32.Söz – 4.Ders Notları

O zerre dahi, hakikat lisâniyle ve hikmet-i Rabbânî diliyle der ki:

“Ben hadsiz vazifeleri görüyorum. Ayrı ayrı her masnua girip işliyorum. Bütün o vezâifi bana gördürecek, sende ilim ve kudret varsa; hem, benim gibi, had ve hesâba gelmeyen zerrât, içinde beraber gezip Haşiye iş görüyoruz. Eğer bütün emsâlim o zerreleri de istihdam edip emir tahtına alacak bir hüküm ve iktidar sende varsa; hem, kemâl-i intizam ile cüz olduğum mevcudlara, meselâ kandaki küreyvât-ı hamrâya hakiki mâlik ve mutasarrıf olabilirsen, bana rab olmak dâvâ et, beni Cenâb-ı Haktan başkasına isnad et. Yoksa sus!

Zerreler bu kainatın tek bir elden çıkmış olduğuna şahitlik ettikleri gibi, hareketleriyle dahi gezdikleri yerleri zapt ederler. Bana kim vücut verdiyse, ben nerede görev yapıyorsam benim fiiliminde yaratıcısı odur. Benim görevlendirilmem onun kudreti ile ise, görevlendirildiğim yerlerin hakimi de odur. Benim malikim kimse, o yerlerin maliki de odur.

Örneğin su ve hava molekülleri bize göre hareketlidir. Fakat bir ağaç bize göre sabit bir varlıktır. Ya da yıldızlar bize göre sabittirler. Bizim sabit olarak bildiğimiz yıldızlar galaksi sisteminin bir parçasıdır. Yıldız lisanen diyor ki beni bu galaksinin bu noktasına yerleştiren kim ise bu galakside O’nun mülküdür.

Bir dağda bir çiçek büyüyor. Çiçek yine hal diliyle diyor ki bana kim sahipse benim özelliklerimin sahibi ve bu dağın sahibi de O’dur. Cenab-ı Hakk’ı varlığından emin olabilmem için bütün kainatı görmeme gerek yok. Her bir sabit ya da hareketli varlıktan olan biten işe, olaya bakarak kainatın yaratıcısına ulaşabilirim. Bu tarz insan mantığının şüpheye düşmeden kabul edebileceği bir tarzdır.

Bir kitabı örnek aldığımızda kitapta ki bir paragrafa bakıp onun şuurlu bir zat tarafından bilinçli bir şekilde yazıldığını anlayabilir ve bu paragrafı yazan kim ise bütün kitabı yazan zatı da tanıyabilirim. Bilinci, şuuru, iradesi olmayan bu kitabı yazamaz diyebilirim.

Bir hava molekülü teneffüs ettiğimde akciğerlerime gidiyor ve görevini yerine getirip çıkıyor. Aynı hava molekülü bir hayvanda aynı vazifeyi görüyor. Öyle ise bedenimde ki bu hava molekülü kim tarafından yaratılmış ve çalıştırılmış ise aynı şekilde bitkide de hayvanda da O’nu çalıştıran zat aynıdır.

Hücreyi büyük bir insan gibi düşünelim bir insanın var edilmesinden kasıt nedir? İnsanın var edilmesinden ne anlamalıyım? İnsan varlık alemine getirilirken bütün özellikleri ile birlikte varlık alemine getirilir. İnsanı Allah yarattı da gülmeyi insan yarattı gibi bir anlayış var aslında. Lakin bu durum öyle değil. Beni kim yarattı ise gülme hareketimin varlık kaynağı da odur. Yani sadece insan çamurdan yaratılmıştır demek yaratılışı dar bir kalıba sokmaktır. Sevme, üzülme, acı çekme, gülme, yeme, içme vs. gibi bir çok özelliğinde varlık kaynağının o olduğunu bilmek gerekir. Ve kainatı yaratamayan benim özelliklerimi yaratamaz, kainatı yaratamayan bir zerreyi yaratamaz.

Şartlarımın uygun olmamasından dolayı dersleri oldukça geriden ve kayıtlardan takip edebiliyorum. Bu imkanı sağlayan kardeşlerden Rabbim ebeden razı olsun ve teknoloji için kainatın zerreleri adedince şükretsek yine azdır.

Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest
Habibe Işık

Yazar Hakkında:

Necisin? Nereden geldin? Nereye gidiyorsun? Sorular çok basit değil mi? İki kelimelik. Lakin bu soruların cevabı için ciltlerle kitap yazmışlar asırlar boyunca. İşte ömür sermayesinin büyük bir kısmını tüketmişti belki de Habibe bu soruları sorduğunda kendine. O gün bu gündür iyi bir mütefekkir olma yolunda ömür sermayesini kullanmaya çalışan bir yolcu.

Diğer yazıları için tıklayın.

Okuyucu Yorumları

  1. iskender dedi ki:

    İltifat marifete tabi derler gercekten olagan disi bir pencereden çağa bakıs acisi guzelligi…rabbim bütun insanliga nasip etsin insallah

Fikrinizi Paylaşın