Allah’ın Mescidlerini İmar Etmek

Tevbe, 9:17

مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ

“Müşriklerin, kendi inkârlarına kendileri şahit iken, Allah’ın mescidlerini imar veya ziyaret etmeleri olacak iş değildir. Onların yaptıkları boşa çıkmıştır. Onlar ateşte sürekli kalacaklardır.”

Yukarıdaki ayette geçen Allah’ın mescidleri ifadesi bana şunları çağrıştırdı:

Mescid secde edilen yer demek. Yaratıcısının emrine boyun eğmiş, tamamen onun isim ve sıfatlarını tecelli ettiren kâinat bu anlamda bir mescid olarak görülebilir. Bu mescidi imar etme, Sanatkarının izimlerinin tecellileri okuma anlamına geliyor denebilir. Kâinat bu şekilde imar olur çünkü. İnsan yaratılış amacına uygun olarak yaratıcısının isim ve sıfatlarının tecellilerini okursa…

Aynı şekilde mescidi ziyaret etme de kâinata manay-ı harfi ile yani yaratıcısının, Saniinin özelliklerini gösterecek şekilde bakma. Ve bu işi sürekli olarak yapma (ziyaret). Allah’ın Rasulünün (s.) “İmanınızı ‘Lâ ilâhe illallah’ sözü ile yenileyiniz.” tavsiyesini hayata rehber etme.

Müşrikler yani sebeplere tesir-i hakiki verenler, “sebepler yapmış” diyenler bu mescidi ne imar edebilir ne de ziyaret… Ateşte kalma da müşriklerin Yaratıcının okumamayı, tanımamayı, görmemeyi, işitmemeyi tercih ettikleri isimlerinin tecellisinden mahrumiyet içerisinde kalmaları…

Bir sonraki ayeti de yukarıdaki yorum bağlamında düşünmek tutarlı görünüyor.

Tevbe, 9:18

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ

“Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ve ziyaret eder. Doğru yola ermiş olmaları umulanlar işte bunlardır.”

Son olarak bahsi geçen usûlle aşağıdaki ayeti okuyabiliriz.

Bakara, 2:114

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ وَسَعٰى ف۪ي خَرَابِهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَٓا اِلَّا خَٓائِف۪ينَۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

“Allah’ın mescidlerinde Onun adının anılmasına engel olan ve mescidlerin harap olması için çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Böylelerinin, oralara korku içinde girmekten başka bir hakkı olmaz. Onlar için dünyada bir rezillik, âhirette ise büyük bir azap vardır.”

Mescidlerin harap olması için çalışan kişi, her şeyi bir tesadüf eseri olarak ve yaratıcısı ile bağını kopararak inceleyen materyalist bilim adamı denebilir. Böyleleri oralara (kâinata) korku içinde girerler çünkü kendilerinin ve her şeyin fenaya gittiğini, zamanın her an bir giyotin gibi onları ve sevdikleri her şeyi fenaya götürdüğü vehmine sahipler. Ahiretteki azap yine müşriklerin (zalimlerin) Yaratıcının okumamayı, tanımamayı tercih ettikleri merhametkarane tecellilerden mahrumiyet içerisinde kalmaları…

Allah’u A’lem.

İlgili Yazı: Yeyin, İçin Fakat İsraf Etmeyin

Email this to someoneShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+
Kategori: Kur'an Okumaları
Abdullah Berâ

Yazar Hakkında:

Bu köşede çeşitli platformlarda yapılan müzakereler sonucunda ortaya çıkmış bazı hakikatleri paylaşmaya çalışacağım. Bu hakikatlerin ortaya çıkmasında yorum ve eleştirileri ile büyük katkı sağlayan bütün hakikat yolcularına teşekkürü bir borç biliyorum. Yazılardaki eksiklikler hiç süphesiz bana aittir.

Yazar e-posta: [email protected]

Diğer yazıları için tıklayın.

Fikrinizi Paylaşın