Yazılar

Kâinat Benim

Kâinat Benim

“Biz insanız, insan olarak yaratılmışız, kendimizi ve kâinatı tefekkür etmemiz gerekiyor yaratıcının isimlerini okumamız için. Biz de kâinatın bir parçasıyız.” Yukarıdaki ifadede, biz ve bizim dışımızda ağaç, güneş, bulut, gezegenler gibi mahlukatın olduğu iması çok doğru görünmemeye başladı. Sebebi şu: Ben elime elim, ya da gözüme, gözüm derken ne kastediyorum? Bunlar bana yaratıcımı tanımak için […]

Said Nursi neden eski hikmet anlayışını müstebid diye tanımlıyor?

Said Nursi neden eski hikmet anlayışını müstebid diye tanımlıyor?

Soru: Said Nursi neden eski hikmet anlayışını müstebid diye tanımlıyor? Cevap: Üstad, üç otoriteye karşı çıkıyor: Kuvvetin otoritesi, ilmin otoritesi ve faziletin otoritesi. Eski hikmette yani gerek Yunan geleneğinde ve gerekse İslam felsefesinde, ki Müslümanların elinde gelişmiş olan Yunan geleneğinin yansımasıdır, ve gerekse de mütekellim ulemasının veya müfessirlerin veya hadisçilerin geleneğinde, hikmet çalışması yapan kişi […]

Akıl ile kalb arasında açılan berzahî yola dair

Akıl ile kalb arasında açılan berzahî yola dair

Soru: Üstad, Mesnevi-i Nuriyenin Katre Risalesinde şöyle diyor: “Kâh yerde, kâh gökte, kâh minarenin dibinde, kâh minarenin şerefesinde kendimi görüyordum. Çünkü, tâkib ettiğim yol, akıl ile kalb arasında yeni açılan berzahî bir yoldur. Akıldan kalbe, kalbden akla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.” Burada neden bizar olmuştum diyor? Bu zor bir usuldür mü demek istiyor? Cevap: Yukarıdaki […]

Risale-i Nur’daki Perde Kavramı

Risale-i Nur’daki Perde Kavramı

Said – Risale-i Nurlarda sebepler için kullanılan perde benzetmesini (esbab perdesi) nasıl anlıyoruz? Birşeyin üzerini örten manasında mı yoksa sinema perdesinin gördüğü vazifeyi gören bir perde şeklinde mi? Açıkçası yakın zamana kadar birinci manayı anlıyordum ben. Fakat son zamanlarda ikinci mana daha mantıklı gelir oldu. Yine risalelerde geçen Esma-ül Hüsna’nın sinema perdelerinde yansıması misali, beni […]

20 Aralık 2017 1 Yorum Devamı →
Akıl-Kalb İlişkisi

Akıl-Kalb İlişkisi

Kalb, Kur’an’da nasıl bir bağlamda ele alınıyor diye kabaca da olsa gözden geçireyim, dedim. Sonuç: Kendimi hiç tanımadığım, bende olanlardan hiç haberim olmadığı ortaya çıkıverdi. Biliyorsunuz, akıl ve fonksiyonları üzerine bayağı detaylı çalışmalar yapıldı, gerek İslam alimleri tarafından ve gerekse filozoflar tarafından. Kesin bir sonuca ulaşıldı mı? Bence hayır; çoğunlukla süpekülasyon. Kalb üzerine aynı oranda […]

10 Aralık 2017 1 Yorum Devamı →
Materyalizm ve Din

Materyalizm ve Din

Din adına konuşan kişilerin söylemlerindeki yanlışlık ve hatalardan dolayı, materyalizm fikri, yani varlığın sadece fiziki maddelerden ibaret olduğu düşüncesi, insanoğlunu sarmaya başladı bir kaç asır önce. Halbuki, varlık temelli olmayan dini söylem ve açıklamaların aslında hiç bir değeri ve önemi yoktur. Bir yaratıcıya iman etmek yani bu varlığın kendi kendine olamayacağından kesin emin olmak, ancak […]

Kuran İstikamet Gösterir

Kuran İstikamet Gösterir

Kur’an kendisini insanlar için bir “Rehber” olarak tarif eder ve insanı yaratanın ona bilmediğini öğretmek için konuşur. İnsanda potensiyel (istidat) olarak öğrenme özelliği vardır. İnsan öğrenme aşamasından geçmezse, o potansiyel gelişip kabiliyet haline gelmez. Bu nedenle herkes belli bir öğrenme aşamasından geçer.

3 Aralık 2017 2 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIV

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIV

Fen bilimlerinin araştırmalarına göre 1910’lu yıllarda yeryüzünde iki yüz bin çeşit canlı varlık tespit edilebilmişti.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XIII

Yanlış düşünceye göre, eşya silsile halinde devam ediyor, varlığı sabit kalıyor ve yeni bir tenasülden neşet ediyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XII

Yanlış düşünceye göre, eşya silsile halinde devam ediyor, varlığı sabit kalıyor ve yeni bir tenasülden neşet ediyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XI

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – XI

Bir nevin her bir ferdinin her bir hali yeni bir yaratılıştır. Her yaratılış fiili yeni bir yaratılış kompozisyonu içerisinde gerçekleştiriliyor.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – X

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – X

1800lü yılların sonu ile 1900lü yılların başlarında natüralizm, tabiat perestçilik İstanbul’u işgal etmiş vaziyetteydi.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IX

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – IX

Bir partikül kendini var etmiş olamaz, bir partikül bir başka partikülün varlık nedeni de olamaz.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VIII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VIII

Bir atom kendi varlığının varlık nedeni olamayacağına göre değişerek varlığını devam ettirmesi de söz konusu değildir.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VII

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VII

Kainatı/varlık alemini düşünürken çoğunlukla sadece mekan boyutunda düşünürüz, zaman boyutunda düşünmeyiz.

27 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VI

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – VI

Hudus kelimesi sadece Nursi’nin kullandığı bir kelime değildir. Kelam ilminde bin yılı aşkın bir zamandan beri kullanılan bir terimdir.

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →