Etiket: Kainat

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – VI

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – VI

قَالَ لَهُم مُّوسَى وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا عَلَى اللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُمْ بِعَذَابٍ وَقَدْ خَابَ مَنِ افْتَرَى 20:61 – Musa onlara dedi ki: “Size yazıklar olsun, Allah’a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azap ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten hüsrana uğramıştır.” Musa as’ı sihirbazlıkla ithamından sonra, Musa as’ı halkın önünde mağlup duruma düşürmek için Firavunun […]

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – V

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – V

قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَا مُوسَى 20:57 – [Firavun:] “Ey Musa!” dedi, “Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?” İlginçtir, aynı tavır şimdi de inanmak istemeyenler tarafından sergileniyor. Kur’an, “Kainata bakın ve onun yaratılışını inceleyin, Yaratıcısını tanıma imkanına sahip olacaksınız. İşte bu Yaratıcı, sizin de Yaratıcınızdır, kainatın içinde sizi kainat ile tam bir […]

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – IV

Musa as’ın Kıssası Benim Dünyamda Nasıl Canlandı? – IV

قَالَ فَمَا بَالُ الْقُرُونِ الْأُولَى 20:51 – “Peki geçmiş nesillerin hali ne olacak,” dedi. ​Konuyu saptırmak için kullanıldığı anlayışın bir tezahürü olan bu sorunun iki yönü olabilir. Peki ölüp gidenlere ne oldu? Hani yaratılıyorlar ve yaratılış gayesine göre yönlendiriliyorlardı? Yaratıklara bakarak Yaratana ait olan işaretlere, ayetlere, mucizelere dikkat etmek istmeyenlerin gözünde ölenler, çürüyüp gittiler gibi […]

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İmanî Konularla İlgili Metinleri Okurken Takınılacak Tavır

İnsan, sınır konulamayacak özelliklerle donatılmış. Bu özellikleri değerlendirebilmesi için insana sorgulama kabiliyeti verilmiş. İnsan, muhatap olduğu her şeye “Nasıl” “Niçin” gibi sorularını yönelterek sanki kâinatın ve kendinin sırrını çözmeye namzet kılınmış. Sorgulama istidadımızı kullanıp kullanmama özgürlüğüne de sahip kılınmışız. İnsan kendisine dikkat edince şunu anlayabiliyor: Sorgulama kabiliyetini kullanmamayı tercih eden bir kişi, insaniyetinin sırrını çözemez. […]

21 Şubat 2017 1 Yorum Devamı →
Peygamber Aramızda mı?

Peygamber Aramızda mı?

Ali – Şu ayet üzerinde biraz tefekkür edebiir miyiz? Bizim için şu anda çok önemli bir ayet gibi görünüyor. Peygamberin içimizde olması ve bizim mağfiret dilememiz arasında da bir bağlantı olmalı. وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ (8:33) 8:33 “Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, […]

16 Aralık 2016 2 Yorum Devamı →
Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber – Metin Karabaşoğlu

Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber – Metin Karabaşoğlu

Herşey, ilk kez okuduğumda beni heyecanlandıran bir eseri, son okuyuşumda duyduğum taze bir heyecanla başladı. İlk okuyuşumun üzerinden neredeyse on yıl geçmişti ve bu, belki yedinci, belki sekizinci okuyuşumdu. Bu eseri okumayı seviyordum, zira dünyama Hz. Peygamberin hayatından hatıralar ve hisseler taşıyordu. Bu elbette güzeldi de, son okuyuşumda farkettiğim bir husus çok daha güzeldi. Edison bin […]

27 Mayıs 2016 0 Yorum Devamı →
Yemin Olsun Bu Beldeye

Yemin Olsun Bu Beldeye

لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ﴿١﴾ وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ ﴿٢ (Yemin olsun bu beldeye ki ona ancak sen yaraşırsın- helalsin) Kuranda Cenab-ı Hak bir şey üzerine yemin ediyorsa, bu şey mucize kabilinden Allah’ın varlığının delili olan bir şeydir. Yani Allah bir şeyin üzerine yemin ediyorsa onu kendi varlığının ya da o kontekst içinde yer alan […]

Allah’ın Mescidlerini İmar Etmek

Allah’ın Mescidlerini İmar Etmek

Tevbe, 9:17 مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ “Müşriklerin, kendi inkârlarına kendileri şahit iken, Allah’ın mescidlerini imar veya ziyaret etmeleri olacak iş değildir. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Onlar ateşte sürekli kalacaklardır.” Yukarıdaki ayette geçen Allah’ın mescidleri ifadesi bana şunları çağrıştırdı: Mescid secde edilen yer demek. […]

Marifetullah’a Ulaşma Yolu veya İman ile Varlık Arasındaki Organik İlişki

Marifetullah’a Ulaşma Yolu veya İman ile Varlık Arasındaki Organik İlişki

Birkaç konuyu temsil yöntemi ile dile getirmek istiyorum. İnşaAllah, bir hakikatin anlaşılmasına vesile olur. Eğer Rabbimin ihsanıyla ifade edebilirsem kolay bir konu. Anlatamamaktan dolayı zorlaştırmış olabilirim, şimdiden özür dilerim. [Hatırlatma: Biliyorsunuz temsiller, anlaşılması zor olan bir konunun, bu dünya şartlarında bilinen elemanlar kullanılarak anlaşılabilir hale gelmesi amacını taşırlar. Anlaşılması hedeflenen meseleye tam tamına tekabül etmezler. […]

14 Eylül 2015 1 Yorum Devamı →
Muhammed’in Allah’ın Rasulü Olduğuna Şehadet Etmek

Muhammed’in Allah’ın Rasulü Olduğuna Şehadet Etmek

Abdullah Berâ – “Üçüncü Medrese-i Yusufiyenin tek bir dersinin üçüncü kısmı: Mukaddime” isimli kısmı okurken kelime-i şehadetin ikinci kısmını genellikle göz ardı ettiğimi farkettim. Birinci kısımda “şehadet ederim ki ilah yoktur Allah’tan başka” derken, kainatı tefekkür ederek hiç bir şeyin ilah ve ilaha ait özelliklere sahip olmayacağı sonucuna ulaşarak, yani Lailahe diyerek “Allah’tan başka” sonucuna ulaşmamız gerektiği […]

Sebe’ Halkı ve Bereketli Kentler Arasında Yolculuk

Sebe’ Halkı ve Bereketli Kentler Arasında Yolculuk

K. Ali – Sebe’, 34:18 – Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” Sebe’, 34:19 – Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik […]

27 Ağustos 2015 0 Yorum Devamı →
Vahye Yaklaşımımızda Usûlün Önemi

Vahye Yaklaşımımızda Usûlün Önemi

Vahyin yani Kur’an’ın en temel hedefi insanlara bir abd olarak (yani yaratıcısını tanımak üzere) bu dünyada yaşamasını öğretmektir; başka bir ifade ile iman ile kâinatla ilişki kurmanın rehberliğini yapar. Bu rehberlik bir adım sonra, sosyal bir prensip imiş gibi görünse de, hemen altında muhakkak bir iman boyutunun yani tevhide bakan yönünün olduğunu muhakkak bilmemiz ve […]

Çocuk ve Allah – Mustafa Ulusoy

Çocuk ve Allah – Mustafa Ulusoy

ÇOCUK SAĞDA SOLDA, dışarıda içeride, evde sokakta hayatın güzelliğine dair cümleler duyamıyordu. Çocuk hayattan korkuyordu. Çevresinde olup biten şeyler ona çok karmaşık geliyordu. Can sıkıntısından patlıyordu. İçinde bir boşluk vardı. Anlam veremiyordu. Hiçbir şeye anlam veremiyordu. Oyuncaklarından sıkılıyordu. Sıkılınca oyuncaklarını sağa sola fırlatıyordu. Oyuncaklarına kötü davranıyordu. Babası ona sadece oyuncak almakla yetiniyordu. Herbir oyuncakla ilgisi […]

12 Nisan 2015 1 Yorum Devamı →
”Kitap” Kainattan ”Konuşan” Kainata

”Kitap” Kainattan ”Konuşan” Kainata

Newton’un da kainatı bir “kitab”a benzetmesinden bahsedince, insanlar “Mekanik dünya” görüşüne saplanıp kalıyorlar. Risale-i Nurlar’da da kainat bir kitaba benzetildi diye (“kitab-ı kebir-i kainat” ifadesi çok geçer) mekanik dünya görüşü savunuluyor iddiası yayılıyor. Nursi’de, kainat hiçbir surette, hiçbir parçası ile “sabit” değildir, daima değişir. Statik kainat anlayışı yoktur, dinamik kainat anlayışı vardır. Bu dinamik kainat […]

23 Şubat 2015 0 Yorum Devamı →
Kitaplara ve Peygamberlere İman İlişkisi veya Kur’an ve Hadis İlişkisi

Kitaplara ve Peygamberlere İman İlişkisi veya Kur’an ve Hadis İlişkisi

Kur’an’a muhatap olmanın aşamaları: 1. Eğer bu kainat yaratılmış diye ikna olmuş isek, onun Yaratıcısı olmalı (Amentu billahi) ve bu Yaratıcı’nın Bilinçli olması zorunlu olduğundan (kâinat bunun şahidi) Yaratılışın bir maksadı olmalı. 2. Yaratılış maksadı da ancak yaratılış biçimiyle nakledilen manalarda aranır. Yaratıklar vasıtasıyla (insan duyguları dahil) ulaşılan manaların taşıyıcıları olmalı, ki bunlara melek ismi verilir (ve […]

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Bazen çarşıda, pazarda şöyle bir tablo görürüz: Bir çocuk bir oyuncak istiyor; çıldırmış gibi ağlıyor, yerlerde sürünüyor. Annesi ise onun isteğini kabul etmiyor ve ağlamasına aldırmıyor. İlk bakışta çocuğun durumu bizi üzer ve ona acırız ama “annesinin” gözetiminde olduğunu görünce ve bu ihtiyacı karşılamayanın “annesi” olduğunu farkedince rahatlarız. Çünkü biliriz ki annesi o çocuğu en […]