Âl-i İmrân, 3:16 ya da Günahın Tanımı

Abdullah Berâ –

Al-i İmran, 3:16

الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ

“Onlar: ‘Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru’ diyenler”

“ve gına”daki vav’ı açıklama vav’ı (“yani” anlamındaki vav) olarak düşünürsek bu ayette sanki günah’ın tanımı yapılıyor.

“Ateşin azabı”, insanın yaratıcısıyla ilgisini kesmesinin yakıcı bir azap (cemali isimlerinin tecellilerinden mahrumiyet vs.) olduğunu ifade ediyor. Bu azab hem dünya hem öldükten sonrasını kapsıyor.

vav’ı “yani” anlamında okursak: Bizim günahlarımızı bağışla ve (yani) bizi ateşin azabından koru.

Bu durumda günah yaratıcıdan uzaklığı gösteriyor ve yukarıdaki dua da “bizim günahlarımızı yani senden uzak yaşadığımız anlarımızı bağışla” anlamına geliyor.

Ayetin başı da bu yorumu destekliyor. “Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik”, yani senin Rububiyyetin (terbiye ediciliğin) ile bize gönderdiğin mesajlar (kainat, vahiy, vicdan) sonucunda biz iman ettik (seni tanıdık, senle bağımızı kurduk), artık senden uzak yaşadığımız anlarımızı bağışla ve bizi senden uzak yaşamaktan (ateşin azabından) koru.

Ali –  Güzel bir yaklaşım.

Senai – Hem böylece ayetin mesajı tehdit olarak algılanmaktan kurtulup, nezaketli bir sorumluluk yüklüyor muhatabına…

Hem böylece ayetin mesajı bir hesaplaşma havasından çıkıyor; bu hayatı inşa eden bir özneye dönüşüyor.

Hem böylece günahtan kaçınmak zoraki bir iş olmaktan çıkıyor, gönüllü ve yapıcı bir eyleme dönüşüyor.

Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest
Müzakereler

Yazar Hakkında:

Çeşitli imani konular üzerine yapılan e-posta yazışmaları Müzakereler kullanıcı ismiyle yayınlanmaktadır.

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın