Acele İşe Neden Şeytan Karışır?

Dünyeviliğimizi susturup (=savm) Kuranın üslubu ile kainatı anlamlandırma ayı olan Ramazan’ın bereketi üzerimize olsun.

Az önce, havuçları doğrarken bir parmağımın ucunu da birazcık doğradım. “Elhamdülillah, bu kesildi ama iyi ki diğer parmaklarıma bir şey olmadı” düşüncesinin, tevhidin ince ayarından geçmiş bir şükür şekli olmadığını bildiğimden, “Ne olaki bunun anlamı?” diye düşündüm ve aklıma, acele etmekle ilgili o atalar sözü geldi. Çünkü hakikaten acele etmiştim — yetiştireyim diye.

Bu atalar neden acaba “şeytan” kelimesini kullanarak bu duruma böyle bir açıklama getirme ihtiyacı hissetmişler diye meraklandım. Acele etmekle Şeytanın ne ilişkisi var?

Sonra, şeytan nedir diye bi hatırlayayım bakayım dedim. Adem‘e secde etmeyen İblis şeytanı aklıma geldi. Dedim ki, Adem dedeme secde etmeyenden bana da bi hayır gelmez. Demek ki, bana bir hayrı dokunmayan görüşlere şeytan deniyor bu dünyada — yani beni Rab’den uzaklaştıran hallere.

“Peki, güzel güzel yemeği yetiştirmekle uğraşırken şeytan bunun neresinde ki?” diye sormadan edemedim. Yani bu yapmakta olduğum işin bana hizmet etmeyen (secde) yönü ne olaki? Sonra şu geldi aklıma; madem ben, bu dünyaya kainat kitabını okumaya gelmişim, o zaman, acele edip sonuca odaklanmak benim şeytanımdır. Zira havucu doğrarken onun tesbihatını okumadım acele ettim. Kader-i İlahi, elime bir bıçak vurdu; durdum. Ve düşündüm. Havucu böyle güzel yaratanı o an için aklımdan geçirmediğimin farkına vardım; dedim ki havucu şeytanla birlikte doğruyor muşuz da haberim yokmuş. Estağfirullah dedim.

İşte aynen öyle de, birşeyin rağmına şükredilmez ey aziz yolcu! Yani, “Elim kesilmesine rağmen parmaklarımın diğerlerini kesmedim, şükürler olsun demek”, Horasanlı Hazretin dediği gibi, sokaktaki köpeklerin bile yapabileceği bir iş(miş). Yani köpekten kasıt hayvani (canlı) yönümüze konulmuş fıtrat. Ama insaniyetimiz, vahyin eğitimine girdikten sonra “rağmen” dememeyi öğreniyor ve rağmensiz şükrediyor ve de etmeli. Anladım. Elhamdülillah.

Bu atalar, tevhidi çözmüşlermiş galiba da ben yeni farkına varıyorum herhalde…

Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest
Kategori: Yansımalar
Mehmet Ali Akgün

Yazar Hakkında:

Dini, insanın kendi gerçeği olarak tanımlamayı doğru buluyorum; dolayısıyla din ve getirmiş olduğu her türlü tanım, hayatın üzerine ekstradan konulan aksesuarlar değil, aksine, olmazsa olmaz kavramlardır demek çok insani bir tavır ve bana çok tatmin edici geliyor. Hal böyle iken, İslamiyet’i de insanın kendi gerçeğini teslim etmesi olarak tarif etmek mümkün. Böylece dinin neden fıtrat dini olduğu ortaya çıkıyor. Bu bağlamda yapılan “dini” sohbetlerden hoşlanan birisi olarak katıldığım ortamlarda dikkatimi çeken bazı noktaları bu sitede ilgilenenlerin dikkatine sunmaya çalışacağım. İnşallah yararlı olur.

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın