Ders Notları

“Hakkı Bâtılın Saldırısından Kurtarmak”

“Hakkı Bâtılın Saldırısından Kurtarmak” | Ha-Mim

Ha-mim’de, geçtiğimiz hafta sonu yapılan (09. 12. 2023) Lem’alar dersinde, Yirminci Lem’a olan İhlas Risalesi’nin okunmasına ve müzakeresine devam edildi. Ehl-i diyanet ittifak, ehl-i dalalet ihtilaf içinde olması gerekirken durumun tam tersi olmasının alt başlıklar halinde “yakıcı” yedi sebebinin sayıldığı söz konusu yerde, İkinci Sebep başlığında ehl-i dalaletin hak ve hakikate dayanmadığı için birbirleriyle ittifak içinde olmaya muhtaç oldukları ve bunun için bir bakıma dalalet içinde ihlası yani samimiyeti gözeterek ittifak ettikleri söyleniyor. Buna karşılık ehl-i hidayetin meslekleri hak ve hakikat olduğu için detayda bazı farklıklar söz konusu olduğunda insanlar yerine Rabbine müracaat ettiği, -enaniyet ve kendini beğenme varsa- zaaf sergileyip kendisini haklı, muhalifini haksız gördüğü, böylece ihlası kaybettiği ifade ediliyor. Ardından zaaftan kurtulmanın ve ihlası kazanmanın yolu olarak “dokuz emir” sayılıyor. Önceki hafta yapılan derste (https://www.youtube.com/watch?v=pvENr5JnwNs) bunlardan beşi müzakere edildiği için, bu hafta kısa ifadeler halinde yazılan şu maddeler üzerinde açıklama ve yorumlar paylaşıldı:

“(Bu sebebin verdiği vahim neticeleri görmemenin yegane çaresi olan dokuz emirden) altıncısı “Hakkı bâtılın savletinden kurtarmak için, yedincisi nefsini ve enaniyetini, sekizincisi yanlış düşündüğü izzetini, dokuzuncusu ehemmiyetsiz, rekabetkârane hissiyatını terk etmekle ihlası kazanır, vazifesini hakkıyla ifa eder” (Lemâlar, İstanbul 2020, s. 169).

Moderatör önceki hafta müzakere edilen “beş emri” özetledikten sonra şunu söyledi: “Burada sayılan son dört madde parçalı tek bir cümle olarak ifade ediliyor. Yani ihlası kazanmanın yolu olarak ‘hakkı bâtılın saldırısından korumak için nefsini, enaniyetini, yanlış değerlendirdiği izzetini ve rekabetkarane hissiyatını terk etmek gerektiği’ dile getiriliyor. Benim burada dikkatimi ‘terk etme’ kelimesi çekiyor. İhlas, bir şeyi yalnız Allah için yapmak demek olduğuna göre buna aykırı olan her şeyi terk etmek, bırakmak, tahlis etmek icap ediyor. Demek ki ihlasa ulaşmak için nefsimizi, enaniyeti, yanlış düşündüğümüz izzetimizi ve rekabetkarane duygularımızı bırakmak gerekiyor diye anlaşılıyor.”

Bundan sonra bir müzakereci söz alarak şunları ifade etti:   “Metinde geçen ‘hakkı bâtılın savletinden kurtarmak için’ ifadesi maddi bakımdan galip gelmeyi değil, hakkın galebesine imkan vermeyi hatırlatıyor. Bu, şundan dolayı önemli: Resulullah’ın (asm) hayatıyla ilgili kitaplara baktığımızda savaşlarla dolu bir tablonun çizildiğini görüyoruz. Bu da kanaatimce siyercilerin savaş vurgusu yapmalarından kaynaklanıyor. O noktada ben siyer yazıcılarına biraz sitem ederim her zaman. Çünkü Resul’ün (asm) hayatını Kur’an’ın rehberliğinde takip ettiğimizde, zorunluluktan kaynaklanan ve savunma nitelikli olan savaşlar bulunmakla beraber, onun hayatının Kur’an mesajlarını hem tebliğe hem de hayatın bütün alanlarında uygulayarak açıklamaya yoğunlaşan bir mahiyet taşıdığını görüyoruz. Maalesef ilk dönemde yazılan bir-iki siyer kaynağı onu ‘manevi şahsiyeti’ ile anlatmak yerine somut olayların yer aldığı, yıllara dayalı kronolojik hayatına odaklanınca, bu arızalı tablo ortaya çıktı. Onun için siye okumalarında çık dikkatli olmak gerekiyor.”

Müellif hakkı bâtılın saldırısından kurtarmak için neleri terk etmek zorunda olduğumuzu net olarak açıklıyor: Nefsimizi, benliğimizi, yanlış düşündüğümüz izzetimizi, rekabetkarane hissiyatımızı. Demek ki ‘benim de izzetim var’ gibi, ‘ben de hiçbir şey bilmiyor değilim canım’ gibi, ‘şu kadar zamandır ben de bu konuların içindeyim’ gibi benlik kokan iddialardan kendimizi sıyırmamız gerekiyor.

“Yine esefle belirtmek gerekiyor ki savaşlı, şiddete dayalı bu anlayış Müslümanlara da intikal etti. Nitekim günümüzde de ‘vurma-kırma’ söz konusu olduğunda Müslümanlar sokakları dolduruyor, meydanları dolduruyor. Alayişler-nümayişler yapılıyor. Ama bu kişilerin Kur’an’la ilişkilerini sorguladığımızda belki önemli bir kısmının Kur’an’ı yüzünden bile okuyamadıklarını görüyoruz. Demek ki ‘doğru, gerçekçi peygamber tasavvuruna’ çok ihtiyaç var.”

“Tekrar metindeki ifadeye dönersek, müellif hakkı bâtılın saldırısından kurtarmak için neleri terk etmek zorunda olduğumuzu net olarak açıklıyor: Nefsimizi, benliğimizi, yanlış düşündüğümüz izzetimizi, rekabetkarane hissiyatımızı. Demek ki ‘benim de izzetim var’ gibi, ‘ben de hiçbir şey bilmiyor değilim canım’ gibi, ‘şu kadar zamandır ben de bu konuların içindeyim’ gibi benlik kokan iddialardan kendimizi sıyırmamız gerekiyor. Niçin? Birilerine galip gelmek için değil. Bir de kişiler arasında galibiyet var. Metnin ifade ettiği şu ki, ihlası kazanmak için, hakkın galibiyeti için olacak her şey. Bunun için ne yapmak gerektiğini, -tekrarlayalım ki-, metin gayet net olarak ifade ediyor. Nefsimizi, enaniyetimizi terk edeceğiz. Şunu kaydetmek gerekir ki, bunu bilgi cinsinden hepimiz biliriz. Ama önemli olan fiiliyatta nasıl davrandığımızdır. Mesele bunları bilgi cinsinden bilmek değil, hayata yansıtmaktır. Bunun için uygulamada ne durumda olduğunu herkes kendi dünyasında test etmelidir.”

“Metindeki ‘izzet’ kelimesi de önemli. Her insanın doğuştan gelen bir izzeti, bir saygınlığı, bir onuru var. Ama bu hiçbir zaman hakkın önüne geçemez, yahut haksızlığa bahane teşkil edemez, etmemelidir. Benim izzetim değil, hâlis olmanın hakkı önemlidir. Hâlis olmanın gereği yapılmalıdır. Hâlis olmak hak söz konusu olduğunda kendi kişisel konumumuzu devreden çıkarmak demektir, temizlemek demektir. Hakkın hatırı var. Hak kimin elindeyse onu desteklemek gerekir. Hak sadece benim elimde olsun iddiasına girmemek lazımdır. Yani sonucun Allah’tan geleceğini bilmektir. Sonuç Allah’tan gelecek. Yoksa ‘saygınlığım ön planda olmalıdır’ değil. İnsan saygın olmayı ister, ama saygınlığı adına hak ayaklar altına alınamaz. Karşı tarafın hakikate olan katkısını aşağılama imkanı vermez. Senin saygınlığını koruman bir başkasının saygınlığını istememek gibi bir tercihe seni sevk etmez, etmemelidir.”

Ders, Risalenin başındaki temel soruyla ilgili olarak açıklanan Üçüncü Sebebin okunması ve müzakeresi ile devam etti. Ben, dersin ilk bölümüyle ilgili olarak naklettiğim müzakere notu çerçevesinde, özellikle “sahih Resulullah tasavvuru”na yönelik vurgu, “hakkı bâtılın savletinden kurtarma” ifadesinin şerhi, ihlası elde etmede nefsanilik, enaniyet ve yanlış değerlendirilen izzetin terkine dair yapılan tembih ve tekrardan -kendi adıma- çok istifade ettim. Allah razı olsun.

Yazar hakkında

İlyas Üzüm

Dünyalıyım. Güneş Sistemi sokağında oturuyorum. Yaşadığım Samanyolu galaksisi şehrini bile gezemedim. Yolda mıyım, emin değilim ama "yolda olmak, yolcu olmak" istiyorum; zaman ve varlığın sonsuz yolculuğunda.

Yorum yazın