Yaz meyveleri ve faydaları ile ilgili olarak beslenme uzmanlarının paylaştıkları bilgilere bakılırsa; kavundan karpuza, elmadan armuda, çilekten kiraza, kayısıdan duta kadar her birinin “mevsime özel menü” olduğu görülüyor. Başta su kaybı olmak üzere sıcak günlerde en çok ihtiyaç duyulan içeriklerle donatılan bu meyveler insan sağlığı açısından vitamin deposu. Mesela, bu meyvelerin favorilerinden birisi olan karpuz su ihtiyacını karşılamada çok faydalı olduğu gibi kan basıncını düşüren bir özelliğe sahip. Yine mesela şeftali A ve C vitamini bakımından zengin bir içeriğe sahip olup potasyum barındırması sebebiyle vücuttaki inflamasyonu da azaltıyor. Yine mesela, bağışıklığı güçlendiren meyvelerden biri olan incir öteki birçok yararından başka sindirim sisteminin düzgün çalışmasına da yardım ediyor.
Meyveler bazen rengine bazen yetiştiği bölgeye bazen tadına göre isimlendiriliyor. Olgun haliyle altın rengini çağrıştıran elmaya “golden elma”, Malatya ve civarında yetiştiği için neredeyse küçük yumurta büyüklüğündeki kayısıya “Malatya kayısısı” veya kendine has rengi ve özel aroması ile dikkate çeken elmaya “Amasya elması” denilmesi gibi.
Burada maksadımız ne yaz meyveleri hakkında uzmanların paylaştığı bilgileri aktarmak ne de yörelerin adını taşıyan meyveleri gündeme getirmek. İsimler, isimlendirilen nesne veya varlık hakkında onun bazen baskın bazen daha genel bazen çok bilinen bir özelliğini dile getiren nitelemelerden ibarettir. Bu yönüyle isimler ve isimlendirmeler “müsemma” hakkında sağlıklı çağrışım geliştirme açısından faydalı olurken bazen da hakikatin perdelenmesine yol açabiliyor. “Ekşi elma” tamlaması elmanın tadı açısından fikir verdiği için makbul bir isimlendirme olmakla beraber, mesela, “Iğdır kayısı” kayısının yöresine işaret ettiği için zararsız fakat böyle mucizevi bir yaratılış olan kayısıyı bir yöre ile ilişkilendirdiği için de dikkatli olunması gereken bir isimlendirme diye düşünüyorum.
Beni bu noktada düşünmeye sevk eden husus, uğradığım bir semt pazarında, bazı tezgahların üzerinde gördüğüm “Napolyon kirazı “sözcüğü oldu. İri taneli, kırmızı renkli, vitamin deposu olan bu meyveyi vaktiyle yaşamış bir kralın adı ile anmak bana ağır geldi. Adı “gülgiller” familyasında anılsa da adeta odun parçalarından olan bir ağaca böylesine albenili, böylesine lezzet içerikli, böylesine faydalı özelliklerle dolu olan bir meyvenin konulması ancak ve ancak beni yaratan, benim ihtiyaçlarımı bilen, buluttan güneşe kadar her şeye hükmeden Yaratıcının eseri olabilir, diye düşündüm.
Eve geldikten sonra bu meyvenin içeriğine ve faydalarına dair bilgilere göz attım, adeta sayısız yararları olduğunu öğrendim. Mesela A ve C vitaminleri ihtiva ediyor, potasyum ve lif oranı bakımından zengin, güçlü bir antioksidan kaynağı. Vücuttaki iltihaplarla savaşarak kalp sağlığını koruyacak, beyin fonksiyonlarını destekleyecek, melatonin içeriği ile uyku kalitesini artıracak özelliklerle dikkatli bir şekilde yaratılıp bizim hizmetimize veriliyor… Arkasından neden bu meyveye “Napolyon kirazı” adı verilmiş diye birkaç kaynağa baktım. Başlıca iki görüş var. Bir görüşe göre isim doğrudan doğruya Fransız imparatoru I. Napolyon Bonapart ile bağlantılı. Bu kiraz türünün Avrupa’ya yayılmaya başladığı dönem Napolyon’un hüküm sürdüğü yıllara denk geliyormuş. Rivayete göre bu kiraz ilk kez Napolyon döneminde tanınıyor ve saray mutfağında yer alıyormuş… İkinci görüşe göre bu ürünün tarım literatüründe adı “0900 Ziraat” olup Fransa imparatorunun adıyla ilgisi yoktur; isim benzerliği veya telaffuz hatasından dolayı bu isimle anılmıştır. Çünkü bu ürünün en iyi yetiştiği yerlerden birisi Apolyont (Uluabad Golü) çevresidir. Zaman içinde Apolyont kelimesi Napolyon’a dönüşmüştür…
Bu görüşlerden hangisi doğru olursa olsun bu ismin, -iyi düşünülmediği takdirde- kirazın yaratılışındaki gerçeğin hatırlanmasını engelleyici bir yönü olduğu muhakkaktır. Manisa Yediveren İnciri, Çekirdeksiz Tire Üzümü isimlerinin, -tefekkür etmediğimizde- bize yapılan paha biçilmez ikramın takdir edilmesine engel olduğu gibi. Zira ne inciri Manisa topraklarına, ne üzümü Tire bağlarına havale etmek akla yatkındır! Zira incirin; yüksek lif, kalsiyum, potasyum ve antioksidan içeriği ile mucize bir meyve olduğunu bilmeyen yoktur. Aynı şekilde C ve K vitaminleri içeren ve başta kanser riskine karşı sağladığı avantaj olmak üzere sayısız faydası ile yine bir mucize meyve olan üzümü, ağaç dallarının uzun yıllar boyunca cansız, bilinçsiz maddenin rastlantılar sonucu hayat ürettiği ve yine rastlantılar sonucunda oluşturduğu hücresinde tuttuğu bütün özelliklerinin kaydının oluşturduğu DNA’nın eseri yahut çamurlu toprağın yahut bilinçsiz doğanın kimyevi reaksiyonlarının eseri saymak aklın kabul edemeyeceği bir gerçekliktir!
Üzüm ve isimlendirme deyince “Rezakî üzümü” tabirini hatırlamamak mümkün mü? İri, sarımsı yeşil taneleri, kalın kabuğu ve kendine has aroması ile çok popüler bir sofralık üzüm çeşidini. Genellikle Marmara Bölgesi’nde yetişen, dayanıklı yapısı sayesinde taze tüketime oldukça uygun olan bu üzüme neden “rezakî” (veya razakî) ismi verilmiş dersiniz? Kelime kimilerine göre Yunanca’dan kimilerine göre Farsça’dan geliyor denilse de “rızıklandıran” anlamında “rezzâk” kelimesiyle alakalı olduğu ve sonundaki nispet ekiyle kelimenin “rızıklandırıcıya ait, rızkı verene has” anlamına geldiği hem dil-bilimi ve hem de yetiştiği bölge halkının inançları açısından daha uygun görünüyor.
Meyveler ister tatlarına, ister yetiştiği bölgelere, ister şekillerine göre isimlendirilsin hepsinin kaynağı bakımından “rezzâkî” olduğu açık. Bir dutun veya bir kayısının ya da bir vişnenin yetişmesi sadece bir ağaca veya bir bahçeye ait olmayıp toprağından suyuna, rüzgardan güneşe kadar adeta bütün bir kainata ihtiyaç gösterdiği vakıadır. O halde söz gelimi, bir kavunu yaratan ancak bütün kainatı yaratan olabilir. Bir çileğe hayat veren bütün kainatı yaratan olabilir. Bir armudun çekirdeğini yaratan bütün kainatı yaratan olabilir. Öyleyse hangi meyve, hangi özelliği dolayısıyla, hangi isimle anılırsa anılsın hepsi “rezzâkî”dir; hepsinin kaynağı Rezzak olan yaratıcıdır, diye düşünmek insanî anlayış ve muhakememize daha uygun geliyor.


