Etiket: İman

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIV

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIV

Fen bilimlerinin araştırmalarına göre 1910’lu yıllarda yeryüzünde iki yüz bin çeşit canlı varlık tespit edilebilmişti.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIII

Yanlış düşünceye göre, eşya silsile halinde devam ediyor, varlığı sabit kalıyor ve yeni bir tenasülden neşet ediyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XII

Yanlış düşünceye göre, eşya silsile halinde devam ediyor, varlığı sabit kalıyor ve yeni bir tenasülden neşet ediyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XI

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XI

Bir nevin her bir ferdinin her bir hali yeni bir yaratılıştır. Her yaratılış fiili yeni bir yaratılış kompozisyonu içerisinde gerçekleştiriliyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – X

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – X

1800lü yılların sonu ile 1900lü yılların başlarında natüralizm, tabiat perestçilik İstanbul’u işgal etmiş vaziyetteydi.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IX

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IX

Bir partikül kendini var etmiş olamaz, bir partikül bir başka partikülün varlık nedeni de olamaz.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VIII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VIII

Bir atom kendi varlığının varlık nedeni olamayacağına göre değişerek varlığını devam ettirmesi de söz konusu değildir.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VII

Kainatı/varlık alemini düşünürken çoğunlukla sadece mekan boyutunda düşünürüz, zaman boyutunda düşünmeyiz.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VI

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VI

Hudus kelimesi sadece Nursi’nin kullandığı bir kelime değildir. Kelam ilminde bin yılı aşkın bir zamandan beri kullanılan bir terimdir.

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – V

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – V

Vahiy nasıl tasdik edilir?

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IV

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IV

Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. ‘İmkân’ bırakmaz.

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – III

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – III

İnsan kainatta mevcudu kullanmakla yetkilidir. Partikülün tercih yapma özelliği var mıdır?

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – II

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – II

“Mahlûkatın her nev’ine, her ferdine ve o nev’e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemâline münasip bir vücudun verilmesidir. Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. “İmkân” bırakmaz. Hem de bizzarure bazının “hudus”u, nazarın müşahedesiyle ve sairleri dahi aklın hikmet ve nazarıyla görülür.” Muhakemat Kainattaki Adaletli Yaratılış (2. Bölüm) “Mahlûkatın her nev’ine, […]

24 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – I

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – I

İKİNCİ DELİL-İ KUR’ÂNÎ: Delil-i ihtiradır. Bunun hülasası: “Mahlûkatın her nev’ine, her ferdine ve o nev’e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemâline münasip bir vücudun verilmesidir. Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. “İmkân” bırakmaz. Hem de bizzarure bazının “hudus”u, nazarın müşahedesiyle ve sairleri dahi aklın hikmet ve nazarıyla görülür.” “Vehim ve […]

19 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
İhtiyarsız Dalalete Düşmek

İhtiyarsız Dalalete Düşmek

Habibe – Aşağıdaki parça ile ilgili kafama takılan bir sual var.  İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazen bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. (Hakikat Çekirdekleri) Uzun zamandır derslerimizde de bahsettiğimiz gibi insan hakikati araştırma ve bulma fıtratı üzerine yaratılmıştır. İnsanın “neciyim, nereden geldim, nereye […]

Usûl Ya Hu

Usûl Ya Hu

1. Vahyi asla tarihe hapsetmeyeceksin! Vahiy daima burada ve şimdiden bahseder; asla orada ve geçmişten değil. 2. Vahyi, dogrudan sana konuşuyor diye okuyacaksın! Vahiy, daima senden bahseder; tarihteki insanlardan değil. 3. Daima şahit olmakla işe başlayacaksın; hükmünü gözleminin üzerine inşa edeceksin! Delil önce, sonuç sonra gelir. 4. Semavî Söz’den asla dünyevi mana çıkarmayacaksın! Mesele, “iyi” insan olmak değil; iyiliğin […]