İnsan Korktuğu Bir Yaratıcıyı Sevebilir mi?

Fatmanur – Çocukların dua kitabında geçiyordu, çok güzel bir tefekkür:

…mevsim sonbahar…”Yapraklar ölürken de güzelleşiyor. Güzelce ölüyorlar. Rengarenk oluyorlar. İncecik bir ölçüyle yere düşüyorlar…….eline kocaman sarı bir yaprak aldı. Ölen çocuklar için duyduğu üzüntüsü biraz olsun geçti.” Ölmek yapraklar için bu kadar güzel oluyorsa çocuklar için çok daha güzel olmalı…”

Serdar – Ne kadar yazık ki ibadeti ve İslami yaşamayı bir zorluk bir külfet olarak gördüğümüz gibi ölümü de çok acı bir hadise olarak görüyor ve gösteriyoruz. Görmesek bile ifadelerimizin içinde ölüme karşı bir tepki var. Doğan insan alem değiştiriyor, sıkıntılı dar bir alemden geniş ferah ve nefes alacağı bir aleme geliyor, ölen insan da alem değiştiriyor çok sıkıntılı ve havası çok çok bozuk bir yerden, çok daha ferah, çok daha huzurlu her şeyin adaletle hükmedildiği bir yere gidiyor. Her yaştaki müslümanın ölüme bu şekilde muamele etmesi lazım bence. Merdane ölümün yüzüne bakıp, ona gülümsemeli. Sevgiliye kavuşulacak günü hasretle beklemeli.

Bir kaç gün önce bir arkadaşımız bir kutu çikolata getirmiş, sağ olsun. İçeriğine çok dikkat edilmeden masanın üstüne konmuş ve küçük kızımız ondan alıp yemiş. Baktığımda içinde etil alkol gördüm ve hışımla bunu ilan ettim. Kızım öğrenince, “ben cehenneme gitmek istemiyorum” diye başladı ağlamaya. Susturmak için uğraştık ama durmadı. Gece boyu tüm olumsuzlukları çikolataya yükledi, başı ağrıdı ve yüreği sürekli telaşlıydı. Bize bu halet garip geldi, anlattık halbuki fakında olmadan yapılan günahlar sayılmaz diye, ama yaramadı. Keşke hepimizin yüreği onunki kadar günaha hassas olsa.

Abdullah Berâ – Mü’minin ruhunun çok kolay alınacağından, inanmayanların ise ruhunun çok zor ve acı verici bir şekilde çıkacağını belirten rivayetleri hepimiz okumuşuzdur. Mü’min için ölüm bir kapı sadece. bu dünyada tanıdığı Rabbine, O’nun isimlerinin tecellisine başka bir boyutta ve daha kapsamlı bir şekilde muhatap olmasının ilk adımı.

Mü’min bu dünyadaki mevcudata manay-ı harfi ile yani yaratıcısını gösteren, O’nu tanıtan yönüne baktığı için, o mevcudatın, mutlak kudreti, rahmeti, hikmeti olan bir Zatın isimlerinin tecellisi olduğunu anladığı için, ölüm anında firak acısı yaşamıyor. Mü’minin ruhunun terayağından kıl geçer gibi çıkmasının esprisi bu. Kafirin, ruhu çıkarken çok acı çekmesi ise tam tersi. Yani her şeye manay-ı ismiyle (kendisini gösteren yönü ile, tesadüfen olmuş diye) baktığı için, her şeyi sebeplere verdiği için, bu dünyadan ayrılırken yaşadığı firak acısını anlatıyor ölüm anında çekeceği acı ile ilgili rivayetler. Bu acının büyüklüğünü ifade etmek için de çeşitli örnekler veriliyor (bu dünyadan örnekler, bizim algılayabileceğimiz şeyler).

Bir insan mevcudata hangi oranda manay-ı ismiyle bakmışsa (mü’min, kafir fark etmez) o oranda sekeratta acı çekecek.

Ölüme karşı ne kadar korku duyuyorsak, imanımızın çeşitli yerlerinde o kadar problem var demektir.

“Evet, tam münevverü-l kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki, harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyredecek.”. Yani tam münevverü-l kalb bir âbid, ölüm esnasında harika bir kudret-i Samedâniyeyi lezzetli bir hayretle seyreder. (3. Söz)

Serdar hocam, bence kızınız cehennem korkusuyla girdiği o duruma girmesindense yüz tane alkollü çikolata yese daha iyi idi. Keşke ona bahsetmeseydiniz alkol meselesinden. Çocuklara Allah merhameti ile tanıtılmalı. Azabı ile değil. Allah’ın azabında da merhamet vardır ama çocuklar bunu anlayacak durumda değil. Bir insan korktuğu bir şeyi sevemez. Herhangi bir şeyi yaptığı zaman kendisini cehenneme atacak bir Zatı sevmesi mümkün değildir.

Öyle bir Allah sevgisi oluşacak ki insanda, yaptığı hataları, kendisini merhametle yaratan ve sevdiği her şeyle birlikte yaratmaya devam eden yaratıcısını üzmemek, O’nu “kırmamak” için hata yapmamaya çalışacak. Cehenneme girmemek için değil. Dikkat ederseniz kızınız Cenab-ı Hakkı üzdüğü için üzülmüyor. Cehenneme gidip acı çekmemek için üzülüyor.

Burada Cenab-ı Hakkın “üzülmesi”, kendisine karşı bir davranış oldu da ondan üzüldü demek değil. Kulunun, Kendisinden uzaklaştıracak bir davranışı karşısında, kuluna olan merhametinden dolayı “kudsi bir tarzda acı çekiyor”. Ve aşağıdaki hadisin anlattığı gibi, kulunun tevbe ederek yeniden kendisine dönmesi karşısında çok memnun oluyor. Aynı bir anne-babanın, çok sevdiği evladının bir hatadan dönmesi karşısında duyduğu sevgi gibi (daha doğrusu bunu vahid-i kıyasi olarak kullanıp, Cenab-ı Hakkın memnuniyetinin boyutlarını anlamaya çalışmak lazım).

“Ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini duydum: “Allah, mü’min kulunun tevbesinden, tıpkı şu kimse gibi sevinir: “Bir adam hiç bitki bulunmayan, ıssız, tehlikeli bir çölde, beraberinde yiyeceğini ve içeceğini üzerine yüklemiş olduğu bineği ile birlikte seyahat etmektedir. Bir ara (yorgunluktan) başını yere koyup uyur. Uyandığı zaman görür ki, hayvanı başını alıp gitmiştir. Her tarafta arar ve fakat bulamaz. Sonunda aç, susuz, yorgun ve bitap düşüp: “Hayvanımın kaybolduğu yere dönüp orada ölünceye kadar uyuyayım” der. Gelip ölüm uykusuna yatmak üzere kolunun üzerine başını koyup uzanır. Derken bir ara uyanır. Bir de ne görsün! Başı ucunda hayvanı durmaktadır, üzerinde de yiyecek ve içecekleri. İşte Allah’ın, mü’min kulunun tevbesinden duyduğu sevinç, kaybolan bineğine azığıyla birlikte kavuşan bu adamın sevincinden fazladır. “

Müslim’in bir rivayetinde şu ziyâde var: “(Sonra adam sevincinin şiddetinden şaşırarak şöyle dedi: “Ey Allah’ım, sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim.” Buharî, Da’avât 4; Müslim 3, (2744); Tirmizî, Kıyâmet 50, (2499, 2500).

Farkına varılmadan yapılan hataların günah sayılmaması şu demek herhalde: Günah, o anda Cenab-ı Haktan gaflet içerisinde olmak, yaratılmışlığını unutmak ve Cenab-ı hakkın bizim iyiliğimiz için olan emirlerinin dışına çıkmak. Bir yiyecekte alkol olduğunu bilmeyen bir insan, bu şekilde bir yaratıcısını unutmuşluk içerisinde değil ki “günah” olsun.

Mehmet Ali – Çok hakikatli noktalara değinmişsin; çok faydalandım. Allah razı olsun.

Pages12
Email this to someonePrint this pageShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on Pinterest
Müzakereler

Yazar Hakkında:

Çeşitli imani konular üzerine yapılan e-posta yazışmaları Müzakereler kullanıcı ismiyle yayınlanmaktadır.

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın