13 Ağustos 2013 0 Yorum Devamı →

Yolculuğun Dört Bileşeni – Mücahit Bilici

İnsanın yolculuğunda kilit önemde dört mühim sermayesi var: “Acz, fakr, şefkat ve tefekkür.” Acz vermededir, fakr almada. Veremediği için aciz, almak zorunda olduğu için fakirdir insan.

Acz ve fakr

Acz kudretin yokluğudur. Yapman gereken bir şeyi yapamama hâline acz denir. Üstüne tuğlalar düşüp yığılmış bir insanın o tuğlaların altından çıkmayı isteyip de çıkamamasına acz diyoruz. Acz bir yolculuğun zembereğidir. İnsanın medet arayışında bir tetikleyicidir. İnsanın üstüne “dünya” yığılmıştır. Altından kalkmayı yapabilmesi için kudrete uzanması, kudrete tutunmak için el uzatması gerekir. Henüz bir yere yaslanmamış hâldeki insanın mahiyetini ifade ediyor acz.

Fakr ise insanda yokluğun (açlığın) varlığıdır. Yemeğini arayan midenin hâlidir fakr. Sahip olunmak istenen şeye insanın sahip olmayışının ifadesidir. Aç midenin mutfağa doğru yolculuğunun sebebi fakrdır. Fakr sahibini yola çıkartır, ona adım attırır. İnsan “kâinata aç”tır. Ona akıl, kalp, ruh, beden midelerinden bağlıdır.

Bir bardağın suyu taşıyamayacak kadar zayıf ve kırılgan olması onun aczi, içinde suyun olmayışı (su-suzluk) işe onun fakrıdır. Fakr dolmak ve tutmak üzere açılan ve aç-olan bir el (yahut mide) olarak insanın mahiyetini ifade eder.

Acz ve fakr insanın eşyaya nispetinden önce ve eşyasız hâlini ifade etmesi noktasında şefkat ve tefekkürden farklılaşır. Şefkat ve tefekkür ağırlıklı olarak yolculuk ile ilgili iken, acz ve fakr ağırlıklı olarak yolcu ile ilgilidir.

Şefkat ve tefekkür

İnsanın kendisi aciz ve fakir iken kendi dışına nispeti şefkat ve tefekkürdür.

Acz ve fakr durum tesbiti (“olan”) anlamında objektif iken şefkat ve tefekkür (“olması gereken” anlamında) normatiftir. İlk iki son ikiye götürür. Bak madem aciz ve fakirsin, şefkat ve tefekkür etmelisin. Bedeninin sağ ve sol cenahlarında açılmış iki derin yaradan (yapamayış ve susuzluktan) çıkış için tutunacağın uzanma cihazı denen iki el var, onlarla kendi dışına çıkıp yara kuyusundan dışarıya çıkabilirsin.

Acz ve fakr tutunmaya mecbur lakin tüm kolları kesik ahtapotun hâli gibidir. Şefkat ve tefekkür ise tut(un)maya muhtaç bir ahtapot bedeninin kolları gibi. Acz ve fakr kolsuzluk ve kanatsızlık, şefkat ve tefekkür ise pervaz ettiren kol ve kanattır. Bu dört bileşenle yolculuk tamamlanır.

İnsanın kalbi diğer varlıklarla karşılaştığında kırıklıkları, yetimlikleri görürŞefkat bu yabancılaşmayı gidermek için parçaları birleştirip genişleyen dayanışmanın adıdır. Şefkat kalbin ünsiyet yoklamasıdır. Şefkat Rahim tecellisi ile işleyen bir yapıştırıcıdır: yabancılıkları eritir. Şefkat birinin yarasına (ki herkes yaralıdır bu karşılaşmada) diğerinin sargı olmasıdır.

Eğer şefkat kalbin varlıkla yüzleşmesi ise tefekkür aklın yüzleşmesidir. Yani şefkat kalbin başına gelen şey ise tefekkür aklın başına gelen şeydir. Tefekkür insanın aklının sair mevcudatla karşılaşmasında hayreti hikmete dönüştürmek için yaptığı yolculuktur. Başka bir deyişle, tefekkür akıl midesinin teşekkürüdür. Tahkik ve mevcudattan sual etmek tefekkürün takvasıdır. İnsan soru sormaya sorgulamaya mahkûm olduğu için ya kaçar (gaflet) ya da yola koyulur (hayret). Tefekkür akıl midesinin hikmetli varlık sofrasına karşı teşekkürüdür. Tefekkür vediaya karşı teşekkürdür. Yani Hikmetle Veren’e karşı “tefekkür şükrandır”.

Şefkat de tefekkür de bir dayanışmadır: İnsanın kâinatla dayanışması.

Zira insan en eksikli varlıktır. O kadar ki varlık olarak bir hiçtirHiç ise Her’in en güzel aynasıdır.

Mücahit Bilici

[email protected]

Twitter: @mucahitbilici

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Genel, Tavsiyeler

Fikrinizi Paylaşın