Kainat ve İnsan

Sun’î Libasın Mühim Bir Hikmeti

Sun'î Libasın Mühim Bir Hikmeti | Ha-Mim

Aşağıdaki parçada Said Nursi enteresan bir konudan bahsediyor:

“Dünyada sun’î libasın hikmeti, yalnız soğuk ve sıcaktan muhafaza ve ziynet ve setr-i avrete münhasır değildir. Belki mühim bir hikmeti, insanın sair nevilerdeki tasarruf ve münasebetine ve kumandanlığına işaret eden bir fihriste ve bir liste hükmündedir. Yoksa, kolay ve ucuz, fıtrî bir libas giydirebilirdi. Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif paçavraları vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür.”

Diğer tüm canlılardan farklı olarak üzerimize dünyadaki malzemelerden ürettiğimiz elbise giyiyoruz. Vücudumuzun bir parçası olmadığı için Nursi bu elbiseyi suni diye tanımlıyor. Diğer canlıların ise fıtri elbiseleri var. Neden? Nursi konuyu insanın arza halife olmasıyla, yani dünya üzerindeki canlı türleri üzerindeki tasarruf ve kumandanlığı bağlamında değerlendiriyor . Mesela giydiğimiz gömlekteki pamuk iplik, insan nevinin pamuk bitkisi, o bitkinin yetiştirilmesi ve ürünlerinin işlenmesi için gerekli tüm malzemeler ve araçlar üzerindeki tasarrufuna işaret ediyor. Bu sadece işin iplik kısmı. Günümüzdeki tedarik zincirlerinin tüm dünyayı kapsadığını da hesaba katarsak, üzerimizdeki basit bir kıyafet, insanın dünya çapında cari olan tasarrufu ile mümkün oluyor. Kıyafet giymemiz basit bir hadise değil yani.

Eğer böyle bir hikmet olmazsa, üzerimizdeki kıyafet isterse insanların en kıymet verdiği marka olsun, paçavra derekesine iner diyor. Tabii bu sadece kıyafetimizle kısıtlı da değil. İman şuuru ile yapılmayan her iş ve eşya ile kurulan her ilişki, manasızlık mezarlığına gömülüyor. Manasızlık insanın en temelli problemi olduğundan, iman şuurumuzu giydiğimiz kıyafet bağlamında da kuşanmamız gerekiyor.

İnsanın kumandanlığı da ilginç. Nasıl ki bir generalin kumandası altındaki birliklerin karşısına üniformasız çıkması “yakışıksız” olur, insanın da kumandası altındaki arzın ve sakinlerinin karşısına elbisesiz çıkması “ayıp” olur, denebilir. Ben hiç elbisemi bu bilinçle giymemiştim. Ya siz?

A’raf 26‘da bahsedilen ‘takva elbisesi’ni de bu bağlamda düşünebiliriz. Yani tasarruf ve kumandanlık nazarımızı takındığımızda, elbisemizi paçavra konumundan takva makamına çıkartabiliyoruz.

Son olarak şu cümleye dikkat edelim: “Yoksa, kolay ve ucuz, fıtrî bir libas giydirebilirdi.” Fıtrî bir libasımız olabilecekken neden suni libasımız var sorusunu sorabilmek için özgür düşünmek gerekir. Mesela “neden zıtlar var” sorusuna “çünkü insan zıtlar üzerinden öğrenir” cevabını alan kişinin, akabinde “insan zıtlar üzerinden değil de başka şekilde de öğrenebilirdi, neden zıtlar üzerinden öğrenecek şekilde var edilmiş” diye sorgusuna devam etmesi, özgür düşünebilme yetisinin geliştiğinin alametidir. Bizim de bu yönde kendimizi geliştirmeye çalışmamız gerekir.

Yazar hakkında

Zafer Devrim Özdemir

"Hayır; gördüklerinize yemin ederim... Ve görmediklerinize..." Hâkka 69:38-39

Yorum yazın