Diğer Kainat ve İnsan Kur'an Okumaları Usûle Dair

Hz. Davud (as) Kıssasında Kendimi Buldum- 2

Gerçekten zorluklarla karşılaşsak da Allah’ın rızasına bağlı kalmalıyız. Kuran’a ilk muhatap olanlar için Kur’an’da verilen Talut örneğinde sergilenen şartlar var ve bizim de kendi hayatımızda geçirdiğimiz pek çok zor zamanlar ve koşullarla beraber gelen şartlarımız var. Belki haksız yollarla tehdit ediliyoruz ve haklarımız bizden alınıyor. Kendimizi savunmalı ve bunu intikam duygumuzu tatmin etmek veya sinirimizi yatıştırmak için değil yalnızca adaleti kurmak için kendi şartlarımızda yapmamız gerekeni yapmalıyız.

Hz. Davud (as) Kıssasında Kendimi Buldum- 2 | Ha-Mim

“Kendi şartlarımda ordu kuramam, Talut gibi Allah’ın adına hareket edecek bir kumandan da yok,” deyip geçmemeliyiz. Nasıl bir yol izleyeceğimizin prensiplerini bu ayetten öğreneceğiz.

“Ve onların peygamberi, toplumunun önde gelenlerine, “Bakın,” dedi, “Allah Tâlût’u size kumandan olarak tayin etti.”

Onlar: “Biz zengin ve toplumumuzun ileri gelenlerinden birimizin olmasını bekliyorduk,” diyorlar, komutan veya yönetici olmanın özelliklerinde yanılıyorlardı. Allah’ın öğrettiği bir yolda savaşa girmeye karar verselerdi ve Peygamber de pratikte bu uygulamayı onlarda görseydi, Allah komutan olmak için onların arasından yetenekli birini tayin ederdi. Fakat onların verdiği cevaba bakalım;

“Biz hükümranlığa ondan daha çok layık iken ve ona fazla bir servet de verilmemişken nasıl bizim üzerimizde hüküm sahibi olabilir?” dediler.

Ayetteki inceliği kavramak hiç de zor değil. Peygamber: Allah bu kişiyi belirledi, der ve Allah’ın iradesi kriterini kullanır. Fakat insanlar kendilerinin öngördüğü özellikleri ölçü olarak aldıklarından, “Biz toplumda Talût’tan daha iyi bir statüde olduğumuz için komutanlığa ondan daha çok hakkımız var,” dediler.

Şimdi görüyoruz ki saygı duyulan dürüst bir adam olmasına rağmen, Peygamber (as) bir yetimdi, zengin değildi ve toplumda yüksek bir statüsü de yoktu. Fakat bu, toplumun lideri olamayacak demek değildi. Bu yüzden Mekke’de ona “sen kimsin ki?” diye muamele ediyorlardı. Çünkü onların kafalarında topluma rehberlik yapacak olan kişi, kendi içlerinden soylu biri olmalı kriteriyle düşünüyorlar ve bu durum ayette de açıkça temsil ediliyordu.

Şimdi bu ayeti şu anda yaşadığımız hayat şartlarımızda okuyalım. Zenginlik, mal varlığı, yalnızca dünya mutluluğu hedeflerine ulaşmada kullanılacak bilgilere sahip olmak gibi özelliklere sahip olan kişilere mi hayran oluyoruz? Kendimize örnek insan, eş veya lider olmasını istediğimiz kişilerde hangi özellikleri arıyoruz?

Peygamberlerine itiraz edenler zenginlik ölçüsüyle insanların değerini ölçüyorlardı. Bu bize bir şey hatırlatıyor mu? Eğer birisi fakirse başkan olarak seçilmesi imkânsız, sadece ABD’de değil her yer için geçerli. Herhangi bir alanda liderlik pozisyonuna gelebilmenin ölçüsünü yalnızca maddi özelliklerde aramanın doğru olmadığını öğreniyoruz bu ayetten.

Yazar hakkında

Meryem Nur

Yorum yazın