Usûle Dair Kainat ve İnsan Kur'an Okumaları

Hz Eyyub (as) Kıssasında Kendimi Buldum – 2. Bölüm

Sabrın tanımı olarak, kendi halini arz etmek için Allah’a dönmek, fakat şikayet etmemek, demiştik. Bu ne anlama geliyor? Bana bir zarar dokunduğunda acı çekiyorum, acı çekince de şikayet ediyorum. Burada çok ince bir ayrım var. Duyduğun acıyı şikayet et, fakat Allah’ın senin için yarattıklarından şikayet etme. Yani o acıyı yaratan Allah’tan şikayetçi olma. Bu çok ince bir ayrımdır. İnsan olarak şikayette bulunmamız bizden beklenen bir şeydir, Eyyub (as) da “Rabbim, zarar bana dokundu,” dediği zaman, yarattığından dolayı Allah’tan şikayetçi olmadığını bildirmek için “Sen merhametlilerin en merhametlisisin” diye O’na hitap ediyor, fakat duyduğu acıyı dile getiriyor. 

Bu durumda biz, “Allah’ım, bu yarattığın durum bana acı veriyor ve canımı yakıyor, ama Senin merhametinden şikayetçi değilim. Bu yaratılışın bir sebebi olmalı. Ben bu acıya dayanamıyorum, bu musibet şeytan tarafından kullanılacak, sonunda ben Senin merhametinden şüpheye düşmekten korkuyorum. Bu yüzden lütfen bana yardım et.” diye dua edip Ona yönelmeliyiz. Bu âyetten öğreniyoruz ki musibetler dayanılamaz hale gelinceye kadar beklememeliyiz. Hangi musibetten muzdarip olsak, şeytanın eline düşmeden, bunu Allah’a sığınma ve bağışlanma dileme vesilesi olarak kullanmalıyız. Çünkü sadece fiziksel acı vermiyor, manevi musibete dönüşebilir, imanı zedeleyebilir. 

İnsanların, “Yaratıcı merhametli olsa bu kadar felaket yaşanmazdı,” dediğini duyuyoruz. Şikayet taşları Allah’ın merhametine uzanıyor. Allah’ın merhameti itham ediliyor. Halbuki burada suçu Yaratıcıya atmak, O’nun merhametinden şikayetçi olmak asıl hatadır. Neden mi?

Bu, günümüzde çok dehşetli bir problemdir. Çoğu insan, insanlara acı veren her şeyin kötü olduğunu ilan ediyor. Bu konuyu daha çok çalışacağız. Duyulan acı gerçektir, fakat bunun kötü bir şey olduğunu düşünmek insanın hayal ürünüdür. Yaşanan şerden, sıkıntıdan Allah’ı suçlamak; acıyı, derdi ise bedene indirgemek problemi…

Bir sebepten canımız yandığında, Allah’a dönüp, “Lütfen şeytan bunu kullanıp kalbime Senin merhametinle ilgili şüpheler düşürmeden bunun şifasını, çözümünü ver,” diye istemeliyiz. Duyduğumuz sıkıntıyı dile getirmemiz bekleniyor, fakat dikkat etmeliyiz; Allah’a yönelip durumumuzu dile getirmeliyiz, Allah’tan şikayetçi olmamalıyız.

Allah’ın yarattığı her şey, hikmetlidir, güzeldir, bizim bu dünyaya getirilmemizin amacını gerçekleştirmek için bir eğitim aracıdır. Başıma istemediğim bir şey geldiğinde neden canım yanıyor? Bu sıkıntıyı yaratan Allah’tır, aynı zamanda bu sıkıntıyı sevmeme duygusunu yaratan da Allah’tır. Belirsizlik duygusunu sevmemeyi yaratan da Allah’tır; “Allah gerçekten merhametli mi yoksa değil mi?” İşte gerçek problem böyle bir ikilemde kalmaktır. 

Bir baş ağrısı için Allah’ın yarattığı bir ilacı kullanabiliriz. Ama ağrıyı Yaratanın hikmetini düşünmeyip, merhametinden şüpheye düşmek asıl zor olan sıkıntıdır. Şüpheler insanın kalbine düşünce onları gidermek kolay değildir. 

Eyyub (as) gibi Allah’a dönüp, “Zarar bana dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin” demeliyiz. Ağrıdan şikayetçi olma duygusunu bize veren Yaratıcımızdır, kendi kendimize böyle bir duygunun yaratıcısı olamayız. Öyleyse, sormamız gerek, neden hem şikayet duygusunu hem de ağrıyı veriyor? Mutlaka bunun bir maksadı olmalıdır. Şikayet duygusunu kendimizin var ettiğini düşünürsek, o zaman da ağrıdan dolayı onu Yaratan Allah’tan neden şikayet ediyoruz ki? Düşünmek gerekir. Duygu benden, ağrı O’ndan? Böyle bir şey olamaz. Ya hepsi O’ndan, ya da hepsinin yaratıcısı ben ya da benim atom parçacıklarım!  

تِلْكَ إِذًۭا قِسْمَةٌۭ ضِيزَىٰٓ

53: 22 “Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaştırmadır.” 

Demek ki, şikayet duygusunu veren, bir de ağrı veriyorsa, düşünmeliyiz: “Ne demek istiyor?” İşte insanın yaratılış maksadına ulaşmasının tek yolu bu sorunun cevabında yatıyor: “Böyle bir yaratılışı gerçekleştirenin mutlaka bir amacı olmalı. Madem benim yaratılışım gösteriyor ki, bende hiçbir şey anlamsız, kasıtsız, hikmetsiz yaratılmamış, o halde bu yaratılışı gerçekleştirenin beni böyle ilginç bir durum içinde bırakmasının mutlaka bir maksadı, hikmeti olmalı,” diye düşünmek insaniyetin gereğidir. Ağrıdan kurtulma ihtiyacını yaratarak beni Kendisi ile ilişki kurmaya davet ediyor olmasın? “Kendini tanıtıp, bana bu ağrıdan şikayet duygusu vererek beni Kendine yönelmeye davet ediyorsun. Ben de bu yönelme duygusu ile Senin yarattığın tedavi yollarına başvuracağım ve bu yolların da Yaratıcısının Sen olduğunun farkında olarak Sen’den tedavi isteyeceğim. Çünkü bu tedavi araçlarını da (ilaçlar, vs.) bu kainat düzeni içine yerleştiren ancak bu kainatın Yaratıcısı olan Sensin.” 

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْؕ اِنَّ الَّذٖينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتٖي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرٖينَࣖ

40:60 “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler ise, hor ve hakir şekilde Cehenneme gireceklerdir.” 

Bu dünyada da kendilerini içine soktukları çelişkiden kurtulamayıp, azap içinde yaşamak zorunda kalacaklardır.

“Sen merhametlisin” ne demek? Lütfen sıkıntımı merhametinle gider. Buna dayanamıyorum ve şeytanın bunu kullanıp içimde Sana karşı şüphe ve güvensizlik aşılamasından korkuyorum. Bunu istemediğim için Senden bu derdin çözümü için bir yol göstermeni istiyorum.

Yazar hakkında

Ha-Mim

Yorum yazın