnsana bir adalet duygusu verilmiş. Bunu Cenab-ı hakkın Adil ve belki de Hadi isimlerini anlamada kullanmamız gerekiyor. Ama herhalde bu adalet hissini tam hissetmeye çalışmak gerekiyor. Mesela şöyle bir sahne ile karşılaşsak: zalim adamlar bir yetim […]

Mana-yı Harfî, Mana-yı İsmî, Niyet, Nazar Üzerine bir Mütalea

Mana-yı Harfî, Mana-yı İsmî, Niyet, Nazar Üzerine bir Mütalea

“Sen aynaya baksan, eğer aynayı şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Refet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için aynaya baktın; sevimli Refet’i kasten görürsün ‘fe tebarekallahu ahsanü’l-halıkîn’ dersin. Ayna şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir. İşte birinci surette ayna şişesi mana-yı ismîdir; Refet mânâ-yı harfî oluyor. İkinci surette ayna şişesi mana-yı […]