Şu kısmı iyi anlamamız gerekiyor: Bu sandık kimin yanındaysa o benim hocamdır, o benim komutanımdır, o benim dünyadaki liderimdir. Toplumun liderleri ve onların belirlemiş olduğu kuralları değil.
“meleklerce taşınan تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُۜ
mirasın bulunduğu bir sandık/kalp bağışlanacaktır.” اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ
Peki, bu sandığı meleklerin taşıması ne demek?
Biz yaşadığımız evrende sürekli madde ile muhatabız. Ancak karşılaştığımız her olayda mesela bir portakalın çürümesinde “Bu portakal nasıl oldu ve ne oldu da çürüdü?” diyerek gayet insani ve gerekli olan bu soruyu sorabiliriz. Portakalın varoluşu ve çürümesinin arkasında bir anlam ararız. Tıpkı bu örneğe ve “Sizi çiftler halinde yarattık.” (78: 8) ayetindeki hikmete binaen evrendeki yaratılmış olan her bir şeyin her bir olayın hem madde hem mana yönü var olmalıdır.

Bu yüzden ayette sandığın melekler tarafından taşınması ile kâinatın melek/anlam tarafına atıfta bulunuluyor. Melek sözcüğü Mülk ve melik kelimeleriyle aynı kökten geliyor. Kâinatın melekut yani mânâ tarafı ile maddi tarafı ayrıştırılamaz. Madde olmazsa anlam olmaz. Kitap olmadan kitabın taşıdığı anlamın farkındalığı kazanılmaz. Varlık olmazsa manası bilinmez ve mülkün Sahibi kim ise mânânın Sahibi de O olmalıdır. İkisi farklı kaynaktan geliyor olamaz. Bu yüzden maddeten gördüğüm her bir yaratılışın her bir ân’ımın anlam tarafı benim için bir işarete atıfta bulunur.
Bu dünyada olup biten her bir şeyin (كُلُّ شَيْءٍ), mutlak olarak güçlü bir kaynağı olmadan var olamayacağını bana en mükemmel şekilde acziyetleriyle gösterirler ve “Ben varlığımı mutlak ilim, hikmet, merhamet ve adalete sahip olan bir varlık Kaynağı olmadan var olamam ve varoluşumu beni var Edene atfetmem de benim zikrimdir,” derler. Böylece bu anlam bize ulaşır ve nasıl anladığını anlamadığımız aklımız O’nu deşifre eder, nasıl hissettiğini anlamadığımız kalbimiz sükûneti hisseder ve tasdik eder. İşte bu manaların bize nasıl geldiğini maddeten izah etmemiz mümkün olmadığı için madde, mananın varlık kaynağı olamaz ve maddenin böyle bir özelliğe sahip olduğunu da kimse gösteremez, çünkü yoktur. Bu vesileyle, mânâyı temsil eden meleklerin var olması gerektiği, insani sorularımıza çok güzel bir cevap olur ve bu harika ayetin bize sunduğu mükemmel bir tablodur.



