Yeni bir düzende var olma düzeni
“Fakat kanun kaidelikten tabiîliğe” yani yaratılışın takip ettiği kurallarla eğer bir meyve isteyeceksek, o meyvenin yaratma kuralına uyarak isteyebiliriz. Yaratıcı, Kur’an’ın tabiriyle ‘’sünnetullah’’ denilen kuralları koyuyor ve “Benden iste, Bana müracaat et, Ben sana yaratırım” vadinde bulunuyor. Bu kaidelerin kendi kendine oluşması mümkün değildir; ne kainat çapında kendi kendine anlamlılığın olması ne de daima tazelenen, her an değişen ve o değişik haliyle yeni bir düzen oluşturan kainatın olması mümkün değildir.
Kainat her an değişen durumuyla yeni bir düzen oluşturuyor ve bu yeni düzen de kasıtlılığın delili oluyor. Kasıtlılığı anlamak için bütün kainatı incelemek zorunda değiliz. Hangi alanda çalışıyorsak veya ilgi alanımıza giren her hangi bir şeyi incelememiz yeterli olur. Mesela çiftçiysek buğdayı üretirken neler yaptığımıza dikkat edebiliriz. Çıkan bir buğdayı elimize alıp nasıl var olduğunu, düşündüğümüz zaman çok rahat bir şekilde anlarız ki kendi kendine oluşması mümkün değildir. Buğdayın hücrelerinde bulunan DNA adı verilen bilgi rezervlerinin içerisinde kendi kendine oluştuğuna dair hiçbir delil göremeyiz. DNA’dan haberi olmayan çiftçi toprağa suyu döktüğünde veya yağmur yağdığında çekirdekten buğday başağının çıktığını görür ve bunun kendi kendine olamayacağını anlar. Laboratuvardaki bilim adamı da DNA’nın içerisindeki parçacıkları inceler ve bu parçacıkların kendi kendine bu şekilde oluşamayacağını rahatlıkla anlar. Her iki kişi de biri laboratuvarda, diğeri tarlasında rahatlıkla aynı sonuca ulaşabilir. Buğday tohumunun veya içerisine yerleştirilmiş DNA’nın ne aklı vardır, ne planı vardır, ne geleceği düzenleyebilir ne de düzenden haberi vardır. Toprağa koyar üzerine basar geçersin, bir yerden alırsın başka bir tarafa atarsın “Bir dakika benim işim var, buğday yapacaktım” diyecek iradesi ve ilmi yoktur, hatta hiçbir şeyi yoktur. Nasıl var edildiyse öyle olmak zorunda olan bir varlıktır. Buğdaydaki özelliklerin tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu insan mantıken anlar.
Tesadüf, bir yerde bile sonuç veremezken kainatın her yerindeki mükemmel yaratılışı tesadüfe bağlamak akılsızlıktır. 13.7 milyar yıldan beri kainat her haliyle yeni bir düzen içerisinde var oluyor. Yani “yeni bir düzende var olma düzeni” değişmiyor. Dünkü dünya bugünkü dünyadan farklıydı. Dün kar yağıyordu, bugün yağmur; dün dünya belli bir yörüngede dönerken bugün güneşe göre konumu değişti ve değişik yörüngede dönüyor. Yani sabit bir düzen tutmuş gidiyor değil. Mesela 2 yüzyıl önce inşa edilmiş bir evin yeni yapılmış fotoğrafı ile şimdiki halini gördüğümüzde çok değişmiş olduğunu görürüz. Bu değişim bir günde olmaz, daima gerçekleşen değişmeler toplamından meydana gelir. Kainatın varlığının teorik olarak hesaplandığı andan itibaren günümüze kadar düzensiz bir değişime rastlanmamıştır. Kainatın hiçbir parçasının kendi başına hareket ettiği bir an mevcut değildir çünkü yaratıktırlar ve Yaratıcısının iradesine tabi olmak zorundadırlar.
Yaratıcıları, onların nasıl olmaları gerektiğine karar verirse o şekilde yaratır. İnsan aklı, kainatın varlığını mutlak iradeye, mutlak özelliklere sahip ve kainat cinsinden olmayan bir Yaratıcıya izafe etmek zorundadır. İnsaniyetini kullanan herkes kainatta yaratılış kaidelerinden/varlık alemine getiriliş kaidelerinden bahseder. “Kendi kendine olması doğaldır” ifadesi insaniyete aykırıdır, vahyin bildirmesine daha henüz gelmeden insaniyetimizle çelişir. İnsan inansa da inanmasa da bu cümleyi söyleyemez, eğer söylerse Yaratıcıyı tanımamak için söylemiştir ve de insaniyetiyle çelişir, kendini kandırmış olur. İnsaniyetimizin gereği olan gerçeği onaylayacağız ve teslim olacağız. Ancak bu durumda din ortaya çıkar. Aksi takdirde daha ilk aşamalardan geçmeden dinden bahsetmek anlamsızdır. Ona din denmez, kültür denir. İnsaniyetimizi kendi çapımızda kullanmak suretiyle ulaştığımız sonuçlara göre iradi tercihimizi yaptığımız zaman ancak insan olabiliriz. O insaniyetimizin neticesinde de inancımız bizim kendi insaniyetimizin ulaştığı sonuç olur.




İslam tarihini az çok okuyoruz ,sohbetler dinliyoruz,flmler seyrediyoruz. Fakat bu bilgi yığınını böyle anlamlı bir şekilde düzenleyip sıralayan bu sıralamadan,bu düzenden şu an içinde bulunduğumuz kaos için yol haritası çıkaran yazılara pek rastlayamıyoruz. Allah razı olsun. Tarihi değerlendirmekte usul arayışında olmazsak günümüzü düzene sokmak için de tabiri caizse paldır küldür davranıyoruz. Allah razı olsun . Ben yazıdan çok yararlandım.
Allah sizlerden de razi olsun.ali