Risale-i Nur Okumaları Usûle Dair

Delil-i İnayet

Yaratıcının varlığının delillerini kainatta görebilme

“Delil-i inayeti vücuh-u mümkinenin en ekmel veçhiyle bulacaksın.”

Kur’an, Yaratıcının mutlakıyetini ve her şeyi kasıtlı olarak yaratıyor olduğunu anlama sonucuna götürecek birçok yolları bize gösteriyor. En güzel örneklerini gözlerimizin önüne seriyor, her insanın anlayabileceği en basit şekilde nazarlara sunuyor. Yahut Kur’an, insana tefekkür etmesi için bakması gereken mahlukatı ve onların yaratılışındaki kastın bilinçli bir tercihin sonucunda olduğunu söyleyen referanslar sunar.

“Zira Kur’ân, kâinatta tefekküre emir verdiği gibi, fevâidi tezkâr ve nimetleri tâdad eder.”

Çok değişik kelimelerle yaratılış alemine dikkat etmemiz için emirler veren Kur’an, kainatın içinde bulamayacağımız bir alemin varlığının var olduğu mesajını bize bildiriyor. Kainatın içinde böyle bir varlığın var olmadığını anlıyoruz ama Kur’an, kainatta o alemin var olduğuna işaret eden deliller gösteriyor. Bu nedenle, Yaratıcının sözlü açıklaması, Yaratıcının varlığına delalet eden bu ayetleri/delilleri/işaretleri insanın nazarına sunarak haber verdiği alemin var olduğundan emin olacaksın, diyor. Çünkü kainatta her şey ona şahitlik yapıyor. Bu haberin doğruluğunu tasdik edebilmek için gerekli malzemeyi kainattan toplama görevini bizim üzerimize yükleyerek tefekkürü emrediyor. Kainatın Yaratıcısı olan mutlak varlığın delillerini kainatta görebilmek için bu aleme bak, diyor. Yani kainatın dışına değil ya da kainata gözümüzü yummaya değil, Allah’ı tefekkür etmek için veya Yaratıcının huzurunda olmak için kainatın huzurunda olmak gerektiğini, Yaratıcının sözcüsü olan Kur’an söylüyor.

Kur’an, Yaratıcının şu alemde kasıtlı olarak insana özel olarak yapmış olduğu nimetleri, iltifatları sayar ve insana onlardaki faydaları hatırlatır. Eşya da bu hatırlatmaların gerçekleşmesine uygun olarak yaratılmıştır. İnsana göz verilmiş görmek istiyor, kör olsa da yine görmek istiyor. Aç olduğu zaman lezzet alacak şekilde doyurulmak istiyor, her hangi bir hastalık veya başka bir halin yaratılması nedeniyle lezzet alamadığında üzülüyor. Çünkü lezzet alma duygusuyla donatılarak yaratılıyor. Kainatın kasıtlı bir şekilde insanın hizmetine verildiğine dair her yerde deliller sergilenerek bir yaratılış gerçekleşiyor.

Kur’an bize bu yaratılış biçimine dikkat etmek suretiyle kasıtlı bir yaratılış ile başbaşa kaldığımızı hatırlatıyor. Kur’an gaybdan haber vermesine rağmen şahidi olarak alem-i şehadeti gösteriyor. Bu nedenle gaybla beraber olmak istiyorsak, gaybın varlığından emin olmak istiyorsak, gaybın huzurunda olmak istiyorsak yani O’nunla birlikte olmak istiyorsak alem-i şehadete dikkat etmemiz gerekiyor. Alem-i şehadetten kendimizi uzak tutarak, gaflet ederek Allah’ın huzurunda ve bilincinde olmak, O’nunla beraber olmak mümkün değildir. Alem-i şehadetin şahitliğine müracaat etmeden inanıyoruz. Halbuki Kur’an mealen şunları söylüyor: “Siz burada kıymetli bir misafirsiniz, bir ev Sahibiniz var. Bu ev Sahibi kendini en güzel şekilde size tanıtmak için eğitime tabi tutuyor. Sizi kendisinin huzuruna alacak. O’nu anlayabilmek, O’nu tanıyabilmek için sizi hazırlıyor.”

Bir şeyi nasıl tanırız? Veya bir işi yapanın o işi yapma kabiliyetini nasıl anlarız? Mesela bir insanın marangoz olduğunu yaptığı mobilya işlerinden anlarız. Kainatta yapılanlardan da bir Yaratıcısının olması ve o Yaratıcının ne gibi özellikleri olması gerektiği sonucuna ulaşırız. O Yaratıcının bilinciyle bu dünyada yaşamam lazım, varlığımı tamamen ona izafe etmem lazım ki huzur-u İlahide yaşayabileyim. Kainatın şahitliği altında tanınmayan bir Yaratıcı ile beraber, O’nun huzurunda olmak mümkün değildir. Bazı menkıbelerde anlatılan, Allah’ın huzurunda yaşamak için mağaralara çekilen insanların neler yaşadığı konusunda bilgimiz yoktur. Hangi aşamalardan geçtiğini bilmiyoruz. O kişi hakkında hüküm vermeye gerek yok, biz kendi vazifemize bakmalıyız. Ben böyle bir hali yaşayabilir miyim? Dünyadan elimi eteğimi çekip karanlık bir mağarada çile doldurarak Rabbimin huzurunda olacağım tavrı, bu kainatın yaratılışında mümkün olmayan bir haldir. Kur’an hiçbir zaman böyle bir hal ile Rabbi tanıyabileceğimizi bildirmez.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Yorum yazın

2 Yorum

  • İslam tarihini az çok okuyoruz ,sohbetler dinliyoruz,flmler seyrediyoruz. Fakat bu bilgi yığınını böyle anlamlı bir şekilde düzenleyip sıralayan bu sıralamadan,bu düzenden şu an içinde bulunduğumuz kaos için yol haritası çıkaran yazılara pek rastlayamıyoruz. Allah razı olsun.  Tarihi değerlendirmekte usul arayışında olmazsak günümüzü düzene sokmak için de tabiri caizse paldır küldür davranıyoruz. Allah razı olsun . Ben yazıdan çok yararlandım.