Bir insan kainatın tümüne eşittir
Said Nursi, Kur’an usulünden çıkarttığı alternatif bakış açısını bize sunuyor. Kur’an’dan çıkarttığı için ciddiye alırız ama aynen kabul ederiz demek insani değildir. Doğru mu, değil mi diye insanın kendisinin de incelemesi gerekir çünkü insan bu şekilde yaratılmıştır. Hiçbir insan kainatın yarısına eşit değildir, her bir insan kainatın tümüne eşittir. Bu ne demektir? Her bir insana öyle özellikler verilmiştir ki o insan kainatın tümünün şahitliğine muhatap olabilir. O özelliklerin ne kadarını kullanır, ayrı bir konudur.
İnsanın kainatın tümüne eşit olması şu anlama gelir: Ben, kendim şahsi olarak şu kainatın benim için mümkün olanların tümüne muhatap olmalıyım ki kainatın yaptığı şahitliği kendim tasdik edebileyim. Başkasının tasdikini taklit edemem. “O şahıs kainata bakmış, tasdik etmiş ayrıca benim bakmama gerek yok” dediğim zaman bana verilen özelliklerin kıymetini reddettim demektir. Bana kainatın tümünün şahitliğine müracaat etmek suretiyle kainatın Yaratıcısını tanıma özelliği verilmiştir. İnsanda kontrol mekanizması vardır ama iradesi serbest olduğu için bu kontrol mekanizmasını çalışmaz hale getirebilir. Yani “Ben bu konu üzerine düşünmeyeceğim, taklidi tercih edeceğim” diyebilir ve önüne gelen neyse onu taklit ederek devam eder. Kur’an gelir, onu taklit eder; Tevrat’ı taklit eder, Vedaları taklit eder vs. Bu kişiye mukallit denir, neyi taklit ettiğinin önemi yoktur çünkü ne olsa taklit edecektir. (Her hangi bir kişi hakkında hüküm vermiyoruz.)
Her insan kainata eşittir ve bütün özellikleriyle kainata tek başına muhatap olmalı, taklitle yetinmemelidir. Fakat serbest iradesi olduğu için taklidi tercih edebilir. Bu durum da onun sorumluluğudur. İnsan kendisini Yaratıcısını tanıyacak şekilde eğitebilir ve daha fazla eğitmesi için teşvik edilmelidir fakat tercihine karışılmamalıdır.
Kainat, benim bir Yaratıcımın olduğunu söylüyor, Kur’an da bu kainatın bir Yaratıcısı olduğunu haber veriyor. Bunun üzerine “Tamam anlamdım, bitti, Yaratıcı var tasdik ediyorum” diyerek insani kabiliyetlerimi kullanmaya son vermem ya da azaltmam, kendi değerimi kendi irademle düşürmem anlamına gelir. İnsani kabiliyetlerimi zedelemem, değersizliğini ifade etmem demektir. Herkes bir şekilde kainatın şahitliği sonunda Yaratıcının varlığına ulaşır fakat problem, varlığına ulaştığımız Yaratıcıyı tanıma aşamalarında hangi usulü takip etmemizde ortaya çıkar. Allah’ın varlığını anladıktan sonra kimi anlayışlar, insanı kendi içine dön, der; kimisi, gözünü kainata kapattırır vs. Bu durum karşısında bizim görevimiz “Böyle bir tercihte doğruluk payı görüyor muyum?” diye sormaktır.




İslam tarihini az çok okuyoruz ,sohbetler dinliyoruz,flmler seyrediyoruz. Fakat bu bilgi yığınını böyle anlamlı bir şekilde düzenleyip sıralayan bu sıralamadan,bu düzenden şu an içinde bulunduğumuz kaos için yol haritası çıkaran yazılara pek rastlayamıyoruz. Allah razı olsun. Tarihi değerlendirmekte usul arayışında olmazsak günümüzü düzene sokmak için de tabiri caizse paldır küldür davranıyoruz. Allah razı olsun . Ben yazıdan çok yararlandım.
Allah sizlerden de razi olsun.ali