Hedefe giden yoldan sapmama
“Mesîl-i garazda sedad”
“Mesîl-i garazda sedad” hedefe giderken hiçbir yere sapmadan ilerlemektir. Edebiyatta böyle bir kural vardır. Bir yazı yazarken, önce ilk paragrafta konu özetlenerek takdim edilir, daha sonra gelişme kısmında detaylı açıklamalar yapılır, nihayetinde de bir sonuca ulaşılır. Mesîl-i garazda ne anlatmak isteniyorsa sebat etmek gerekir. Giriş kısmında belirlenen konu, sonuç kısmında özetlenir. Aradaki bölümde yazının maksadından sapmamaya dikkat ederek detaylı açıklamalar yapılır. Sanki envanter dökümü yapılır. Neyi, niçin söylendiğinin sebepleri ortaya konur. Gelişme bölümünün, yazının maksadına ters düşmeyecek, maksadında sabit olacak tutarlılığı göstermeye mesîl-i garazda sedad denir. Hedefe ulaşmada, doğru tavrı korumaktır. Yani hangi maksada hangi mecrada gidiyorsak, o mecrada istikamet üzere olmalıyız. Sağa sola sapıp konuyu dağıtmamalıyız.
Buradaki kavramlar belağattan bahsederken aslında imanın tesis edilmesinde takip edilecek usulün Kur’an’dan çıkartılmasına yardım eder. Biraz âmi bir tarzla da olsa her zaman şunu sormalıyız: Allah’ın sözü olduğu söylenilen Kur’an bana ne anlatacak? Allah bana niye konuşur? Allah beni niye yarattı? Bu alemde gördüklerimiz niye oluyor ve neyi ifade ediyor?
Bu sorulara yine amiyane bir cevap şu olur: Bana bu konularda, benim konuşma dilimle rehberlik yapıyor, bana yardımcı oluyor. Mesela teknoloji dünyasında yeni bir ürün piyasaya çıksa yanında özelliklerini ve kullanılmasını anlatan broşür de yer alır. Bu broşür, ürünün neden yapıldığı, ne gibi özellikleri olduğu, nasıl faydalanılacağı gibi bilgilerin bulunduğu bir kullanım kılavuzudur. Kur’an da, insanı ve kainatı kullanma kılavuzudur. Kur’an, bu dünyada varlığımızın bulunma nedenini anlama ve bu nedene bağlı olarak insani duygularımızı eğitime tabi kılma konusunda rehberlik yapar.
İnsan toplumda takdir edilmek ister, bu nedenle onurlu meslek sahibi olmak için bir ömür çaba harcar. Araba tamircisi olmak için en az iki sene çıraklık yapılır. Doktor olmak için en az 10 sene eğitim görmek ve çalışmak gerekir. Hele profesör olmak için çökünceye kadar çalışmak lazımdır. Bütün bunların sonucunda profesör veya iş adamı olunca sonuç ne olacak? Çocukları ölmesini bekleyecek ki paraları onlara kalsın. Veya patron olup, mallar üzerinde tasarruf yapmaya başlarlar. Bir noktada çocuklarının başına bela olmuş, nefret edilen adam haline dönüşür. Herkes yüzüne güler arkadan hain kapitalist der. Dünyanın çarkı böyle döner. Sonunda kabir kapısına gidilir ve ölüm gelir. Peki anlamlı bir hayat mı oldu? Bu soruyu sormak gerekir.
İşte Kur’an bize bu dünyadaki varlığımızı en anlamlı şekilde nasıl yaşamamız gerektiği konusunda rehberlik konuşması yapar. Yaratıcı “Ben, size, kendinizi en verimli şekilde nasıl kullanabileceğinizi, kainatı en güzel şekilde nasıl kullanabileceğinizi, varoluşunuzun maksadına en optimum, en verimli düzeyde nasıl ulaşabileceğinizi öğretmek için Kur’an’ı gönderdim” der. Bu maksatları taşıyan kitap çok dikkatli okunmalıdır. “Gerçekten bu kainatın ve benim Yaratıcım mı burada konuşuyor” derken Kur’an ile konuşan kainatın ve Yaratıcımın uyumluluğunu bulmak ve görmek zorundayım. O uyumluluğu gördüğümüz zaman kelamın selaseti gerçekleşmiş olur.



