Ders Notları

Sayısal Çokluk Hakikatin Ölçüsü Olabilir mi?

Sayısal Çokluk Hakikatin Ölçüsü Olabilir mi? | Ha-Mim

Ha-mim’de geçtiğimiz hafta sonu yapılan (24. 03. 2024) Miraç Risalesi dersinde “makam-ı istima”da bulunan kişinin Resul-i Ekrem (asm)’ın konumuna dair sorusunu cevaplandırıldığı kısmın okunmasına devam edildi. Soruyla bağlantılı olarak Resulullah’ın “kainatın çekirdeği ve en münevver meyvesi” oluşunun temellendirildiği metnin bir paragrafında, kainat ağacının meyvesinin insan olduğu dile getirildikten sonra şöyle söyleniyor:

“…Mâdem o meyve insandır ve mâdem insan içinde, sâbıkan ispat edildiği üzere, en meşhur meyve ve en muhteşem semere ve umumun nazar-ı dikkatini celb eden ve arzın nısfını ve beşerin humsunun nazarını kendine hasreden ve mehâsin-i mâneviyesi ile âlemi ya nazar-ı muhabbet veya hayretle kendine baktıran meyve ise zât-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâmdır. elbette, kâinatın teşekkülüne çekirdek olan nur, onun zâtında cismini giyerek, en âhir bir meyve sûretinde görünecektir.” (Sözler, İstanbul 2020, s. 547)

Sonuçları ortada olan medya kültürünü ya da hakim dünya görüşünü benimseyenlerin sayısal çokluğu ile Resulullah’ın (asm) getirdiği mesajı benimseyenlerin sayısal çokluğu eşit midir? Asla. Neden? Çünkü etkilenme bakımından arada tarifsiz bir mahiyet daha doğrusu kalite farkı var. Resulullah’ın getirdiği mesajı benimseyenler bakışlarını, düşüncelerini, duygularını, kavrayışlarını, yaşam tarzlarını o mesajda buldukları hakikatlere göre düzeliyorlar. Bu çok büyük bir mahiyet ve kalite farkına işaret ediyor.

Metinde, dinleyici pozisyonundaki kişinin sorusu olarak gündeme getirilmekle beraber her insanın aklına gelebilecek soru etrafında, derste hem önceki paragraf hem devam eden paragraflarla ilgili olarak değerli tefekkürler paylaşıldı. Ben bunları video kaydına havale edip (https://www.youtube.com/watch?v=ZV1UEbZruVU&t=3465s) alıntıladığım paragrafta geçen ve Resulullah’ın “Arzın yarısını, beşerin beşte birisinin nazarını kendine çevirdiğini” ifade eden tespitle alakalı müzakerelere işaret etmek istiyorum. Bir katılımcı şunu söyledi: “Bu tür cümleler ilk bakışta sayısal çoğunluğun önemli olduğunu ifade ediyor gibi görünüyor. Oysa dikkat etmek lazım. Sayıların çokluğu gerçekten önemli mi? Sayıların kabarık olması, bir şeyin hak ve doğru olduğunun ölçüsü olabilir mi? Bence burada önemli bir ayırım var, onu dikkate almak gerekiyor. Nedir? Sıradan, yüzeysel kalabalığa dayalı sayılarla mahiyete yahut niteliğe yönelik sayıların farklı olması. Mesela günümüzde milyonlarca insan eline telefonu alıp internette sörf yapıyor, sosyal medya ağlarında dolaşıyor. Maksat yok, hedef yok. Günü kurtarmaya, biraz eğlenmeye, vakit zayi etmeye yönelik gezintiler. Ne kazanıyorlar bundan? Bir şey yok. Hayata ne verdi, hayatın anlamına dair ne katkı yaptı bunlar? Hemen hemen hiçbir şey. Peki ‘ruhun tatmin oldu mu’ diye soruyorsunuz, cevaplar çelişkili. Sonuçları bu olan medya kültürünü ya da hakim dünya görüşünü benimseyenlerin sayısal çokluğu ile Resulullah’ın (asm) getirdiği mesajı benimseyenlerin sayısal çokluğu eşit midir? Asla. Neden? Çünkü etkilenme bakımından arada tarifsiz bir mahiyet daha doğrusu kalite farkı var. Resulullah’ın getirdiği mesajı benimseyenler bakışlarını, düşüncelerini, duygularını, kavrayışlarını, yaşam tarzlarını o mesajda buldukları hakikatlere göre düzeliyorlar. Bu çok büyük bir mahiyet ve kalite farkına işaret ediyor.”

“Peygamber’in mesajını kabul edenlerin en küçük şeyden en büyük şeye kadar bakışı, tutumu, davranışı değişiyor. Mesela yağmuru başka bir nazarla görüyor, güneşe Yaratıcının taktığı ışık kaynağı diye bakıyor, eline aldığı bir meyveyi Allah’ın ikramı olarak görüyor, besmele ile yiyor, Yaratıcıya teşekkürde bulunuyor… Böyle birisine ‘ruhun tatmin oldu mu’ dediğinizde olumlu cevap alıyorsunuz, hatta tavrından manevi bir lezzet ve tatmin içinde olduğunu anlıyorsunuz. Demek ki bugünkü medeniyete teslim olanların durumu ile Peygamber’in getirdiği mesajla hayata bakanların durumu ve etkilenme tarzı nitelik bakımından çok farklı. İşte Muhammed (asm) insanlığa sunduğu mesajla -bu anlamda- yer yüzünün yarısını, insanlığın beşte birisini etkilemişse bu, onun hakkaniyetinin delili olabilir. Hatta böyle bir mesaj insanların beşte birini değil, binde birini etkilese bile hakkaniyetin delili olarak alınabilir. Çünkü hakikatin ölçüsü sayı çokluğunda değil, yapılan tercihin insan aklına, duygularına uygunluğu ve dolayısıyla insana anlamlı bir hayat sunumunda aranır.”

Başka bir müzakereci de şunu paylaştı: Etkilemede mahiyet yahut kalite farkına ilaveten şu da akla geliyor: Bugün, söz gelimi Budizm’in veya Hinduizm’in dünyada çok mensubu varsa, o inançlarda da az veya çok bazı hakikatlerin olduğu anlaşılıyor. Fakat bunlar belli coğrafyalarda sıkışmış görünüyor. Diğer taraftan dünyada mesela absürt ideolojiler var. Ama kayda değer takipçileri yok. Bu açıdan İslam’a bakınca metinde söylendiği üzere yer yüzünün yarısında, belki bugün daha fazlasında mensubu varsa, kanaatimce onun hakkaniyetini ispat eden onca delilden birisi olarak bu da düşünülebilir gibi geliyor bana.”

İnsanın dikkatini çekmesi açısından hakikati kabul edenlerin kemiyetinin yani sayısal durumunun önemi vardır. Hakikatin ölçüsü olması bakımından ise kemiyetin önemi yoktur, yalnızca keyfiyet dikkate alınmalıdır. Hiç takipçisi olmayan peygamberler de hak söylemişlerdir. Dünyada 1.3 milyar takipçisi olan Hinduizm’in ve dünyada şimdilerde en hızlı yayılan Budizm’in hakikatinin olmadığı ancak keyfiyet ile anlaşılır.

Diğer bir müzakereci ise şunu dile getirdi: “Hepimiz biliyoruz ki Resul (asm) Mekke’de vahiy aldıktan sonra bunları toplumla paylaştığında sınırlı sayıda insan hariç sert tepkiler aldı. 12 veya 13 sene sonra Medine’ye hicret etmek zorunda kaldı. Burada da tebliğ yaptığı on yılın sonunda, veda hutbesinde 90.000 civarında insan kendisini dinledi. Bir iken bin, on bin, yüz bin oldu. Fakat müzakerede dile getirildiği gibi olay ulaşılan sayısal çoğunluk değil, insanların nebevî mesajla hayatlarının bütün boyutlarının değişmesidir. Biliyoruz ki o topumda, mesela yaygın içki tüketimi vardı, kabile asabiyeti vardı, olumsuz pek çok adet vardı. Ne oldu? Peygamber’in (asm) getirdiği mesajla insanların hayatı köklü bir değişime uğradı. Mesela içki örneği üzerinden gidersek, Resul (asm) gelen ayet çerçevesinde içkinin haramlığını ifade ettiğinde bütün müminler evlerindeki içki küplerini sokağa döktüler. Bu tablo, daha doğrusu bu tablodaki dikkate şayan etki bir anlam ifade ediyor değil midir?”

Daha sonra ilk müzakereyi paylaşan katılımcı fikrini şöyle özetledi: “İnsanın dikkatini çekmesi açısından hakikati kabul edenlerin kemiyetinin yani sayısal durumunun önemi vardır. Hakikatin ölçüsü olması bakımından ise kemiyetin önemi yoktur, yalnızca keyfiyet dikkate alınmalıdır. Hiç takipçisi olmayan peygamberler de hak söylemişlerdir. Dünyada 1.3 milyar takipçisi olan Hinduizm’in ve dünyada şimdilerde en hızlı yayılan Budizm’in hakikatinin olmadığı ancak keyfiyet ile anlaşılır.”

Metnin ana teması yanında “tali bir konu” gibi görünmesine rağmen bu müzakerelerden ben şahsen yararlandım. Allah razı olsun.

Yazar hakkında

İlyas Üzüm

Dünyalıyım. Güneş Sistemi sokağında oturuyorum. Yaşadığım Samanyolu galaksisi şehrini bile gezemedim. Yolda mıyım, emin değilim ama "yolda olmak, yolcu olmak" istiyorum; zaman ve varlığın sonsuz yolculuğunda.

Yorum yazın