كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًۢا بِٱلنَّاصِيَةِ
96.15: “Hayır, eğer bundan vazgeçmezse onu perçeminden yakalarız!”
نَاصِيَةٍ كَـٰذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
96.16: “O yalancı ve hatalı perçeminden.”
فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۥ
96.17: “O halde gitsin taraftarlarını çağırsın.”
سَنَدْعُ ٱلزَّبَانِيَةَ
96.18: “Biz de zebanileri çağıracağız.”
Bir insanın insaniyetini geliştirmeye engel olan düşünceler ortadan kaldırılmayı hak ediyor. Örneğin, sadece eğlenip vakit geçirmeye teşvik etmek insana zarar verir. Gerçekliğini unutturur. Adeta son sürat üzerine doğru gelen treni görmek istememek veya umursamamak gibi hızla yaklaşan eceli hiç düşünmemek, insanı felakete sürükler. İnsan, her an ölüme tabidir. Yaratıcı olmadan insan dahil hiçbir şey, hiçbir an, kendiliğinden var olamaz. Kur’an, daima Yaratıcıyı hatırda tutmayı öğretir. Kur’an, her ne kadar tarihin belli bir döneminde tüm insanlıkla paylaşılmak üzere Hz. Peygambere (SAV) vahyedilmişse de içeriği ve kullandığı dili itibariyle, Yaratıcının tüm insanlığa yaptığı, her zamanki ihtiyaçları karşılayacak türden, canlı bir konuşmasıdır. Anlatım tarzı ve sunduğu örnekler, zaman sınırı olmaksızın tüm okuyuculara hitap eder.
Kur’an’a göre Cehennem, insanın gerçekleri inkâr etmek için direndiği, sorgulamayı bıraktığı, tembellik ile cehalette kalmayı tercih ettiği anlardaki ruh halinin bu dünyadaki tasviri ve öldükten sonraki ruhuna giydirilecek bedenin ikamet yeridir. Aynı zamanda yanlış bir fikrin veya suçluluk duygusunun ruha yansımasını ifade eder. Bazı alimler ise Cehennemi, insanın hatalarının temizlendiği yer olarak tanımlar. Yine Kur’an Melekleri, mana taşıyıcıları olarak tarif eder. Cehennem halindeyken suçluluk duygusu hisseden ve bu duyguyu sorgulayan biri için melekler yardıma gelir. Başka bir deyişle, melekler insanın yanlış fikrinin farkına varmasına yardımcı olur. Bu ayetlerde geçen Zebani yani Cehennem Meleği ifadesi kasıtlı olarak tercih edilmiştir. Bu melekler, yanlış anlayışların gerçeklerle olan farkını ve bu farkındalığın insan ruhuna hissettireceği acıların yaratılışının temsilcileridirler.
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَٱسْجُدْ وَٱقْتَرِب
96.19: “Hayır! Ona uyma! Allah’a secde et ve (böylece O’na) yaklaş!”
Bu ayet insana, kendi gerçekliğine ters düşen veya onu unutturan her şeyden yüz çevirmesini, kâinatın ve kendisinin varlığını anlamsızlığa indirgeyerek Yaratıcıya hakaret eden anlayışlara veya hayat tarzına çağıranlara itaat etmemeyi öğretiyor. Böylece insan, kendine karşı dürüst olur, bu dünyadaki varlığının bir eğitim sürecinden geçtiğini bilir ve her an yaklaşmakta olan ölüme, bu hayattan ayrılma gerçekliğine hazırlık yapması gerektiğini anlar.
Ayetteki Allah’a secde etmek ifadesi, insanın gerçekte hiçbir şeyin var edicisi olmadığını, hiçbir şeye sahip olmadığını ve her an Allah tarafından var edildiğini aklıyla, ruhuyla ve bedeniyle itiraf etmesi anlamına gelir. İnsan, hür iradesini kullanacak biçimde yaratılmıştır. İnanan biri olmak için özgürce, kendisini şartlandırmadan düşünen ve karar alan bir insan olmak gerekir. Yaratıcıya bizzat kendi varlığıyla şahitlik ederek teslim olmak sağlam bir inancın temelidir. Her insanın aciz ve var edilmeye muhtaç olduğunu bizzat kendisinin idrak etmesi gerekir. Hiçbir şeyin kendisine ait olmadığını, her şeyin verilmekte olduğunun farkındalığı ile yaşamalıdır. Bu gerçeği idrak eden bir insan, varlığını bütün kâinatla birlikte Yaratıcıya teslim eder. Bu süreci tecrübe etmek için insani özellikleri kullanmak, gözlemler ve sorgulamalar yapmak şarttır.
Dünyadaki ihtiyaçları karşılamak için gerekli çabaları göstermek, çalışmak gerekir ama bu, hayatın nihai gayesi değil, yaratılış amacına ulaşmak için bir araç olarak değerlendirilmelidir. Çünkü bu dünyada elde edilen her şey ancak burada kalır. İnsanın bedeninden ruhu ayrılıp bedeni toprağa gömülüp çürümeye terk edilince ruhuna eşlik edecek olan, bu dünyaya verdiği anlam ve bu anlama göre yaşadığı hayatından öğrendiklerinin meyveleridir. Dünyayı anlamlandırmanın yolu ise onu Var Eden Varlığı yani Yaratıcıyı tanımaktan geçer. Bunun için insan daima uyanık olmalı ve varlığını devam ettiren Yaratıcıyı tanıyıp Ona minnettarlığını ifade etmelidir.
“Cömertliği sonsuz olan Yaratıcım, her şey için teşekkür ederim, bana var olma fırsatı verdiğin için müteşekkirim. Yüce Zatının lütfuyla buradayım ve bana varlığımı Sen emanet olarak verdin” diyebilmelidir. Eğer insan, var edilme gayesinden saptıracak yanlış bir şey yaparsa, cehennem melekleri ona doğru yola dönmesini veya özgür iradesini doğru şekilde kullanmasını hatırlatır. İnsan ruhuna, yanlışların acı tesirlerini anlayacak bir yaratılış emrini indirerek yardımcı olurlar. İnsan, böyle bir yanlış karşısında duyulan sıkıntı ve huzursuzluk manasını vicdanında hisseder, yanlış yaptığını anlar. Fakat, hür seçim yapma özelliğindeki iradesiyle vazgeçmeyi veya her şeye rağmen inatla, yanlış yapmayı sürdürebilir.
Islam From Within Youtube kanalında yayınlanan “Quran-Universe Parallel Reading: Chapter Chapter Iqra (Read) – Part 6 –08/03/16” başlıklı video kaydı çalışılarak hazırlanmıştır.




