Senai Demirci

Yazar Arşivi: Senai Demirci

Bugün doğdu, ömrünü bugün biliyor.
İlk taze nefesini bugün aldı.
Sonunu sonsuzluğa göre hazırlamaya çalışıyor.

rss kaynağı

Kur’an Anlama Atölyesi

Kur’an Anlama Atölyesi

1. Kur’an Atölyesi Çalışmaları, mealleri eleştirel bir yöntemle okuyarak, mealin çağrışımından Kur’ân’ın ana sesine intikal ederek, Arapçanın canlı ve doğurgan akışına doğrudan katılarak Kur’ân’ı anlayabileceğimiz bir kapı aralamayı hedefliyor. 2. Mealler sorgulanamaz şeyler değildir. Çoğu mealde, Kur’ân’ı tarihsel bağlamda okuyan, vahye ölü metin muamelesi yapan, önceki meallerdeki şablonları tekrarlayan, kelimeleri canlı köklerinden koparıp öldüren özensizlikler […]

Said Nursi’yi Kaybettiğimiz Yerde Bulmak

Said Nursi’yi Kaybettiğimiz Yerde Bulmak

Said Nursi, uzunca bir süredir ısrarlı bir gölgelemenin konusu oldu. Said Nursi’nin ortaya koyduğu duru söylem kimi takipçileri tarafından içeri hapsedilirken, dışarıdan-bu takipçilerin hapsini gerekçe göstererek-ötekileştirildi. Said Nursi üzerine düşen koyu gölgenin kalkmaya başladığı bu kritik dönemeçte tarihe not düşmek adına söyleyeceklerim var. 1. Said Nursi, hakikati “insan” temeli üzerinden dillendirir. Bu, hem onun Eski […]

Yüzde Yüz Esmâ Tecellisi

Yüzde Yüz Esmâ Tecellisi

Garip değil mi? İçimizden bir insanın bir sabah aynaya bakmasını gazeteler manşet yaptı. Hepimiz heyecanla bekledik aynada kendi yüzüne bakacağı günü. Adı Uğur’du. Henüz yirmili yaşlarının eşiğinde. İçimizden biri. Bizim gibi. Bizden tek farkı, yüzünün “yeni” oluşu. Başarılı bir yüz nakli yapıldı Uğur’a. O sabah onca ağrıya sancıya, ameliyat zahmetine katlanarak sahip olduğu yüzüne aynadan […]

13 Ağustos 2013 2 Yorum Devamı →
Mushaf

Mushaf

okunmayan kâğıt MUSHAF’tır okunan mushaf KUR’ÂN’dır anlaşılan Kur’ân BEYAN’dır yaşanılan Beyan İNSAN’dır. Mushaf alınır satılır, yerden biter Kur’an alınmaz satılmaz, gökten iner Beyan harfe sayfaya sığmaz, kalp(l)e taşınır İnsan kimseye benzemez, Resulullah diye tanışılır.

13 Ağustos 2013 0 Yorum Devamı →
Duha Suresi Notları

Duha Suresi Notları

Aydınlık sabahı düşün, 2- ve durgun, karanlık geceyi 3- Rabbin seni ne unuttu ne de darıldı. Burada peygambere hitap vardır fakat bunu sadece bu şekilde anlarsak konu tarihi anmakla kalır. Hitap tüm insanlığadır. Ey Muhammed demiş olsaydı konu geçmişte kalırdı. Burda bugüne hitap ediyor(peygamberin bugünü, o zamanın bugünü, bizim bugünümüz) ”Vahiy biz’e ve ‘şimdi’ iniyor. (vahiyi […]

Kalıptan kalbe geçiştir oruç

Kalıptan kalbe geçiştir oruç

Oruç tutarken, kendi bedenini aştın, ruhunun kaygılarıyla yaşamaya başladın. Niyetlisin artık; kalıbının önceliklerini askıya aldın, kalbinin önceliklerini önceledin. Ruhunu kurtarma telaşındasın. Ruhunun üzerindeki beden örtüsü inceliyor. Kalıbının tortuları eriyor, kalbinin berraklığı ortaya çıkıyor. Ruhun, asıl Ruh olan vahiyle yakınlaşıyor. Vahiy, ‘Ruh’ül Kuds’tür; “temiz bir rayiha”dır, “kutsi bir kokudur.” Yemeden içmeden kesilince, ruhun o rayiha ile […]

11 Ağustos 2012 0 Yorum Devamı →
Mevlânâ’nın yedi öğüdünü gerçekleştirir oruç

Mevlânâ’nın yedi öğüdünü gerçekleştirir oruç

Tatlı bir nehirdir oruç. Kudsi dağ yamaçlarından kopup geliyor. İçine akıyor. İçinde saklı cömertlik tohumunu uyandırıyor. Diğergamlıgın, yardımseverliğin filizleniyor, dal budak veriyor. Sende senden fazlasını ortaya çıkarıyor. Bir nehir ol, şimdi. Ak, akabildiğince. Hesapsızca sevinçler taşı kıyılarına. Yamaçları, vadileri, ovaları neşelendir. Suya kandır kurak yürekleri. Cömertlikte nehir gibi eyledi seni oruç. Sıcacık güneştir oruç. Kalbine doğuyor. […]

11 Ağustos 2012 0 Yorum Devamı →
Mukaddes Tûva vadisinde yürüyorsun…

Mukaddes Tûva vadisinde yürüyorsun…

Oruçlusun. Tıpkı Mûsa gibi “Mukkades Tûva Vadisindesin.” [TâHâ, 12] “Senin Rabbin Benim, Ben” [TâHâ, 12] diyen sesi duyup razı olmuşsun Rabbine. Seni aç ve susuz bırakmasına itiraz etmiyorsun. Halini Rabbinin dilemesine göre ayar ediyorsun. “Çıkar nalınlarını…” [TâHâ, 12] diyen o sesi sen de duydun. İtaat ettin. Ekmeği ve suyu çıkardın gündeminden. Aç ve susuzsun. Çekildi eşya etrafından. Çarelerin kesildi. Ayakların […]

11 Ağustos 2012 0 Yorum Devamı →
Alışkanlığın cehenneminden kurtulmak üzeresin…

Alışkanlığın cehenneminden kurtulmak üzeresin…

Oruç, seni alışkanlığın cehenneminden kurtarmak için geldi. Her şeyi elinin altında hazır bilirken, uzaklaştı nimetler. Her şeyin sahibi sanırken kendini, iddianı kaybettin. Sen sana ait değilsin. Senin değil hiçbir şey. Sahibinin izniyle yersin. İşte şimdi, alışkanlıkla değil, hasretle bakıyorsun her şeye. Bıkkın olarak değil, özleyerek var oluyorsun gün boyu. Farkında mısın yeniden boyandı su ve […]

11 Ağustos 2012 0 Yorum Devamı →
Hızır’a yoldaş eyler seni oruç

Hızır’a yoldaş eyler seni oruç

Oruç, ötelerden bir Hızır dokunuşudur sana. Mûsa gibi, Hızır’ın yanında yürüyorsun artık. Zorlu bir yoldaşlık bekliyor seni. Hikmetini hemen anlayamayacağın işler geldi başına. Birlikte geçtiniz nehrin öte yakasina. Seni huzur yakasina taşıyan gemini deldi oruç. Aç bıraktı. Susuz bıraktı. Şehvetin helalini bile elinden aldı. Çarelerini tüketti. Bozuldu huzurun. “Neden bu kötülük?” diye isyan ediyorsun belki. […]

Sahip olma telaşından şahit olma sükûnetine…

Sahip olma telaşından şahit olma sükûnetine…

Davanı geri çektin. Vazgeçtin sahip olmaktan. Yüz çevirdin eşyadan. Herşeyin ardından “Benim olsun!” diye koşmamayı öğrenmek uzeresin. Elinin tersiyle itiverdin doymayı. “Şöyle durun siz!” deme cesaretiyle başladın güne. “Olmasanız da olur!” deyiverdin suya, ekmeğe ve tene. Yüzünü çevirdin eşyadan. Şeffaf bir perde indi eşya ile arana. İştahın kesildi. Hevesin söndü. Ardı sıra koşmuyorsun ekmeğin ve […]

Bir asâ-yı Mûsa’dır oruç

Bir asâ-yı Mûsa’dır oruç

Bir asâ-yı Mûsa’dır oruç. Dokunur dokunmaz, sihirleri bozdu, büyüleri yutuverdi. Sanırdın ki ekmek doyurur seni; doyuramazmış meğer; oruçla gördün işte. Çaresiz kaldı lokmaların cümlesi. Sanırdın ki su kandırır seni. Kandıramazmış meğer; sular yetişemezmiş dudağına. Oruçla işin aslını gördün şimdi. Su vazgeçti iddiasından. Sanırdın ki, dostlar giderebilir açlığını ve susuzluğunu; onlar da çaresiz şimdi. Ne etseler, […]

Göründüğün kadar değil, olduğun kadar ol!

Göründüğün kadar değil, olduğun kadar ol!

Ramazan, zamanın mekâna hükmetmesidir. Kudsiyet iner Ramazan’da her köşeye. Mübarekleşir her köy. Mekkeleşir şehirler. Medine olur yaşadığımız yer. Her yüzde bir Kâbe komşuluğu okunur. Her gözde hasret ve vuslat gerilimi seyredilir. Ramazan’da insan niyetine göre yaşar, niyetini giyinir. Ameliyle değil, niyetiyle tartılır. Niyet görünmezdir, gösterilemez. Şu haliyle, Ramazan, olmayı önceler, görünmeyi sonraya bırakır. Bu da […]