Risale-i Nur Okumaları Usûle Dair

Delil-i İnayet

Bilim malzemeleriyle Kur’an tefsiri yapılmaz

“Yaratıcıyı ihmal ederek yapılan bilimsel araştırmalar Kur’an tefsiri için malzeme olarak kullanılabilir mi?” konusu iki yüzyıldır ciddi olarak gündeme gelmektedir. İslam toplumunda çok tartışılan konulardan biri de, bilim malzemelerini kullanmak suretiyle Kur’an tefsiri yapmak yanlıştır. Evet, doğru bir yorumdur, bu yanlışlığın bir analize tabi tutulması gerekir. Gerek kainatı, yani semayı, arzı inceleyen bilim dallarında gerekse beşeri bilimleri, insan faaliyetlerini analiz eden bilim dallarında yapılan çalışmaları, kendi kendine böyle olmuşlar/oluyorlar, diyerek yapılan analizin sonucunu, kainatın ifade ettiği manaya malzeme olarak kullanılırsa amaca ters düşmüş olur. “Eşya kendi kendine tesadüfen olmuş, kainat doğal olarak böyle” gibi anlamsız ifadelere dayandırılan, tanımlanması kendi içinde çelişkili tabirler ile varlığı izah ettiğini iddia eden bir kişinin varlık hakkındaki yapmış olduğu araştırmaları, şu alemin varlığı ile bize taşıdığı manayı anlamak için kullanamayız.

Bilimin sonuçlarını Kur’an tefsirinde kullananlara modernist, sekülerist gibi isimler takılır. Bunların haklı oldukları noktalar vardır, haksız oldukları noktalar da vardır. Eğer kainatı incelediğini söyleyen insanların kainatı incelerken kullanmış oldukları yorumlar nazar-ı itibara alınarak Kur’an’ın verdiği mesaj anlaşılmaya çalışılırsa burada bir çelişki görülür. Kur’an ana hedef itibarıyla kainattan çıkartılacak olan mananın neye delalet ettiğini bize haber vermek için konuşur.

Kainatta bilinçli birşeyler oluyor ama bunun kaynağını kainatın dışına çıkarak, kainat cinsinden olmayan bir şeyi gözlemleyerek o şeye izafe edemeyiz çünkü insan kainat dışında bir şeyi müşahede edemez. Ama böyle bir işaretin olduğuna şahit olur. Yaratıcının sözlü açıklaması olan Kur’an, bu manaların kainatın Yaratıcısının özelliklerine delalet ettiğini söyler. “Böyle bir mana yoktur” peşin hükmüyle yapılmış olan incelemelerin sonucuyla bu kaynağın verdiği haberi bağdaştıramayız ama incelemenin bizzat kendisini malzeme olarak kullanabiliriz. Mesela “Dünya yuvarlaktır” tespitini malzeme olarak kullanamayız çünkü sekülerist birisi, dünyanın kendi kendine yuvarlak olduğunu söylemek için o cümleyi kurar. Dünyanın yuvarlaklığının bir amacı yoktur. Fakat dünya, kainat dışında ve kainat cinsinden olmayan bir müessirin tercihiyle yuvarlak olmuştur. “Bu dünya yuvarlaktır” diyen birine Kur’an, “Hayır, yanılıyorsun dünya yuvarlak yapılmıştır, bunda bir kasıt vardır” diyerek Yapıcısının şuurlu, bilinçli olduğunu belirtir. Dünyanın yuvarlaklığını tespit etmek önemli değildir, dört köşe de olabilir, dünya yuvarlak olmak zorunda da değildir. “Dünya yuvarlaktır” cümlesi, o cümleyi kuran kişinin kastı öyle olmasa bile, dünyanın kendi kendine yuvarlaktır, tesadüfen yuvarlaktır, doğal olarak yuvarlaktır, manalarını ima eder. Biz bu malzemeyi kullanamayız. Dünyanın yuvarlak ve dört köşe olması önemli değildir, kimin onu yuvarlak yaptığı önemlidir. Dünyanın bu haliyle var oluşunun kaynağı nedir? Bu soru ile baktığımızda Kur’an bize kasıtlı bir iradenin tercihiyle bu halde olduğunu söyler. Dolayısıyla dünyanın o fiziki halinin bize işaret ettiği mana, kasıtlı bir var edenin varlığına şahitlik yapmasındadır. Kainatın varlığının işaret ettiği manalara sırtını dönen bilimsel çalışmaları yapanların yorumları, Kur’an’ı anlamaya malzeme olarak kullanılamadığı gibi, anlaşılmasına da engel olur.

Kur’an’ın anlaşılmasında bilimlerin malzeme olarak kullanılmasındaki ilk şart, kainatın incelemesini yapanların, onun varoluşuyla bize aktardığı manaya dikkati çekme amacını taşıması gerekir. O amacı taşımadıkları zaman bizim için hiçbir şey ifade etmez. Bu aşamada şu konu gündemimize gelir. Materyalistlerin yaptığı belgeselleri izlerken neler düşüneceğimiz. Belgeselleri Kur’an’dan edindiğimiz bilgilerin süzgecinden geçirmeden izleyip daha sonra Kur’an’ı anlayabilmemiz mümkün değildir. Biz belki o belgeselleri izlerken Subhanallah derken, diğer taraftan “Doğanın harikalarını seyrettik” diyen insanlar da oluyor. Çünkü onların önceki çıkarımları yoktur. Dikkat edersek farklılık belgeselden değil bizim önceden çıkarttığımız sonucu o belgesele uygulamamızdan kaynaklanıyor, aynı sonucu çıkaramayanlar o belgeseli seyretme sonucunda Allah tanımaz hale gelebiliyor veya inançsızlıklarına o belgeseller malzeme oluyor. Bu belgesellere karşı çıkmak yerine onların sunuluş tarzına dikkat etmeliyiz. Belgesellerde verilen malzemelerin manalarının neye delalet ettiği konusuna bakmalıyız, eğer yorumcu kendi peşin hükümlerine dayanarak yanlış açıklama yapıyorsa fark edebiliriz.

İnsan, insaniyetini kullanarak yanlış mı doğru mu söyleniyor diye düşünmesi gerekir. Çünkü her bir insanın enfüsi kabiliyetleri hariçteki/afaktaki delilleri anlama, yorumlama ve o deliller vasıtasıyla hakikati bulmaya müsaittir. Enfüsi istidat, o delillerin mutlak bir Yaratıcının varlığına işaret ettiğini anlama kabiliyetindedir. O kabiliyeti gerçekleştirip gerçekleştirmemek insanın iradesiyle yapacağı tercihe bağlıdır. İstidat otomatik olarak kabiliyete dönüşmez; kabiliyet de kendi kendine gelişmez, iradenin kullanılması sonucunda gerçekleşir. Bu nedenle insan iradesini hangi alanda, hangi istikamette kullandığına dikkat etmek zorundadır. Said Nursi, fen çalışmalarına değer vermesinin sebebi, kainatın şahitliği altında Yaratıcıyı tanımanın gerekliliğine inandığı içindir. Bir kişi kainatın şahitliğine müracaat etmeden Kur’an’ı bizzat kendi içinde anlarız iddiasında bulunuyorsa, o kişinin amacı fenlerin materyalist yorumlarını reddetmek değil, Kur’an’ı delilsiz taklit etmektir. Kur’an’ı delilsiz taklit etmek isteyen kişi, “Ben şöyle bir kainata bakmam sonucunda bir Allah’ın var olduğuna inandım, Kur’an da Allah var diyor” diyerek, başlangıçta doğru hareket etmekle birlikte geriye kalan Allah’ı tanıma kısmını, delilsiz bıraktığı için taklide dönüştürüyordur.

Not. Fatma Özten tarafından hazırlanmıştır.

Yazar hakkında

Ali Mermer

Yorum yazın

2 Yorum

  • İslam tarihini az çok okuyoruz ,sohbetler dinliyoruz,flmler seyrediyoruz. Fakat bu bilgi yığınını böyle anlamlı bir şekilde düzenleyip sıralayan bu sıralamadan,bu düzenden şu an içinde bulunduğumuz kaos için yol haritası çıkaran yazılara pek rastlayamıyoruz. Allah razı olsun.  Tarihi değerlendirmekte usul arayışında olmazsak günümüzü düzene sokmak için de tabiri caizse paldır küldür davranıyoruz. Allah razı olsun . Ben yazıdan çok yararlandım.