Risale-i Nur Okumaları Usûle Dair

İslam’ın Geleceği Efkârın Hâkimiyetinde

Fikirlerin hakimiyetiyle İslam’ın hakikatleri ortaya çıkar

Saltanat-ı efkârın icrâ-yı hasenesindendir ki: Hakaik-i İslâmiyetin güneşi, evham ve hayalât bulutlarından kurtulmuş, her yeri tenvire başlamıştır. Hattâ dinsizlik bataklığında taaffün eden adamlar dahi o ziya ile istifadeye başlamıştırlar.

Fikirlerin hakim olmasının, uygulamaya konmasının güzel sonucudur ki: Artık vehimlerle, hayallerle İslamiyet’in hakikati ifade edilemez ve kabul edilemez olduğu açığa çıkmıştır. Bu nedenle fikirlerin hakim olması sonucunda İslamiyet’in hakikatleri artık bulutların gölgelemesinden kurtulmuş, her yeri tenvire, aydınlatmaya başlamıştır. İslam’ın hakikatleri ortaya çıktıkça dinsizlik batağında çürümeye yüz yutmuş insanlar bile o nurdan istifade etmeye başlar. Eğer İslamiyet’in hakikatleri efkarın hakim olmasıyla insanlara teklif edilecek olursa dinsiz kimseler dahi bu hakikatin, güneşin etkisinden herkesin faydalandığı gibi faydalanacak demektir. Hiçbir tarafgirliğe girmeden, insanları “dinsiz” diye dışlamadan, hakaret etmeden, sloganik konuşmalara girmeden İslamiyet’in hakikatini sunma çalışması yaparsak dinsiz dediğimiz kimseler de böyle bir tekliften faydalanacaktır.

Hem de meşveret-i efkârın mehasinindendir ki: Makasıd ve mesalik, burhan-ı katı’ üzerine teessüs ve her kemâle mümidd olan hakk-ı sabit ile hakaikı rapt eylemesidir. Bunun neticesi: Bâtıl, hak suretini giymekle efkârı aldatmaz.

Fikirlerin meşveretinin güzelliği: Biri bir ayeti çalışır, diğeri bir hadisi, her iki çalışmanın da hakikatleri dile getirilir ve paylaşılır. Böylece fikirlerin meşveretinin  güzelliği ortaya çıkar. Meşveretle fikirler birbirlerini destekleyeceği için, meslek ve maksatlar kati burhanlar üzerine tesis edilecektir; Kur’an’ın maksadı da budur. Her türlü mükemmelliğe, güzelliğe insanın kemale ermesine yani daha mükemmel bir insan olmasına yardım eden, sabit olan hakikatle, hakikatler rapt edilir. Yani efkarın meşveretiyle İslamiyet takdim edilecek, o zaman hakikat hakim olacaktır. Bir kişi bir konuda ihtisas sahibi olur ve o konuda bir ayeti çalışır, diğer bir kişi başka bir konuda ihtisas sahibidir o da imanın diğer bir meselesini kendi alanında çalışır, hakkaniyetini ispat eder, delillerle sergiler. Böylece fikirler, birbirleriyle istişare ederek, kaynaşarak birleşmek suretiyle hakikat zapturapt altına alınır. Yani hakikat, kimsenin itiraz edemeyeceği şekilde tebliğ edilmelidir. İslamiyet’in hakikatleri bu şekilde insanlara ulaştırılmalıdır. Bunun neticesinde batıl, hak suretini giymekle efkarı aldatamaz. O zaman hak peşinde koşanların nazarında; politikacıların, demagoji yapanların, hatta din adına çıkmış kimselerin burhana dayanmadan yaptıkları konuşmaların hiçbir tesiri olmayacaktır. Hakkı araştırmak için çalışmayanlar zaten baştan kaybetmiştir. Hak peşinde koşanların ellerine hakkı teslim edecek çalışmaların yapılması gerekir. İslamiyet’in hakikatleri insanların anlayabileceği bir şekilde takdim etmek suretiyle hak peşinde koşanlar, o hakikatlerle başbaşa bırakılır. Kur’an’ın mesajının burhana dayanan hakikatler olduğu ve bu hakikatlerden nasıl faydalanılması gerektiği anlatılır. Kur’an’da insani sorularımıza tatmin eden cevapların bulunduğu tebliğ edilmelidir.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Yorum yazın

1 Yorum

  • ebnâ-yı mâzi ile ebnâ-yı müstakbel belirtilen dönemleri içerdiği gibi biz de kişi olarak ebnâ-yı mâzi veya müstakbelde yaşayabiliriz. ebnâ-yı mâzi dönemlerinde şahış olarak ebnâ-yı müstakbeli yaşayanlar olmuştur muhakkak. Üstadımızın dediği gibi bulunduğumuz dönem ebnâ-yı müstakbel olsa da kişi olarak topluluklar olarak ebnâ-yı mâzide yaşanlar vardır.

    Abi Risale-i Nur’a çok ciddi çalışmak lazım ki ebnâ-yı müstakbel ehli olabilelim. Cenab-ı Hakk nasip etsin İnşaAllah…