Fakat kendi hakkımızı savunurken çok dikkatli olmalıyız. Adalet adına, Allah rızası için yapmak zorundayız. Allah dünyada adaleti tesis etmek ister ve insanları adaleti savunmak, adil bir şekilde hareket etmek ve adaleti kurmak için görevlendirir.
Bu ayetin genelinden alınacak dersler neler olabilir?
İntikam duygusuyla savunma yapmak yanlıştı ve fakat hakları yenilmiş insanların hakkını koruma veya geri almaları için Allah’ın yardımını göndereceğini öğreniyoruz. Hakların geri alınmasında takip edilecek yöntemin de en güzel örneklerinden birisini bu ayetten öğreniyoruz: Hakkımızı alırken egoistik duygularımızla değil, hakkın hatırı için teşebbüs etmeliyiz. Bu ayette kısaca ve takip eden ayette detaylı bir şekilde anlatılanlardan öğreniyoruz ki, savunma ve hakkın korunması için Allah’ın tayin ettiği, yani Allah’ın öğrettiği kurallara göre hakkı savunacak bir yöneticiye tabi olmak gerekiyor. Ölçümüz bu olmalıdır, güç ve mülk sahibi olmak gerekli değildir. Allah’ın öğrettiği hikmete tabi olmak esastır.
Ayetin ilk muhatapları özellikle Mekke’den ayrılan ve Medine’ye hicret eden insanlardı. Finansal, sosyal ve politik statülerinde oldukça kırılganlardı çünkü çok farklı bir topluma katılmışlardı. Mekke’de hayvancılık yapabiliyorlardı. Medine toplumu ise tarım toplumuydu. Tüm eşyalarını ve bazıları ailelerini de arkasında bırakmıştı. Ayrıca Medine’de en azından sıfırdan başlamak için yapacakları bir şey de yoktu. Bu yüzden, onların kalplerinin intikam ve kızgınlıkla dolu olması beklenirdi.
Takip eden ayet insanların zihinlerini, intikam almak için değil, haklarını savunmak için, yalnızca Allah için ve Allah’ın çizdiği sınırlar içerisinde yapılmasına hazırlıyor. Evet hakkımı savunacağım ama bunu adaleti kurmak için yapmalıyım. Egoist isteklerime, kaprislerime, intikam duyguma izin vermemeliyim. Savaş koşulları varsa, yani birileri beni öldürmeye çalışıyorsa geri cevap vermeliyim fakat bu savunmayı intikam duygusuyla değil, hakkımı korumak için yapmalıyım.
İmam Ali’nin hikayesini hatırlıyoruzdur. Savaş alanında bir paganla savaşıyordu. Ali, paganı kovalıyordu ve pagan koşarken düştü. Ali onu tam öldürmek üzereyken (çünkü savaş alanı normal keyfi bir sivil hayatı değildir) onun yüzüne tükürdü. Ali gazaplanmıştı ve fakat aniden durdu, öldürmekten vazgeçti. Pagan “Düşmüştüm ve benim üzerimdeydin. Kılıcın da vardı neden beni öldürmedin?” diye sordu. Ali “Seni savaş şartlarında Allah’ın koyduğu kurallara göre Onun adına ve Onun öğrettiği kurallara uyarak öldürecektim fakat sen bana tükürünce sinirlendim, gazabım bana hâkim geldi ve durdum çünkü seni intikam almak için değil, Allah’ın iradesini yerine getirmek için öldürecektim.” Pagan cevap verdi: “Ben de seni daha fazla kızdırıp daha şiddetli bir darbe ile vurasın ve beni yaralar içerisinde ölüme bırakmayasın diye, acı çekmeden ölmek için tükürmüştüm.” Bu bir pagan anlayışıdır. İmam Ali’nin anlayışı ise Allah’a inanan birinin anlayışıdır. Kur’an öğrencisinin anlayışı uygundur. Bizim bu ayetten alacağımız ders budur.



