Ali Mermer

Yazar Arşivi: Ali Mermer

Dr. Ali Mermer, halen New York Şehir Üniversitesi, Queens'te Din Görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir.

rss kaynağı

Düşünme Düsturları – Düstur 3

Düşünme Düsturları – Düstur 3

“Zaman var oluşun devamından ibarettir. Eğer mekan yaratılmaya devam etmezse zaman diye bir kavramdan bahsetmek mantıken mümkün değildir.” Pratik hayatımızda, “Her şey değişiyor” dediğimiz zaman, “Her bir şey, yeni bir şekil ve özellikle var ediliyor” demek istediğimizi anlamamız gerekir. Bir şeyin değiştiğini söylediğimizde şunlardan biri doğru olmalı: 1) Ya, “O şey kendi kendine vardı, yani […]

18 Aralık 2013 0 Yorum Devamı →
Düşünme Düsturları – Düstur 2

Düşünme Düsturları – Düstur 2

“Kul fiilinin halıkı değildir.” İslam alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bu tesbiti dikkatli bir şekilde incelememiz gerekiyor. Her zaman olduğu gibi, doğru metotla yaklaşabilmemiz için, bu cümlenin doğruluğunu esas alarak ise başlamayacağız. Onun yerine, “İnsanlar, kendilerinden çıkan fiillerin yaratıcıları mıdır?” sorusu ile tahkik yöntemini seçeceğiz. İster irademizi kullanarak yapmış olduğumuz fiiller olsun, isterse de irademiz dışı […]

18 Aralık 2013 0 Yorum Devamı →
Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düşünme Düsturları – Düstur 1

Düstur 1: Bir şeyin varlık nedenleri üzerinde düşünürken Allah katından olaylara yaklaşmamak.  İnsan aklı, her şeyin varlık nedenini sorar. Ancak bu soruya yaklaşırken doğru metodu kullanmamız lazım. Mesela, bir şeyi var olarak kabul ettikten sonra incelemenin bir dogma oluşturmak olduğunun farkına varmamız lazım. Varlığı bu şekilde dogmatik olarak sabit kabul ettikten sonra, varlıklardaki değişimin kendilerinden […]

18 Aralık 2013 0 Yorum Devamı →
Ticaret Neden Önemli?

Ticaret Neden Önemli?

Ezbere bir cevap vererek başlayacağım bu anlamlı ve hayatın gerçeğinden çıkmış soruya: “İnsan bu dünyaya ticaret yapmak için gönderilmiş.” Ticaret, insanların ihtiyacına, ihtiyaç anında ve miktarınca cevap verme faaliyetidir, diyebiliriz. Önemli olan buğday yetiştirmek değildir. Çünkü buğday yetiştirmenin bizzat kendisi aslî insan vazifesi değildir. Fakat buğday olmazsa ticaret olmaz. Fakat dikkat edilmesi gereken nokta şurasıdır: Kainatın yaratılışına […]

16 Aralık 2013 1 Yorum Devamı →
Amelin Sürekli Olanı Makbuldur veya Ritüellerin Gerekçesi

Amelin Sürekli Olanı Makbuldur veya Ritüellerin Gerekçesi

Hepimizin bildiği veya duyduğu bir hadis mealidir başlıkta geçen cümlecik. Genellikle şu ifadelerle nakledilir: “Allah katında amellerin en makbulu az da olsa devam üzere yapılanıdır.” (Buhârî, İman 32; Müslim, Müsafirîn 215-218, Münafıkın, 78) Ben şahsen ibadetlerin belli bir ritüel şeklinde yapılmasının gerekçesi üzerinde düşünüyorum. Bir hakikati var ama tam çözebilmiş değilim. Yani, kendimi de ikna […]

14 Aralık 2013 1 Yorum Devamı →
Daire-i İtikat ile Daire-i Esbab’ı Karıştırmak

Daire-i İtikat ile Daire-i Esbab’ı Karıştırmak

Aşağı yukarı bütün fikir karışıklıkları, yaratık olarak konuyu düşünürken, birden bire hemen Allah katına atlayıverip, olayın içine Allah’ı katıverme alışkanlığından kaynaklanıyor. Veya bir meselede Allah’ın tasarrufunu konuşurken, meselenin esbab dairesindeki tecellisine bakıp, Allah katındaki edindiğimiz anlayışı, esbab dairesine uygulayıveriyoruz. Neredeyse bütün kafa karıştıran soruların kaynağı, “daireleri karıştırmak” diye ifade edilen sorundan kaynaklanır. Neredeyse bütün kafa […]

10 Aralık 2013 0 Yorum Devamı →
Cemaat Nasıl Olur?

Cemaat Nasıl Olur?

Soru: Cemaat, bir amaç için toplanan insanların oluşturduğu gruba denir. Ancak, buna, “-cilik” eklenirse eğer, o zaman cemaatin asıl gayesinden uzaklaşma başlanmıştır diye anlıyorum ben. O yüzden, bu “-cilik”tan uzak bir cemaatin tarifi nedir sizce? Risale-i Nur’da da ehemmiyetle bahsedilen bir konu bu aynı zamanda. Bir kaç hadis ve ayet de paylaşmak istiyorum cemaat olma […]

8 Aralık 2013 3 Yorum Devamı →
İlim maluma tabidir

İlim maluma tabidir

Kader’e iman ile ilgili bir soru: ”İlim maluma tabidir, derken tam olarak ne demek istiyoruz? Bu cümleyi insan için anlayabiliyorum. Vücudu olan bir şeye bakar ondan bir malumat çıkarırız. Ama bunu bütün mevcudatın kaynağı O dediğimiz Mutlak Yaratıcıya nasıl uyguluyoruz?” Yaratıcıya uygulamıyoruz. Kanaatimce, uyguladığımızı düşündüğümüzde yanılıyoruz. Kendimiz, yani yaratık açısından bir izah getiriyoruz. Ben, benim […]

25 Kasım 2013 0 Yorum Devamı →
Ahiret ve Daru’l-Ahiret

Ahiret ve Daru’l-Ahiret

Son yazışmalarda geçen bir kavram olan ”ahiret”in ayrı bir başlık altında çalışılması gerekir diye hissettim. Kur’an’ın insanlara takdim ettiği  esas kavramlarının biricisi Tevhid ve ikincisi ahiret, yani öldükten sonra diriltilme haberidir. Konuya özet olarak girmek istiyorum: Ahiret, Sebep-sonuç ilişkisi (düzen, nizam) içerisinde var edilen bir olay karşısında, bilinçli bir insanın ulaştığı sonuç, yani o olayı […]

24 Kasım 2013 0 Yorum Devamı →
Sadaka belayı def eder

Sadaka belayı def eder

”Peki, şimdi soru(m) şu: Bu şekilde edilen kavli duanın sonucu değiştirmede bir rolü vardır diye inanıyoruz da o yüzden mi bu şekilde dua ediyoruz? Öyle olması lazım çünkü sonucu değiştirmek gibi bir fikrimiz olmasaydı, böyle dua etmezdik? Right?” Yukarıdaki soru, konunun çalışılmasına vesile oldu. Sorandan Allah razı olsun. Cevabını şöyle özetleyeyim: “Soran sorulandan daha iyi […]

24 Kasım 2013 0 Yorum Devamı →
Mana-yı Harfî, Mana-yı İsmî, Niyet, Nazar Üzerine bir Mütalea

Mana-yı Harfî, Mana-yı İsmî, Niyet, Nazar Üzerine bir Mütalea

“Sen aynaya baksan, eğer aynayı şişe için bakarsan, şişeyi kasten görürsün. İçinde Refet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir. Eğer maksat, mübarek simanıza bakmak için aynaya baktın; sevimli Refet’i kasten görürsün ‘fe tebarekallahu ahsanü’l-halıkîn’ dersin. Ayna şişesi tebeî, dolayısıyla nazarın ilişir. İşte birinci surette ayna şişesi mana-yı ismîdir; Refet mânâ-yı harfî oluyor. İkinci surette ayna şişesi mana-yı […]

17 Kasım 2013 0 Yorum Devamı →
Kur’an’da Hz. Adem (as)

Kur’an’da Hz. Adem (as)

Kur’an’da nakledilen Hz. Adem as’ın menkıbesini anlama çabamızda şu hususların dikkate alınması belki yardımcı olabilir diye düşündüm. I- Yaratıcımızın bize konuşmasındaki maksat II- Zıtlarla tanıma kabiliyeti: İnsana verilmiş “serbest irade”nin kıymeti III- Ehadiyet tecellisine muhatap olabilecek, yani Yaratıcısını bütün özellikleriyle (Esma-i İlahi) tanıyabilecek kabiliyette yaratılan insan: Eşref-i mahlukat. I- Yaratıcımızın bize konuşmasındaki maksat Beni yaratanın, […]

Şer Problemi: ”Elem” ve ”Ağrı” Arasındaki Fark

Şer Problemi: ”Elem” ve ”Ağrı” Arasındaki Fark

“Elem” (İngilizcesi, ”suffering”) ve “ağrı” (İngilizcesi, ”pain”) arasındaki farkın anlaşılması gerekir, diye düşünüyorum. Önce fiziksel “ağrı”yı tarif edelim: “İyi” diye tanımladığımız bir halin ortadan kalkması, elimizden gitmesi, ve dolayısıyle bizim bir acı hissetmemiz. “Şer” için getirdiğimiz tarifte olduğu gibi, “hayrın” olmaması. “Yaratılışta “şer” yok, “hayr”in nisbeten yokluğu var. Cehennem tarifinde de, “Cennet olmasaydı Cehennem yakmazdı,” der, […]

Ömür Boyu Yolculuk: Marifetullah

Ömür Boyu Yolculuk: Marifetullah

İngilizceyi ilk defa öğrenmeye başladıktan 3-5 ay sonra artık bu dili çözdüm, anlıyorum, zannetmiştim. Sonra ana dili İngilizce olanlarla konuşmaya başlayınca, anlamadığımı anladım. Eskiye göre, evet, birşeyler anlıyorum, genel gramer kurallarını öğrenmiştim. Onun için yolun sonuna geldim, zannediyormuşum. Daha da sonra ciddi kitaplar okumaya başlayınca, bu dili hiç anlamadığım ortaya çıktı. Yeniden başlamam gerek gibi […]

Kimlerin Safındayız?

Kimlerin Safındayız?

Varlığı yalnızca maddeye indirgeyen bir çağda, kafalarin yalnızca maddeten terakki ile meşgul olduğu bir devirde, insan da yalnızca maddeden ibaret görülmeye başlandı. İnsanın maddi ihtiyacı ön plana çıktı ve bütün sözümona “hamiyet”ler bedenin veya özelde midenin ihtiyacına karşılık vermeye indirgendi. Evet, insanın maddesinin ihtiyacı inkar edilemez, nasıl ki, bu dünyanın mülk yönü ihmal edilemez. Ama […]

”Allah’a İman” ile ”Meleklere İman” Arasındaki İlişki ve Fark

”Allah’a İman” ile ”Meleklere İman” Arasındaki İlişki ve Fark

“Allah’a iman”ın “meleklere iman” ile ilişkisi var ve fakat “bağımsız” boyutları da var. Neredeyse klasikleşmiş örnek, kitap: Sayfaların biraraya getirilmesinden oluşan bir şeyin genel tanzimine bakıp, içerisindeki yazılanları okuyup, onların anlamlı olduklarını farkedip, ”Bu kağıt yığını bir kitaptır ve dolayısıyla bir yazarı ve bu yazarın şöyle şöyle özellikleri olması gerekir,” sonucuna ulaşmak doğrudur. İnsan bu […]