Risale-i Nur Okumaları Usûle Dair

“Nâr-ı Mûkadeh”: Güzellikle Yanıp Tutuşma

Küfrün ızdırabı

İkinci beyit: “Beni ziyaret eden doktor, göz ve iç organlarım için ‘Hel etâ’ Sûresinin birinci ayetiyle ‘Tebbet’ Sûresinin üçüncü ayetini okudu.” Birincide vuslatın, kavuşmanın örneğini vermişti. İkincide firakın örneğini verdi. Gaşiyeh Suresinin birinci ayetinde “Hel etâke hadîsul gâşiyeh” denilir. Ayette, “Kabus gibi çökenden haberin var mı?” uyarısı yapılır. Kabus gibi çöken haber nedir? Çok sevdiğim birinin öldüğünü duyduğumda veya çok sevdiğim bir şeyin elimden gittiğini işittiğim zaman ne yapıyorum? Elim kolum titrer, ayaklarımın bağı çözülür. Birden bire hiç duymadığım, bilmediğim, tahmin etmediğim fanilik haberi geliverince, ayaklarımın bağı çözülür ve “Hel etâke hadîsul gâşiyeh” ayetini yaşarım. Bu yaşadığım ayrılıktır, kavuşamamaktır. Eğer Ezelî Ebedî Rabbimden, Yaratıcımdan duygularımı keser atarsam, bütün duygularımın eli boş döner, ümitlerim tamamen yok olur gider. Dünyada ölmek için bekleyen bir cisim olurum, çünkü böyle birine insan da denmez hayvan da denmesi mümkün değildir. Böyle bir hayat çekilmez. Gaşiyeh suresinin birinci ayetinde söylendiği gibi, kabus gibi çökenden haberdar oluyoruz.

Eğer ahiret yoksa, kainatın sahibi yoksa, benim bir Rabbim yoksa, ihtiyacıma cevap verecek bir Malikim yoksa ne olacak benim halim? Niçin yaşıyorum? İster yaşa istersen kendini öldür hiç fark etmez. Böyle bir hayat işkenceden ibarettir. “Hel etâke hadîsul gâşiyeh” ayeti bundan haber verir. Beyitte şair, göz ve iç organların yaşlanıyor, bunlardan ümidini kes, öleceksin ve bunları kaybedeceksin haberini veriyor. Yokluğun, küfrün haberini veriyor. “Ben bir hücreciktim, tohumcuktum, kim beni bu hale getirdi?” diye sorgulamıyorsam gözüm ve diğer organlarımın hepsi tamamen benden ayrılıp gidecekler. Beyitte şair bunu belirterek ölüme hazırlanma uyarısı yapıyor. Eğer Rabbini bulmamışsan kabus gibi çöken küfür halinden, ümitsizlik halinden, Yaratıcından haber alamadan yaşamanın halinden dolayı üzerine öyle bir kabus çöker ki küfrün, inançsızlığın ızdırabı, Rabbe teslim olmamanın azabı hayatını çekilmez hale getirir. Ayetleri böyle bir hissiyatın içerisine girmek için okumalıyız.

“Ebu Leheb”leşmekten kaçınma

Beyitte bahsedilen ikinci ayet Tebbet Suresinde yer alır. “Se yaslâ nâren zâte leheb” ayetinde, içine atılacak alevli bir ateşten bahsedilir. Firak haberi, Rabsizlik, Halıksızlık, İlahsızlık, Maliksizlik, kimsesizlik, tesadüfen varolmuşluk, küfür haberi gelince insanı alevli bir ateş sarar. Küfrün ateşine kimse dayanamaz. “Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb” ayetinde Ebu Leheb’in iki eli kuruduğu ve ateşe atılacağı söylenir. Bu konu bizi niye ilgilendirir? Ebu Leheb, Hz. Muhammed a.s.v.’in aleyhine çalışırmış. Peki, bizimle ilgisi nedir?

Ebu Leheb, bizim küfür halimizin yine bize getireceği sonucu anlatır. İnançsız olduğumuzda ne hale düşeceğimizi gösterir. Lafını dinlediğimiz eşimizin (karı veya koca fark etmez) istediğini yapmazsak, kahrını çekmek zorunda olduğumuzu düşünerek kendimizi kandırırız. Hayat anlayışımızı, aile ve dostluk anlayışımızı, zevc ve zevce anlayışımızı dile getirir. Bu anlayışlarımızla neler yaptığımıza ve bize neler kazandırdığına bakmalıyız. Sahip olduğumuz malımız ve mülkümüzden dolayı kendimizi güvenli mi hissettik? “Mâ agnâ anhu mâluhu ve mâ keseb” ayeti malın ve kazandıklarımızın bize hiçbir fayda vermeyeceğini belirtir. Eğer Rabbi tanıma aracı olarak kullanmadıysak her zaman değer verdiğimiz eşimiz ve onunla olan ilişkimiz bize hiçbir fayda vermeyecektir. Ebu Leheb, Hz. Peygamberin önüne pislik atarmış, hanımı da dikenli çöpleri yolunun üzerine koyarmış, şeklindeki hikayeler kendimizi oyalayan hikayelerden başka bir şey değildir.

Kur’an gaybtan haber veren, insanın vicdanına konuşan beliğ bir eserdir. Firakın elemini bize anlatır. Rabbimizden uzak olmanın bize getireceği sonuçları anlatır, başkasının dedikodusunu yapmaz. Tebbet Suresini bir kişinin dedikodusunu yaptığı için namazda okumayan ahmaklar da var. Bu tür insanlar Kur’an’ı tarih kitabı zannederler. Kur’an tarih kitabı değildir, yer vermez, zaman vermez, delil göstermez, arkeolojik kazılarda anlatılmaz. Bu hal, Kur’an’ın düştüğü durumu ve bizim onunla olan ilişkimizin yüzeyselliğini gösterir.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Yorum yazın

1 Yorum

  • Masallah harikulade bir yazi. Beni derin dusuncelere ve canli hayallere sevk ettiniz. Bu fani dunya hayatimi maksadima uygun sekilde yasayabilirim insallah. Tesekkurler nazik hatirlatmalariniz ve hayati oneme sahip vurgulariniz icin.