Hac neden 3-4 gün sürüyor?
Hac, insanlık tarihi kadar eski bir kavram. Sadece İslam geleneğinde değil, nerdeyse tüm dinler/kültürler içinde bulunabilecek bir kavramdır.
İslam’da Hac; Arafat’a gidiş ve orda ayakta duruş demektir. Arafat kelime olarak “Ma’rıfa” kökünden türemiştir, bu kelime bilinç, şuur, farkındalık, uyanıklık, tanıma hallerini içeren bir mana taşır.
Hacca niyetlenen birinin yönü/hedefi Kâbe doğrultusundadır. Kâbe, Tevhid’in simgesi olduğu için gidiyoruz. Hayatımıza Tevhid’i yerleştirmek için ilk hedefimiz bu yöneliş olmalı.
Esas maksat; tevhide hayatın içinde ulaşmak.(tevhid-i hakiki)
Durmak için istikametimiz Arafat, çünkü Âdem aleyhisselamın vardığı yer de orasıydı. “Ben Âdem’im.” Âdem aleyhisselamın cennetten dünyaya gönderilişi, benim cennetten dünyaya gönderilişim demek. Hiçbirimiz cennetten kovulmadık, sadece cennetten uzaklaştırıldık/ayırıldık. Ergenliğe girince, örtülmesi gereken yerlerimiz de dâhil olmak üzere kendimizin farkına vardık, artık mahrem oldular.
Artık “Dünya”da olduğuma göre, “Ben kimim? Neden varım?” diye düşünmeye başlayıp, cevap aramam lazım. Çocukluk masumiyetinden çıkınca, özgür irademizden sorumlu olmaya başlıyoruz. Şimdi, yetişkin biri olarak ne yaparsak yapalım, son derece bilinçli adım atmalıyız.
Arafat, “insan”ın gerçeğini fark etmesini temsil eder.
Mikat yenilenmek için kesin karar aldığın yer. Orada tüm suni kimliklerimizden soyunup, ihrama bürünürüz. Hiç kimseden farkı olmayan birine dönüştüğümüzü görürüz. Okyanusta bir damlayım. Harem bölgesine girmenin ön şartı bunlardır.
Şimdi neler yasak sana?
- Arzularına göre hareket edemezsin. Mesela: burnuna sinek konsa, kaşıyamazsın. Kertenkele yaklaşsa, böcek ilacıyla uzaklaştıramazsın.
- Her şeye, olduğugibi (yani yaratıldığı haliyle) saygı duymalısın.
- Bilinçsizce kazandığın alışkanlıklarına karşı dikkatli olmalısın.
- Kendine gelmen lazım. Mesela; laf olsun diye, oynamak için, ağaçtan yaprak koparmak istiyorsa canın, bunu ne için yapacağını kendine bir sorman lazım. Bilinçsiz yapıyor olduklarına dikkat ettikçe, kontrol dışı kazandığın alışkanlıklarını göreceksin.
İhram; kendine gelmektir… Alışkanlıklarını, zaaflarını, bilinçsizce kullandığın dilini fark edebildiğin halindir… Bizi “takıntılı” hale getiren, milliyetçi ve ırkçı görüşlerimizden en çabuk şekilde kurtulmalıyız. Buraya, Hacca yenilenmeye gelmedik mi zaten? İhramın üstündeyken, kimseyi incitemezsin (böcekler de dâhil); dış görünüşünde değişiklik de yapamazsın.
Üç dört gün içinde, Âdem’den (doğumundan) şimdiye (hâlihazırdaki haline) kadar, tüm insanlık tarihini yeniden yaşayacaksın. Şöyle ki: Bebekken tertemiz verilen ruhumuzu, şu hale gelene kadar kirlettik. Hâlâ saf ve temiziz aslında, çünkü fıtrat hiç değişmez. Tıpkı cam kirlenip ışığı fazla geçirmediğinde, onu sildiğimiz gibi, Hac süresince, aslımızı lekeleyen fenalıklarımızı, yanlışlarımızı da silmeliyiz.
Aynadaki tozları temizlemekle, tüm insanlığı baştan yaşayacağız.
Arafat neyi temsil eder?
Tarihte, Âdem’in (a.s.) dünyaya gönderildiği ilk mekânı olduğu rivayet edilir. Arafat’ta duruş sırasında bir şey yapmıyoruz gibi görünmesine rağmen, aslında Dünya’da bulunmamızın ilk farkına varışımızı temsil eder bu süreç. Ruh; Sahibi’nin mutlakıyetini ve varlığın kaynağı olduğunu tanıyacak şekilde yaratılmış. Ancak, dünyaya gelince, Sahibimizden kaybettik, geçmişimizi değerlendirerek O’nu aramalıyız.
Vücut içindeyiz ve bu vücut devamlı fiziksel âlem ile bağlantıda. Ruh bedenin içinde olduğundan dolayı, ruhumun aradığı sorulara cevap bulmalıyım. Bu âlemde ne işim var? Benden ne istiyorlar?
Fiziksel dünya ile nasıl bir bağ kurayım ki, ruhumun aslını koruyabileyim?
Namazın kıyam (ayakta duruş) hali de -farkında olarak durmak şartıyla- aynı konsepti temsil eder.
Neden buradayım?
Bu fiziksel âlemde bulunuşumuzun ciddi bir tahlilini yapmalıyız. Dünyada olmamın amacı ne ki? Çocuklarıma bakmak için mi buradayım? Ecel var, öleceğim, hatta onlar da ölecek.
Sakın Arafat’a; Allah’la pazarlık yapmak ya da sebep sonuç ilişkilerinde takılıp kalmak için gitme. “Allah’ım lütfen oğluma güzel bir iş nasip et.” gibi. Arafat’ın esprisi bu değil çünkü kendine dönmüyorsun, dünyadaki durumuna odaklanmıyorsun.
Arafat, aslımı korumam gerektiğine ikna olarak, karar verdiğim yerdir. Ruhumu tertemiz aslıyla muhafaza etmek için; devamlı dikkatini, eşyadan çok, eşyanın Sahibi olan Zat’a çekmeliyim. (Beden zaten fiziksel bir bağ kuruyor eşya ile. Ruhum o bağ kurulan şeyin Sahibiyle de beraber olunca mutmain oluyor.)



