YANSIMALAR

Ramazan’a Ulaşmak

Ramazan’a Ulaşmak

Ramazan ayına yaklaştığımız şu günlerde, Ramazan’ın bereketini dünyama taşıyarak, “Bayrama” ulaşmam için ipuçları niteliğinde bazı sorular canlandı iç dünyamda: Bu seneki Ramazan’da hangi Kur’an hakikati dünyamda inkişaf edecek? Geçen seneye göre, bu sene hangi imanî nazarla dünyadaki olaylara karşı bakışımı genişleteceğim? Bu sene Ramazan’da oruçla kendimi vahyin mesajına hazır hale getirebilecek miyim? Hangi eksik ve […]

30 Mayıs 2016 0 Yorum Devamı →
Abdest Almak ya da Hayatın Kaynağı

Abdest Almak ya da Hayatın Kaynağı

Abdest alırken su kullanılır ya; su nedir? Rahmet, öyle değil mi? Yağmur yağınca mesela “rahmet yağıyor” denir. Neden? Çünkü suyun hiç bir kabiliyeti olmadığı halde hayatın var edilmesine sebep kılınmıştır. Yaratıcı, “bakın, gökten inen bu renksiz, kokusuz, tatsız ve içinde hayat olmayan su ile ben size hayat veriyorum” diye görün demek istiyor. Hayatı, suya bağlamak […]

Su İçmenin İki Yolu

Su İçmenin İki Yolu

Bir bardak su bana bakıyor. İçmeden önceki ve sonraki halimle iki farklı tavır içerisinde olabilirim: 1. Bu su benim susuzluğumu giderdi, sağlıklı olmak için günde bir litreden fazla su içmem lazım, çok yararlı bir içecek, özellikle sıcak havalarda su içmeye özen göstermem gerekiyor vs.. 2. Benim susuzluğumu giderebilecek özellik taşıyor mu bu su? Acayip bir rahatlama hissettim içerken, […]

Üretirken Tükenmek

Üretirken Tükenmek

Çocukların ders kitabında üretim-tüketim başlığı vardı. Tüketim genel olarak bir ihtiyacımızı satın almak ve onu kullanmak; üretim de bir eşyanın satın aldığımız hale gelinceye kadarki geçirdiği aşamalar olarak anlatılıyor. Öğretmen böyle bir konuyu anlatırken arada israf ile alakalı bir hadis de zikretse konu İslamileşmiş olur mu? Eğer herhangi bir şeyin üretimini “Müslüman” biri yapıyorsa o […]

Kafkas oynamak taklid, kafkas etmek tahkiktir

Kafkas oynamak taklid, kafkas etmek tahkiktir

Hepimizin en azından duyduğu bir halk oyunudur Kafkas. Müzik ve görselliği ile bir çok insanı etkileyen bir yanı var. İyi performans sergilendiğinde alkışlar kopar ve figürlerin sırtında benlikler tavan yapar. Büyüdüğüm şehirden dolayı aşinayım Kafkas oyun çeşitlerine. Lakin Türkiye’de gördüğüm Kafkası Amerikada tanımak varmış hem de Amerikalı bir hocadan. Türkiye’den olduğumu duyunca “Kafkası bilir misin?” […]

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Kâinat Kadar İhtiyâcât

Bazen çarşıda, pazarda şöyle bir tablo görürüz: Bir çocuk bir oyuncak istiyor; çıldırmış gibi ağlıyor, yerlerde sürünüyor. Annesi ise onun isteğini kabul etmiyor ve ağlamasına aldırmıyor. İlk bakışta çocuğun durumu bizi üzer ve ona acırız ama “annesinin” gözetiminde olduğunu görünce ve bu ihtiyacı karşılamayanın “annesi” olduğunu farkedince rahatlarız. Çünkü biliriz ki annesi o çocuğu en […]

KAİNAT VE İNSAN

“Musibet zamanı uzundur” derler – V

“Musibet zamanı uzundur” derler – V

Şu hakikat ki, peygamber (sav) ile elçiliğinde bizler vahye muhatap edildik ve bizlere ahirete dair bilgiler verildi. Geniş insanlık dairesindeki elçi/rasul Peygamber asm ise, insanın kendi nefis dairesindeki elçi de onun aklının ve kalbinin beslediği vicdanıdır. Yani her dairede bir elçi var. Yaratıcıyı tanımada insanın önünde üç kaynak var; kainat, Kur’an, ve rasul. Kainatsız Kur’an […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – IV

“Musibet zamanı uzundur” derler – IV

Yaratılış her seferinde bize bir teklifle gelir ve göğsümüzün üstüne oturur. Bizi sıkar da sıkar; daralırız, nefes alamayacak gibi oluruz. Teklifini yapar: beni oku. Sonra o gitse bile bir başkası gelir ve bizi sarıp sarmalar, etrafımızı çevreler; aynı teklif ile karşılaşırız: beni oku. Nietzsche diyor ki, “What truly enrages people about suffering is not the […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – III

“Musibet zamanı uzundur” derler – III

Rabbime müracaat ettim. Bekliyorum, O’dur gönlüme inşirah verecek olan, O’dur derdime icabet edecek olan. Belki de benim asıl derdim, günlerdir düşündüğüm değildir; belki de Rabbim yolun sonun asıl derdimi görmeyi nasip edecek. Ama nasıl? Bunun için ben ne yapmalıyım? Nasıl düşünmeliyim? İncil’de bir ayet var. Diyor ki, “and these signs will accompany those who believe: […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – II

“Musibet zamanı uzundur” derler – II

….onu anlamak için bana dua edin. İnsanın kafasındaki yük bedenine çok ağır geliyormuş, inşaAllah yükümün hayırla hafiflemesi için de …. Kavli dua ile birlikte fiili dua da lazım. Birlikte yapmaya çalışalım. 2:286 لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْساً اِلَّا وُسْعَهَاۜ (Allah kimseyi gücünün yettiğinden başkasıyla mükellef kılmaz ) sırrınca kaldıramayacağımız yük yok ise eğer kaldıramadıklarımızı nasıl açıklayacağız? […]

“Musibet zamanı uzundur” derler – I

“Musibet zamanı uzundur” derler – I

Ancak avamın anladığı gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil uzun bir ömrü netice verdiği için uzundur. Demek, musibeti uzun bir ömrün anahtarı ve şifresi gibi kullanabilmek gerek. Zira, 2:156 [tooltip] الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ [end-text] Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler. [/tooltip]  […]

Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber – Metin Karabaşoğlu

Bilinmeyen Yönleriyle Peygamber – Metin Karabaşoğlu

Herşey, ilk kez okuduğumda beni heyecanlandıran bir eseri, son okuyuşumda duyduğum taze bir heyecanla başladı. İlk okuyuşumun üzerinden neredeyse on yıl geçmişti ve bu, belki yedinci, belki sekizinci okuyuşumdu. Bu eseri okumayı seviyordum, zira dünyama Hz. Peygamberin hayatından hatıralar ve hisseler taşıyordu. Bu elbette güzeldi de, son okuyuşumda farkettiğim bir husus çok daha güzeldi. Edison bin […]

27 Mayıs 2016 0 Yorum Devamı →

RİSALE-İ NUR OKUMALARI

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – III

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – III

İnsan kainatta mevcudu kullanmakla yetkilidir. Partikülün tercih yapma özelliği var mıdır?

25 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – II

Delil-i İhtira: Her An Orijinalliğini Gözlemlediğimiz Yaratılış – II

“Mahlûkatın her nev’ine, her ferdine ve o nev’e ve o ferde mürettep olan âsâr-ı mahsusasını müntiç ve istidad-ı kemâline münasip bir vücudun verilmesidir. Zira hiçbir nev-i müteselsil, ezelî değildir. “İmkân” bırakmaz. Hem de bizzarure bazının “hudus”u, nazarın müşahedesiyle ve sairleri dahi aklın hikmet ve nazarıyla görülür.” Muhakemat Kainattaki Adaletli Yaratılış (2. Bölüm) “Mahlûkatın her nev’ine, […]

24 Kasım 2017 0 Yorum Devamı →
İlham-İrade İlişkisi ve Risale-i Nur’un Yazılmasında İlhamın Rolü

İlham-İrade İlişkisi ve Risale-i Nur’un Yazılmasında İlhamın Rolü

Arkadaş! Katre nâmındaki eserimde Kur’ân’dan ilhamen takip ettiğim yol ile ehl-i nazar ve felsefenin takip ettikleri yol arasındaki fark şudur… (Mesnevi-i Nuriye, Katre’nin Zeyli) “Kuran’dan ilhamen takip ettiğim” yol diyor. Bu ne demektir? Risale-i Nur okuyanların belki tavırlarının yanlışlığından, belki kendilerini ifade edememelerinden, belki kendilerinin genellikle yanlış anlamalarından kaynaklanan bir kelimedir “ilham”. Öncelikle bir gerçek var ki risale okuyanlar, […]

İhtiyarsız Dalalete Düşmek

İhtiyarsız Dalalete Düşmek

Habibe – Aşağıdaki parça ile ilgili kafama takılan bir sual var.  İnsan fıtraten mükerrem olduğundan, hakkı arıyor. Bazen bâtıl eline gelir; hak zannederek koynunda saklar. Hakikati kazarken, ihtiyarsız, dalâlet başına düşer; hakikat zannederek kafasına giydiriyor. (Hakikat Çekirdekleri) Uzun zamandır derslerimizde de bahsettiğimiz gibi insan hakikati araştırma ve bulma fıtratı üzerine yaratılmıştır. İnsanın “neciyim, nereden geldim, nereye […]

Subhanallah Derken Ne Kastediyoruz?

Subhanallah Derken Ne Kastediyoruz?

Bilindiği üzere tevhid iki kısımdır; Birincisi: Amiyane zahiri tevhid ki taklidi olarak tarif edilir. İkincisi: Tevhid-i hakikidir ki tasdiki olarak nitelendirilir. Bu çerçeveden bakıldığında her sözün amiyane, taklidi karşılığı olabildiği gibi tahkike dayalı tasdik edilmiş anlamı da vardır. Bunu örneklemek açısından “Subhanallah” kelimesini ele alalım. Toplumda bunun anlamı olarak “Allah kusurdan beridir, münezzehtir.” tarzında bir […]

Nefsin Yaratılmasının Hikmeti

Nefsin Yaratılmasının Hikmeti

28. Lem’a, 27. Nükte Yusuf Sûresi, 12:53 اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ Meali: (Haşiye) “Nefis daima kötü şeylere sevkeder.” âyetinin, hem de اَعْدَى عَدُوِّكَ نَفْسُكَالَّتِى بَيْنَ جَنْبَيْكَ mânâ-yı şerifi: “Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” Hadîsinin bir nüktesidir. Tezkiyesiz nefs-i emmaresi bulunmak şartıyla kendi nefsini beğenen ve seven adam, başkasını sevmez. Eğer zâhirî sevse de samimî sevemez, […]

MÜZAKERELER

Dua Anlayışımız Nasıl Olmalı?

Dua Anlayışımız Nasıl Olmalı?

Habibe – Bugün 32. Sözün 5. dersinin kaydında Ali abinin dua ile ilgili sözlerini dinlerken ”dua” anlayışımda bir problem olduğunu fark ettim. Nasıl mı? Risale-i Nurda dua ile ilgili birçok kısmı ezbere söylemek kolay. Mesela “Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler”, “dua bir ubudiyettir, kulluktur” diye başlayan cümleler, duanın kabul […]

Güç Yetiremeyeceğimiz Yük

Güç Yetiremeyeceğimiz Yük

Abdullah Berâ – Bakara, 2:286 “Allah hiç kimseye taşıyabileceğinden daha fazlasını yüklemez: kişinin yaptığı her iyilik kendi lehinedir, her kötülük de kendi aleyhine.” “Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorgulama!” “Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yükler yükleme!* Ey Rabbimiz! Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma!” “Ve günahlarımızı affet, bizi bağışla […]

Peygamber Aramızda mı?

Peygamber Aramızda mı?

Ali – Şu ayet üzerinde biraz tefekkür edebiir miyiz? Bizim için şu anda çok önemli bir ayet gibi görünüyor. Peygamberin içimizde olması ve bizim mağfiret dilememiz arasında da bir bağlantı olmalı. وَمَا كَانَ اللّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ وَمَا كَانَ اللّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ (8:33) 8:33 “Oysa sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onları azablandıracak değildir. Ve onlar, […]

16 Aralık 2016 2 Yorum Devamı →
Akın Akın Gelen Beşbin Yardımcı Melek

Akın Akın Gelen Beşbin Yardımcı Melek

Abdullah Berâ- Aşağıdaki ayetler Uhud savaşından bahsediyor. Al-i İmran, 3:121-125 121. VE [hatırla o günü ey Peygamber], inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah her şeyi işitiyor, her şeyi biliyordu, 122. içinizden iki grubun paniğe kapıldığını [da]; halbuki Allah onlara yakındı ve müminler yalnız Allah’a güven duymalıydılar: 123. zira, siz son derece […]

Âl-i İmrân, 3:16 ya da Günahın Tanımı

Âl-i İmrân, 3:16 ya da Günahın Tanımı

Abdullah Berâ – Al-i İmran, 3:16 الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اِنَّـنَٓا اٰمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِۚ “Onlar: ‘Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru’ diyenler” “ve gına”daki vav’ı açıklama vav’ı (“yani” anlamındaki vav) olarak düşünürsek bu ayette sanki günah’ın tanımı yapılıyor. “Ateşin azabı”, insanın yaratıcısıyla ilgisini kesmesinin yakıcı bir […]

Âfâkî Malûmat– Enfüsî Malûmat

Âfâkî Malûmat– Enfüsî Malûmat

Mehmet Ali – Mesnevi’deki yanda verdiğim prensip çok hoşuma gitti. Sizlerle paylaşmak istedim. Bu çok hakikatli ve temelli bir prensip. O kadar ki, tüm Risale-i Nur’lar bu prensip üzerine yazılmış. İlgili paragrafın tamamı şu şekilde: İ’lem eyyühe’l-aziz! Âfâkî malûmat, yani hariçten, uzaklardan alınan malûmat, evham ve vesveselerden hâli olamıyor. Amma, bizzat vicdanî bir şuura mahal olan enfüsî […]