Kainat ve İnsan Kur'an Okumaları Usûle Dair

Hz. Davud (as) Kıssasında Kendimi Buldum-3

 اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِه۪ٓ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ ف۪يهِ سَك۪ينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ

“Bakın, meşru hükümranlığın bir işareti olarak size içinde Rabbiniz tarafından bahşedilmiş bir iç huzuru ile” 

Bu bizim için bir umut kaynağıdır. Eğer gerçekten Kuran’ı incelersek neyle karşılaşacağız? Hayatımıza kattığı anlamlılık, dolayısıyla huzur ile. “Ben Kuran okuyorum fakat huzur hissetmiyorum.” diyebiliriz ama Kuran’ın mesajını anlamak için yalnızca tercümesini okumak ile yetinmemeli ve fakat çalışmaya devam etmeliyiz. Eğer sükûnet hissetmiyorsak, bu durumda kendimize dönüp ne tür ve nerede huzur aradığımızı sorgulamalıyız. Yani, ebedi mutluluk beklentilerimizin gerçekleşmesinin mümkün olup olmadığını ve dolayısıyla varlığımızın ve hayatımızın anlamının yaşamaya değer olup olmadığını mı, yoksa, kıskançlık, kişisel çıkarlar vs. gibi beklentilerimizin tatmin edilmesi için mi olduğunu araştırmalıyız. 

Burada Talut’un Davud’dan (as) öğrendiklerini ve insanlara, orduya, ne ilettiğini incelemiyoruz. Mesajdan aldıklarını kişisel hayatında uygulamak için ona hikmet ve ilim verilmiş olabilir ama konumuz bu değil. Konumuz, bir kişi komutan vasfını alacak ise hangi temeller ile bu yetkiyi alabileceğine dikkat etmektir. 

Kuran eğitiminin içerisine ciddi bir şekilde girmemiş, geleneksel, kulaktan dolma bir din anlayışı içerisinde hayatına devam etmeyi tercih eden insanlar var ve aynı zamanda bir Yaratıcının olması ve O’nun konuşmasını gönderdiğine dair masum bir inançları var. Bir Müslüman Kuran’ı okurken, bir Hristiyan İncil’i okurken, bir Yahudi Tevrat’ı okurken aynı tavrı sergileyebilir. Bu insanların niyetleri ve kapasiteleri söz konusu olduğunda, kendilerini Yaratıcıya bağlama konusunda aynı düzeydedirler. Okuyorlar ama içeriğini bilmiyorlar. Allah’ın insanlara konuşmasını temsil eden bu kitap aracılığıyla Allah ile bağlantılarından dolayı bunlar burada tartışmamızın dışındadır çünkü bizim böylesi sohbetlerimize katılmazlar, katılsalar bile bizi dinleyemezler, neden bahsettiğimizi anlamazlar.

Fakat sen ve ben dünyada olan her şeyin farkındayız. Maddi menfaatler, maddi güç, toplumsal statü, gerçeği olmayan iddialar vb. sorulara, şüphelere, endişelere maruz kalıyoruz ve neyi seçtiğimizi biliyoruz. Bizim gibi şöyle ya da böyle eğitim almış kişiler, eğitimsiz iyi kalpli insanlar gibi davranamaz ama bir eğitim deneyiminden geçmemiş ve fakat Kuran’ı, İncil’i, Tevrat’ı okurken niyetlerinin ne olduğunu bilemediğimiz bu insanlar hakkında da hüküm veremeyiz. Ayrıca, eğitim almış insanlar hakkında da hüküm veremeyiz. Kendi vazifemize bakıp, bize verilen sorgulama kapasitesini kullanıp, aldığımız eğitimi hayatımız ile deneyimleyip karşılaştığımız sorularımızın cevabını araştırmaya odaklanmalıyız.

Yazar hakkında

Meryem Nur

Yorum yazın