İhtiyarsız Dalalete Düşmek

Habibe – Aşağıdaki parça ile ilgili kafama takılan bir sual var. 

İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazen bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. (Hakikat Çekirdekleri)

Uzun zamandır derslerimizde de bahsettiğimiz gibi insan hakikati araştırma ve bulma fıtratı üzerine yaratılmıştır. İnsanın “neciyim, nereden geldim, nereye gidiyorum” gibi soruları sorarak hakikati bulmaya çalışmaması fıtratını inkar etmek manasına gelir. Hakikat çekirdeklerindeki yukarıdaki kısmı okurken ”Hakikati kazarken, ihtiyarsız dalalet başına düşer” cümlesindeki ”ihtiyarsız” kelimesi kafama takıldı. Dalalete düşmek ya da düşmemek konusunda ihtiyar bizim elimizde değil mi? Hakikati ararken dalalete düşmek belki gaflet nazarıyla olabilir. Ama bir yanım diyor ki hakikati araştırırken ne oluyor da gaflete düşüyoruz. Bir de yine de bu iş ”ihtiyarsız olmaz”, ihtiyar olmazsa sorumluluk olmaz? Ne dersiniz?

İşârâtü’l-İ’câz‘da da ilgili şu kısım var.

İşte, sathi ve dikkatsiz nazarlar bu gibi hatalara düştükleri gibi, yüksek bir cevhere ve mükerrem bir mahiyete malik olan insan, kastı ve dikkatiyle daima hak ve hakikati ararken, bazan sathi ve dikkatsiz bir nazarla batıla bakar. O batıl da; ihtiyarsız, talepsiz, davetsiz fikrine gelir.

Ali – Çok önemli bir konu. Dikkatimize sunduğunuz için Allah razı olsun.

Sathi ve dikkatsiz bir nazarla batıla bakar.

Hiç kimse ihtiyariyle, kendisine verilen seçme özelliği ile, “ben batılı onaylayacağım, yanlışı tasdik edeceğim” demez. Hiçbir öğrenci “ben sınıfta kalmayı tercih edeceğim” demez, istemez. Hiç kimse yolda giderken “ben çukura düşeceğim” demez ve tercih etmez. Öyleyse kim sınıfta kalır, kim çukura düşer, kim dalalete girer?

”Sathi ve dikkatsiz nazar” sahibi olanlar bu olumsuz sonuçlara düşerler. Bu çok önemli sonuç, bize çok önemli bir mesaj ulaştırıyor: İman kasıt ister; dalalet kasıt, ihtiyar gerektirmez. Doğruyu tasdik etme kastı taşımayanlar yanlışa düşerler. Yolda çukura düşmemek için özel gayret gösterip dikkat etmeyenler çukura düşerler; doğruyu öğrenmek için gayret göstermeyen öğrenci, sınavda başarısız olur ve sınıfta kalır. Sınıfta kalmak için özel gayret göstermenize gerek yok; yalnızca sınıfı geçmek için kasteden bir tercih yapmamanız yeterlidir. “İmanın hakkaniyeti nedir, hak olan anlayış nedir” diye bir arayışa girmemek, dalalete gitmek için yeterli bir nedendir. Hiç ben azap çekeyim diye çalışan, tercih yapan, yani ihtiyarını kullanan kişi gördünüz mü?

İşte bu yüzden ”Taklidi imandan kasıtlı olarak kaçınmak için tahkiki iman eğitimi almayı tercih etmezseniz, dalalette kalırsınız” diye devamlı vurguluyoruz. Taklitte kalmak için bir gayret göstermemiz gerekmiyor; yalnızca tahkik yapmamak yetiyor.

Bu nedenledir ki Said Nursi (Allah onu rahmetine garketsin) ”inkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır” der. Tasdik etmek kasıtlı tercih gerektirir. İnkar etmemek için, yalnızca tasdiki ihtiyar etmemek yeterlidir. Tasdiki ihtiyar etmediğimiz, yani özel olarak tercih etmediğimiz takdirde kendimizi inkar etmemekte buluruz.

Takva, hakikati arayıp, bulup, onu tasdik etmeyi tercih etmemekle kendimizi dalaletin içinde ihtiyarsız olarak bulma tehlikesine düşmekten kaçınmak demektir. Yani, ”takva sahipleri için bir hidayet rehberi” olan Kur’an’dan faydalanmanın yolu, Kur’an’dan faydalanmayı kastetmeyi zorunlu olarak gerektiriyor. Böyle bir kastı taşımadığımız sürece, Kur’an bize hidayet kaynağı olmaz. Yalnızca inkar etmemek pozisyonunda kalırız ki, bu da tasdik etmek demek değildir.

Tahkiki imanın farz-ı ayn olduğunu inşaAllah anlamış oluyoruz. Nur Dede’nin hep tahkiki iman dersleri vermesinde ve bu derslerden faydalanmak gerektiğini, etrafında kalmanın ve içine girmemenin çok tehlikeli olduğunu yazmasında demek ki bir bildiği varmış. Şefkatinden bağırıyormuş, kızdığından değil. “Dikkat etmezsen ihtiyarsız olarak çukura düşeceksin; çalışmazsan ihtiyarsız olarak, sınıfta kalmayı kastetmediğin halde sınıfta kalacaksın; imanın hakkaniyetini araştırmak için özel gayret göstermezsen, istemediğin halde dalalette kalacaksın! Cehenneme gitmenin duası, Cennete gitmenin yollarını bizzat kasti olarak araştırıp gereklerini yapmamaktır. Yoksa hiç kimse ihtiyariyle ben cehenneme gitmek istiyorum demez” diye çığlık atıyormuş.

Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest
Müzakereler

Yazar Hakkında:

Çeşitli imani konular üzerine yapılan e-posta yazışmaları Müzakereler kullanıcı ismiyle yayınlanmaktadır.

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın