Kainat ve İnsan

Peygambersiz Hayat Anlamsız Olurdu -III-

Peygambersiz Hayat Anlamsız Olurdu -III- | Ha-Mim

Yaratıcının Sınırsız Tercih Etme Özelliği Olmalı Mı?

Bir önceki yazıda, evrende mekansal ve zamansal boyutta tam bir düzen ve düzenlilik gözlendiğini, bunun “Yaratıcı, yarattığı düzene mahkum mu?” şeklinde bir soruyu gündeme getirdiğini, ancak daha önce Onun “mutlak”, “sınırsız olan” olduğuna ulaşıldığını, dolayısıyla Onu, yarattığı düzene mahkum görmenin “mutlakiyet” ile çelişeceğini konuşmuştuk.

Şimdi burada tefekkürümüze devam etmek istiyoruz. Gündeme gelen sorular şunlar: Yaratıcının tercih edici yani irade sahibi olup olmadığını nasıl anlayabiliriz, irade sahibi ise “mutlakiyet” gereği iradesinin yani tercihinin sınırsız olması gerekeceğine göre bunu nasıl temellendirebiliriz, eğer Onun sınırsız tercihi varsa evrendeki her şeyin, her zaman bir düzen içinde olmasını neye bağlayabiliriz?

Varlıklara baktığımızda her bir varlığın kendisine has ve başka hiçbir varlıkta olmayacak şekilde yaratıldığını görüyoruz. Mesela her insana ayrı bir sima, ayrı bir ses, ayrı bir karakter, ayrı bir ömür verildiğini müşahede ediyoruz. Diğer bir ifadeyle dünyada ne kadar insan varsa o kadar ayrı sima var, o kadar ayrı ses var, hatta o kadar ayrı parmak izi var. Her insanın yüzünde aynı organlar, üstelik aynı yerde ve aynı fonksiyonu görecek şekilde dizayn edildiği halde her insanın “biricik” olması Yaratanın tercih edici, irade sahibi olduğunu apaçık gösteriyor, diye anlıyorum.

Evet, yaratılış bir düzen içerisinde gerçekleşiyor ve fakat her bir varlık kendisine özgü özelliklerle var ediliyor. Var ediliş sürecinin bir düzen içerisinde gerçekleşmesi, düzenin Yaratıcısının iradesini düzene terk ettiği anlamına gelmiyor. Bu, sadece insanların “görünüm”lerinin ya da parmak izlerinin farklılığı ile sınırlı değil. İncelemeye çalıştığımda her varlığın, her varlıktaki her parçanın, her hücrenin “kendine özgü” nitelik taşıdığını, “biricik” olduğunu fark ediyor, bunun da ancak özel bir seçimle yani iradeyle gerçekleşebileceğinin zorunlu olduğunu anlıyor, Yaratıcının sonsuz ya da sınırsız bir tercih etme özelliğine sahip olduğunu teslim ediyorum. Hatta incelememi sürdürdüğümde, her bir varlığın her anki halinin de diğer bütün varlıklardan farklı olarak yaratıldığın görüyorum. Bu gözlem ve incelemem bana Yaratıcının iradesinin, tercih etme özelliğinin sonsuzluğunu gösteriyor, diye emin oluyorum.

Her bir varlığın her ânının farklı olmasının açıkça kanıtladığı üzere, Yaratıcının böyle sınırsız tercih etme özelliği ve iradesi olduğu halde “düzenin değişmiyor oluşunun” sebebi nedir, diye düşündüğümde şuna ulaşıyorum: Düzenin değişmiyor oluşu, biz yaratıkların çevremiz ile kuracağımız ilişkide doğru ve tutarlı bir yol izlememize imkan veriyor. Ben düzen içinde var edilen varlıklardan hangisi ile nasıl ilişkiye geçtiğimde nasıl bir sonuç alacağımı önceki düzen deneyimlerimden öğrenebiliyorum. Söz gelimi ben bahçemde şu sebzeleri ya da meyveleri yetiştireceksem bunun yollarını ve şartlarını düzendeki tecrübelerimden hareketle gerçekleştirebiliyorum. İnsanları simalarındaki belirgin özellikleriyle tanıyorum. Kısacası eğer varlıklarda ve yaratılışta düzen olmasa ben çevremle sağlıklı ilişkiler kuramam, amaçlarını gerçekleştiremem hatta hayatımı devam ettiremem!

Ancak bütün bunlar beni sanki Yaratıcı düzeni kurmuş ve bir kenara çekilmiş gibi bir zanna itmemelidir, diye düşünüyorum. Bundan dolayıdır ki O, her an, her bir varlığı diğer bütün varlıklardan farklı özelliklerle yeniden bir yaratma işlemine tabi tutuyor. Sonsuz iradesini, her bir şeyi kendisine has özelliklerle donatarak bizzat Kendisinin tercih ettiğini biz insanların bilincine sunuyor.

Şu nokta benim çok dikkatimi çekiyor. Öyle bir Yaratıcım var ki, hem her şeyi bir düzene tabi kılıyor, hem düzeni düzenli bir şekilde sürekli değiştiriyor ve hem de benim ile özel olarak tercih ettiği bir ilişki içinde bulunuyor. Öyle harika bir yaratılış gözlemliyorum ki, benim Yaratıcım bana her an özel muamele ediyor, özel olarak benim için bu düzen içinde, düzenin işlerliliğini bozmadan öyle incelikli bir yaratılış tercihi gerçekleştiriyor ki, beni hayretler içinde bırakıyor!

Sonuç olarak hem eşyanın varlığa gelme prensipleri değişmiyor ve hem de her bir şey yalnız kendisi için özel bir yaratılışa tabi kılınıyor. Böylesi bir Yaratıcı için ancak sınırsız, sonsuz, mutlak iradeye yani tercih etme özelliğine sahip olduğunu kainatın şahitliği ve aklımızın tasdiki ile kabul edip onaylıyoruz.

Tefekkür yolculuğumuza devam edelim, inşallah!

Yazar hakkında

Ali Mermer

Ali Mermer, New York Şehir Üniversitesi, Queens'te din görevlisi olarak çalışmaktadır. Ayrıca çeşitli üniversitelerde Kuran çalışma gruplarını koordine etmektedir.

Yorum yazın