Kur'an Okumaları Müzakereler Risale-i Nur Okumaları Usûle Dair

“Şunların Hürmetine Bizi Affet” Duası Ne İfade Ediyor?

Ali – Duayı, ‘ubudiyet halini bizzat yaşamak’ olarak özetleyebileceğim tefekkürünüzü zevkle okudum. Allah razı olsun.

“Hem dua bir ubûdiyettir. Ubûdiyet ise, semerâtı uhreviyedir.

Bu cümlenin vurguladığı “semerâtı uhreviyedir” meselesi üzerinde düşünmeye sevk etti beni. Dünyevi karşılıklar beklememekle birlikte daha fazla bir şeylerden bahsediyor diye hissettim.

Ubudiyet, insanın Mutlak olan Halıkına aidiyetinin farkındalığı, yani kişinin kendisini Mutlak Olan’a teslim etmesi demektir. Dua, bu teslimiyetin dile getirilmesidir.

Mutlak olana ait olduğunu fark eden kişi, mesela, hasta ise, ”Benim sıhhate ihtiyacım var, sıhhatimi iade et” derken aslında, ”Senin, Sıhhat Veren olduğunu, benim de sıhhate muhtaç olan olduğumu tasdik ediyorum” manasında O’na muhatap olmalı. Bu fani dünyada sıhhatli olmayı esas amaç yapmak, bu dünyanın faniliği ile çelişir. Hastalığın, Mutlak Sıhhat Veren’in tanınması için bir araç olarak kullanılması gerekir. Sıhhat için, sıhhatin Mutlak kaynağına müracaat etmek, hasta olunca hastaneye gidip, bir doktora muayene olup, sıhhat için teşebbüste bulunmak gibi olmamalıdır. Onun çok ötelerinde bir farkındalığı içermelidir.

عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى

عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى

”En uzak noktadaki sidre ağacının yanında, ki Cennetu’l-Me’va onun yanındadır.” (53): 14-15.

Eğer ”Sidre” ağacını, ”huzur bulunan yer, esenlik için sığınılacak yer” olarak anlarsak, işte bu ancak Mutlak olana sığınmak olur ki, Cennet hemen o sığınmanın bitişiğindedir. Dua, bizim bu dünya şartlarında fiziken ulaşamayacağımız ve fakat varlığından emin olduğumuz, mahiyet farklılığı itibariyle çok uzaklardaki Mutlak Olan’a teslim olup müracaat etme bilinciyle yapıldığı anda, kendimizi Cennet’in yanı başında buluruz.

”semerâtı uhreviyedir” cümleciğini böyle hissediyorum. Ne dersiniz?

Osman –

“Bir önceki mesajda Abdullah Berâ yazdı; ben de aynı şeyi düşünüyorum bu konuyla ilgili.: “bilmediğini bilerek takdim” etmesi bana pek doğru görünmedi. Biraz toptancılık var burada gibi hissediyorum. Yani ben onun çoğunu anlamadım ama anlamadığım bölümünü de kendi duama şefaatçi yapıyorum demek çok doğru oturmuyor.”

Yaaaa bir duamız vardı elimizde, onu da aldınız…:):) Başkalarının dualarını da tahkik etmek gerek diye gerdiniz beni şimdi…

Dua tevhidi pratik etmektir… O nedenle mevzu kemiyeten neyi ne kadar anladığın değil takındığın tavır mevzusudur. Varlık noktasında Rabbin karşısında nasıl bir tavır takındığındır, dua… Bu gerçekliğinin farkında olan insandan başka neyi anlamasını bekliyorsunuz ki?

Ben öğretmen olsam öğrencinin sorulara ne kadar cevap verip vermediğinde ziyade sorulara cevap verebilmek için takındığı tavra bakarım. O gayreti göstermiş ama bütün soruları yanlışta cevaplamışta olsa o çocuğu tam notla geçirirdim dersten. Maksat sonuç değil ki maksat sonucu Yaratana karşı cüz-i iradenle nasıl bir tavır takındığındır…

Ben Üstad’tan alıntılanan yeri de bu bağlamda anlıyorum…

Mehmet Ali –

Yaaaa bir duamız vardı elimizde, onuda aldınız…:):) Başkalarının dualarınıda tahkik etmek gerek diye gerdiniz beni şimdi…

Ya bu deveyi güdeceksin, ya bu deveyi güdeceksin. Bir paradigma ya doğrudur ya yanlıştır; dünya ya yuvarlaktır, ya da düzdür. Ya tahkik var, ya da tahkik var. Mızıkçılık yok. :)

Konservatuar mezunu mu olmak istiyorsun, yoksa mahalle aralarında keman çalmak mı? :)))

Ben öğretmen olsam öğrencinin sorulara ne kadar cevap verip vermediğinde ziyade sorulara cevap verebilmek için takındığı tavra bakarım. O gayreti göstermiş ama bütün soruları yanlışta cevaplamışta olsa o çocuğu tam notla geçirirdim dersten.

Ve de hakkıyla tam not alarak geçmiş olanlara haksızlık etmiş olursun. Evet, kişinin tutumu önemli, yapmak istiyor. Bu güzel. Bundan dolayı takdiri de hak ediyor. Bu da doğru. Ancak, ben şimdi Abdülkadir Geylani gibi yapmak istiyorum diye tutup beni o zatın notu ile bu dünyadan mezun ederseniz hakka haksızlık etmiş oluruz.

Bu gibi zatları duama dâhil etmek şuna benziyor gibi sanki — senin öğrenci örneğinden gidecek olursak. Sınıfta 10 alan öğrenciler var, ben ise 4 almışım. Bu ders aslında çalışıp 10 almayı hak ediyor; ama ben yapamıyorum. İnşallah ben de bir gün 10 alacak şekilde çalışabilirim; zira anlıyorum ki 4 alarak bu dersi geçmek onun içeriğine haksızlık. Tam not ile geçilmesi gerek.

Bu öğrenciye kanaat notu kullanırsanız en fazla bir not ekstra verirsiniz; gidişatı doğru diye. 10 not kanaat notu verilmez ki. O zaman 10’u çalışarak kazanan ile benim aramda hiç bir fark kalmaz. Bir kanaat notu ekleyip sınıfta bırakmamak ve geçirmek haktır. Ama tüm notları 10 üzerinden 10 olan teşekkür ve takdirname alanların yanına koyarsanız da ayıp olur.

Zaten 4’lük öğrenciyi 10 ile geçirmek sadece kağıt üzerinde olur en fazla; yani aslı astarı olmaz. Mesela, bir öğrenci İngilizce dersinden 10 ile geçti ne demek? İngilizceyi tam öğrendi, o dilde konuşup anlaşabilir demek. Ben 3 alan öğrenciye 10 verip geçirsem ve bu adam gerçek hayatta gitse İngilizce konuşulan bir yere, orada İngilizcesini hakkıyla kullanamayacak; belli bir şey.

O dili konuşan insanlar onun gerçekte olan performansına bakacak; demeyecekler ki, bunun öğretmeni bu adamı sınıftan 10 ile mezun etmiş, e o zaman, bu adamın İngilizcesi iyidir diye onunla muhatap olalım? Senin İngilizcen hakikatte ne kadar iyiyse o kadar dil seviyesi ile konuşursun. Öğretmenin ola ki, sana iltimas yapıp 10 vermesi senin daha iyi İngilizce konuşmanı gerektirmez.

Hoca’nın bir fıkrası ile bitireyim..:)) Adamın keçisi hastalanır. İnsanlar derler ki, bu hastalığa katran iyi gelir. Adam güya kurnaz; ona para vermemek için gider Hoca Nasreddin’e ve başlar yağ çekmeye. Hocam, sizin nefesiniz kadar kuvvetli bir nefesi olan hoca yokmuş buralarda. Şu hayvancağıza bir okusan?? Hoca’nın hoşuna gider tabii nefesinin kuvvetli bilinmesi. Ama bilir ki, hayvana katran lazım. Hocavari bir cevapla şöyle der: Okuyayım evladım ama sen benim nefesime biraz da katran kat.. :))

Onun gibi, Geylani hazretlerinin adını duanda anmak iyidir Osman ama sen o duana biraz da tahkik kat… :))

Yazar hakkında

Müzakereler

Çeşitli imani konular üzerine yapılan e-posta yazışmaları Müzakereler kullanıcı ismiyle yayınlanmaktadır.

Yorum yazın